son derece ile cümle
son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Sonuç olarak ticaret son derece karlıydı ve tüccarların elinde büyük bir servet birikiyordu.Znamenalo to pro ně velmi výnosný obchod, na kterém značně zbohatli.
Şantran'ın kontrolü dışında yaşayan mürtet (apostate) büyücüler, son derece tehlikeli kabul edilirler.Používání ayahuascy bez šamana je považováno za potenciálně nebezpečné.
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Jsou to lesy s velmi vysokou stabilitou a probíhá zde přirozený autoregulační proces.
Ayrıca av turizmi de son derece yaygındır.Domácí cestovní ruch je také prominentní.
Deniz seviyesindeki değişmeler de kıta çökelleri üzerinde son derece etkili olmuştur.Dopad na hladinu oceánu by byl opět svým přetížením smrtící.
Bu sembolik açıdan son derece önemliydi.To mělo velký symbolický význam.
İtalyan silahları son derece kalitesizdi.Armele din Italia au fost de calitate foarte scăzută.
Ancak her ikisi de son derece zayıflamıştır.Ambii sunt foarte slăbiți.
Çünkü o son derece çirkin bir iştir ve kötü bir yoldur" denmesi buna örnektir.A-i lua înapoi este o josnicie și-un păcat vădit.
Avrupa Çevre Ajansı RETScreen yazılımını "son derece kullanışlı bir gereç" olarak tanımlamıştır.Agenția Europeană de Mediu afirmă că RETScreen este un „instrument extrem de util”.
Son derece düz bir yengeç örümcektir.În realitate, este un păianjen timid.
Halka kuyruklu maki son derece sosyal bir hayvandır, 30'dan fazla hayvandan oluşan gruplar halinde yaşar.Capibara este un animal sociabil, care trăiește în grupuri de 10-30 indivizi.
Belge yönetim sistemlerinde güvenlik son derece önemlidir.Securitatea documentelor este vitală in multe sisteme de management a documentelor.
Son derece zorlu bir görevdi.Misiunea sa a fost foarte dificilă.
Ve bu sihir son derecede gergin, korkutucu bir sihirdi." açıklamasında bulunmuştur.Și, Dumnezeule, ce poezie adâncă și puternică descoperă el aici!"
Öyle ki arıların dölleme işlemine ihtiyaç duymayan bitki sayısı son derece sınırlıdır.Pedepsele pentru cei care nu furnizau cantitatea minimă de latex impusă erau brutale.
Toplam üretiminden sadece birkaç eser birinci sınıf ve son derece özgündür; kalanlar vasat veya zayıftır."Două lucruri sunt certe – e foarte frumoasă și foarte inteligentă, restul depinde de timp, de împrejurări ."
Treponema pallidum alttürü pallidum spiral şekilli, Gram-negatif, son derece hareketli bir bakteridir.Treponema pallidum, subspecia pallidum, este o bacterie de formă spiralată, Gram-negativă, extrem de mobilă.
Imru' al-Qais' mezar yazıtları son derece zor şekilde bitişik yazılmıştır.Biografia Imamului Al-Shafi’i este dificil de stabilit cu exactitate.
Ancak Pers Sarayı'nın tepkisi son derece saldırgan olmuştur.Vestea căderii Alamoului a avut, însă, efect total opus.
Roma toplumu son derece hiyerarşik bir yapıya sahipti.Roma avea o alimentare cu apă impresionantă.
Bu da son derece doğaldır çünkü kendi sadhanalarını yakından bilmektedirler.Rămânând aproape de natură, ei au ajuns să-i cunoască tainele.
Bu da İskilip'in ceviz üretimi için son derece uygun bir ekolojiye sahip olduğunu ortaya çıkarmaktadır.Susține că alchimia ar trebui să producă elemente compuse utile pentru omenire.
Seçim son derece zor şartlar altında yapıldı.Acest lucru a fost făcut în condiții foarte dificile.
FreeBSD işletim sistemine katkıda bulunmak son derece basittir.Este bazat pe sistemul de operare FreeBSD.
Evlilik – Evlilik, son derece önemli bir yaşam evresi olayıdır.Sacramentul, în special taina căsătoriei, este o temă majoră.
Bazen son derece inatçı davranır ve kuzenleri gibi annesi için sorunlara neden olur.El este foarte matur pentru vârsta lui și de multe ori acționează ca părinte în relația cu mama lui.
Kennedy'nin hayatı durumu son derece kritiktir.De aceea, moartea lui Kennedy reprezintă o tragedie.
Kuraklığa son derece dayanıklıdır.Vaccinul este foarte sigur.
Bu, hiçbir canlı hayvan vücudunun yapamadığı son derece karmaşık bir hadisedir.Este un element fără de care organismul uman nu poate supraviețui.
Tom son derece hırslı.Tom este extrem de ambițios.
Tom son derece hasmane.Tom este extrem de ostil.
Güvenlik son derece sıkıydı.Paza a fost extrem de strictă.
Diğer canlılara karşı Son derece agresif bir tutum sergilerler.Rendkívül agresszívek minden más élőlénnyel szemben.
Avrupa Çevre Ajansı RETScreen yazılımını "son derece kullanışlı bir gereç" olarak tanımlamıştır.Az Európai Környezetvédelmi Ügynökség kijelentette, hogy a RETScreen „rendkívül hasznos eszköz”.
Mesleğine ve hastalarına son derece bağlıdır.Nagyon fontos a páciens és családjának együttműködése.
Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.A tönkje túlságosan rostos a fogyasztáshoz.
Son derece zorlu bir görevdi.Meglehetősen nehéz feladatot kapott.
Ancak Lupin bu olaydan son derece rahatsızdır.Garfield ettől persze rosszul érzi magát.
1972 Yaz Olimpiyatları'ndaki Münih Katliamı'ndan sonra köyler son derece güvenli hale getirildi.Az 1972-es nyári olimpián történt terrorakciót követően jelentősen megerősítették a biztonsági intézkedéseket.
Fakat bu sırada Avrupa'nın durumu iktisaden son derece kötüdür.Eközben az iraki állam továbbra is rendkívül legyengült állapotban maradt.
Üretici güçlerdeki bu gelişme toplumların üretim kapasitelerini son derece belirgin biçimde genişletti.Felismerte, hogy a termelőerők fejlődése nagymértékben függ a fennálló társadalmi viszonyoktól.
Uzun kışlar hayatı son derece zorlaştırır.A szigorú tél rendkívül megnehezítette a bejárást.
Son derece önemlidir.Mindez rendkívül fontos.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.A vallás ügyeiben a mongolok rendkívül toleránsak voltak.
Klinikopatolojik açıdan bu olay son derece önemlidir.Ennek gyógyászati szempontból nagy jelentősége van.
Kendisi son derece üretgen bir bilim adamı.Legalább olyan jó befektető, mint tudós.
Bir yardım merkezinde çalışan Grace son derece iyi niyetli ve yardımsever bir kızdır.Grace egy nagyon kedves és segítőkész lány.
Hava sislidir ve görüş son derece sınırlıdır.Felszíne erdős, így a kilátás korlátozott.
Yarışma son derece tehlikelidir.Versenyzésre, kiválóan alkalmasak.
Bu durumun ise son derece etkileyici olduğunu söyler.Kiderül, hogy ez a probléma meglepően bonyolult.
Logan Dağı'ın yakınlarında sıcaklık son derece düşüktür.A Cascade-hegység közelsége miatt nagyon kevés csapadék hull.
Eserin bir diğer önemi de Türk tarihi açısından son derece önemli bilgilere yer vermesidir.További, döntő értesüléseket kapunk az ispán szóval kapcsolatban Spanyolország történelméből.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Szőlőhegye jó bort adna, de felette sovány.
Ebeveynleri çocuklarına son derece kapsamlı bir eğitim verdi.Mindkét gyermekének gondos nevelést biztosított.
Programda son derece eklektik dersler yer almaktadır.Mások erősen megkérdőjelezhető módszertani megoldásokat találtak a könyvben.
Fakat bu infaz edilemez, çünkü çarpışmalar son derece şiddetle devam etmektedir.Nem fogom beperelni Önöket, mert a törvény túlságosan is lassú.
Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır.De azt is megtudtam, hogy a magyarok büszke és nagyszerű emberek.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.Kiváló, nagyon tehetséges zongorista volt.
Flapjack hem de son derece arkadaşçadır ve sık sık biri dostluğuna uymazsa üzülür.Flapjack on myös erittäin ystävällinen ja usein pettyy mikäli hänen ystävyyttään ei kunnioiteta.