Ana içeriğe geç
Sözlük

son derece ile cümle

son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Güvenlik son derece sıkıydı.Paza a fost extrem de strictă.
Diğer canlılara karşı Son derece agresif bir tutum sergilerler.Rendkívül agresszívek minden más élőlénnyel szemben.
Mesleğine ve hastalarına son derece bağlıdır.Nagyon fontos a páciens és családjának együttműködése.
Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.A tönkje túlságosan rostos a fogyasztáshoz.
Son derece zorlu bir görevdi.Meglehetősen nehéz feladatot kapott.
Ancak Lupin bu olaydan son derece rahatsızdır.Garfield ettől persze rosszul érzi magát.
1972 Yaz Olimpiyatları'ndaki Münih Katliamı'ndan sonra köyler son derece güvenli hale getirildi.Az 1972-es nyári olimpián történt terrorakciót követően jelentősen megerősítették a biztonsági intézkedéseket.
Fakat bu sırada Avrupa'nın durumu iktisaden son derece kötüdür.Eközben az iraki állam továbbra is rendkívül legyengült állapotban maradt.
Üretici güçlerdeki bu gelişme toplumların üretim kapasitelerini son derece belirgin biçimde genişletti.Felismerte, hogy a termelőerők fejlődése nagymértékben függ a fennálló társadalmi viszonyoktól.
Uzun kışlar hayatı son derece zorlaştırır.A szigorú tél rendkívül megnehezítette a bejárást.
Son derece önemlidir.Mindez rendkívül fontos.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.A vallás ügyeiben a mongolok rendkívül toleránsak voltak.
Klinikopatolojik açıdan bu olay son derece önemlidir.Ennek gyógyászati szempontból nagy jelentősége van.
Kendisi son derece üretgen bir bilim adamı.Legalább olyan jó befektető, mint tudós.
Bir yardım merkezinde çalışan Grace son derece iyi niyetli ve yardımsever bir kızdır.Grace egy nagyon kedves és segítőkész lány.
Hava sislidir ve görüş son derece sınırlıdır.Felszíne erdős, így a kilátás korlátozott.
Yarışma son derece tehlikelidir.Versenyzésre, kiválóan alkalmasak.
Bu durumun ise son derece etkileyici olduğunu söyler.Kiderül, hogy ez a probléma meglepően bonyolult.
Logan Dağı'ın yakınlarında sıcaklık son derece düşüktür.A Cascade-hegység közelsége miatt nagyon kevés csapadék hull.
Eserin bir diğer önemi de Türk tarihi açısından son derece önemli bilgilere yer vermesidir.További, döntő értesüléseket kapunk az ispán szóval kapcsolatban Spanyolország történelméből.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Szőlőhegye jó bort adna, de felette sovány.
Ebeveynleri çocuklarına son derece kapsamlı bir eğitim verdi.Mindkét gyermekének gondos nevelést biztosított.
Programda son derece eklektik dersler yer almaktadır.Mások erősen megkérdőjelezhető módszertani megoldásokat találtak a könyvben.
Fakat bu infaz edilemez, çünkü çarpışmalar son derece şiddetle devam etmektedir.Nem fogom beperelni Önöket, mert a törvény túlságosan is lassú.
Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır.De azt is megtudtam, hogy a magyarok büszke és nagyszerű emberek.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.Kiváló, nagyon tehetséges zongorista volt.
Flapjack hem de son derece arkadaşçadır ve sık sık biri dostluğuna uymazsa üzülür.Flapjack on myös erittäin ystävällinen ja usein pettyy mikäli hänen ystävyyttään ei kunnioiteta.
Ancak her ikisi de son derece zayıflamıştır.Kumpikin pettyi suuresti.
Ancak Lupin bu olaydan son derece rahatsızdır.Borman voi erittäin pahoin.
19. yüzyılın başında, İspanya'da siyasi durum son derece karışıktı.Poliittinen tilanne 1800-luvun alun Uudessa Espanjassa oli epävakaa.
B sınıfı yıldızlar son derece aydınlık ve mavidir.B-tyypin pääsarjan tähdet ovat erittäin valovoimaisia ja sinisiä.
Son derece zorlu bir görevdi.Tehtävä oli äärimmäisen vaikea.
Ayrıca Edward'la da son derece yakındır.Michael on myös todella sulkeutunut.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.Se on uskollinen omistajalleen ja muille lähimmille ihmisilleen.
Yediuyurlar son derece sosyal hayvanlardır.Ritarihaukat ovat erittäin sosiaalisia eläimiä.
Böylece son derece gerçekçi görüntüler elde edilebilir.Näin kuvat voisivat olla aitoja.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Tämä oli siihen aikaan hyvin harvinaista.
Eski kilisenin orijinal görünümünü ve iç dekorasyonunu son derece iyi bir şekilde korunmuştur. ^Vanha kirkko on säilyttänyt alkuperäisen ulkoasunsa ja sisustuksensa poikkeuksellisen hyvin.
Son derece idealist emellere sahiptik."Minulla oli erittäin menestyksetön mallin ura.”
Bu yüzden bu familyanın taksonomisi son derece tartışmalıdır.Heimon taksonomia on kuitenkin hyvin kiistanalainen.
Ancak Pinara ile ilgili tarihi ve epigrafik kayıtlar son derece azdır.Rekonstruktiivisen ja kosmeettisen kirurgian raja on kuitenkin hyvin häilyvä.
Rhaegar son derece zeki biriydi ve kafasına koyduğu şeyi yapardı.Sundqvist oli tinkimätön ja halusi tehdä asiat oman päänsä mukaan.
Bazen son derece inatçı davranır ve kuzenleri gibi annesi için sorunlara neden olur.Maka taas nalkuttaa jatkuvasti ja haluaa tulla äidinsä tavoin asemestariksi.
Almanya ekonomisi son derece gelişmiş bir sosyal piyasa ekonomisidir.Tšekin talous on pitkälle kehittynyt sosiaalinen markkinatalous, jossa on korkea elintaso.
Léko, son derece güvenli sıkı bir oyuncudur.Ramma on erittäin fyysisesti vahva pelaaja.
Son derece ölümcül ve bulaşıcı bir hastalıktır.Se on herkkä tunto- ja tartuntaelin.
Hekla'daki patlamalar son derece çeşitli ve tahmin edilmesi zordur.Calgaryn sää on vaihteleva, ja sitä on hyvin vaikea ennustaa.
Rohtas Kalesi bir kuvvet tarafından asla yağmalanmadı, ve son derece sağlam bir şekilde korundu.Linnoitusta ei koskaan valloitettu, joten se on säilynyt poikkeuksellisen hyvin.
Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır.Viimeksi mainituissa tapauksissa siitä tulee hurja ja rohkea koira.
Yerli çalgılar son derece ilkel.Suomusiimalevät ovat alkeellisimpia viherleviä.
Darbelere karşı son derece korumalıdır.Immenkalvon tehtävä on suojata emätintä.
Üretici güçlerdeki bu gelişme toplumların üretim kapasitelerini son derece belirgin biçimde genişletti.Lakko vaikutti suuresti yhtiön tuotantokapasiteettiin.
Yabancılara karşı iyi davranır ve efendisine karşı son derece dikkatlidir.Se on voimakastahtoinen ja vieraita kohtaan varautunut, mutta omistajaansa kohtaan äärimmäisen uskollinen.
EUROSAI; güçlü, bağımsız ve son derece profesyonel YDK’ların geliştirilmesinin desteklenmesi amacına bağlıdır.Το EUROSAI έχει δεσμευθεί να συμβάλει στην ανάπτυξη ισχυρών, ανεξάρτητων και άκρως επαγγελματικών ΑΟΕ.
Hekla'daki patlamalar son derece çeşitli ve tahmin edilmesi zordur.Οι εκρήξεις του Χέκλα ποικίλουν και δύσκολο να προβλεφθούν.
Son derece nadirdir, özellikle bebeklerde ve çocuklarda görülür.Εκδηλώνεται κυρίως σε βρέφη και μικρά παιδιά.
Vigenère şifreleme son derece güçlü olmak için bir ün kazandı.Η κρυπτογράφηση Βιζενέρ απέκτησε τη φήμη ότι είναι εξαιρετικά ισχυρή.
Bu engellerin büyük kısmı son derece sembolikti.Σε γενικές γραμμές τα φράγματα αυτά φαίνονται να είναι πολύ αποτελεσματικά.
İçimi de son derece yumuşak bir maden suyudur.Επίσης, είναι ήπια οξειδωτικά μέσα.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Συνήθως είναι επιφυλακτικά με τους ξένους, αλλά πολύ οικεία με τα μέλη της οικογένειας.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
son derece ile cümle - Sayfa 30 - son derece kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App