Ana içeriğe geç
Sözlük

son derece ile cümle

son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Son derece büyüklerine saygılı nesiller yetiştirilmiştir.To jsou příznaky vznešeného oddaného.
Ama bunun dışında da son derece eğlenceliydi." dedi.Přesto však docela zábavný..."
Salih rüya son derece az görülür.Jsme rády, že se nám sen splnil.
Yarışma son derece tehlikelidir.Je přehnaně soutěživý.
Yediuyurlar son derece sosyal hayvanlardır.Kosatky černé jsou extrémně sociální zvířata.
Stewie bisikletten son derecede memnundur.Malý Charly touží po kole.
Sektörel Heterokromi insanlarda son derece nadir görülür, nüfusun yaklaşık 1%'inde bulunmaktadır..Heterochromie duhovky je velmi vzácná, vyskytuje se asi u 2% populace.
Bu son derece kanlı geçen çatışmalar dokuz gün boyunca devam eti.Celkem trvaly bojové akce devět dní.
Son derecede uzmanlaşmış kişiler bunu yapabilirler.K tomu potřeboval především tým schopných odborníků.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Vůči cizím psům se chovají většinou přátelsky a dobře se s nimi snášejí.
Bu durumun ise son derece etkileyici olduğunu söyler.Sama přiznala, že tato situace byla velice nepříjemná.
Konuşma olmadığı için sahne boyunca müzik son derece baskındır.Bez hudby by byl život ponurý.
Yağışlar son derece az ve kar şeklindedir.Nebylo příliš temno a sněžilo.
Çizimleri, bazı detaylardaki yanlışlıklara karşın son derece nettir.Příčiny jejich úmrtí byly v některých případech poněkud záhadné.
Son derece engin bir kültüre sahip olan Babür, okumaya karşı büyük bir ilgi duymaktaydı.Téměř invalidní Žofie trávila čas intenzivním čtením.
Ailesini sever ve kızıyla son derece gurur duyar.Svoji rodinu miluje a velmi k ní přilne.
Kahve, Etiyopya ekonomisi için son derece önemlidir.Těžba mědi je důležitou součástí katanžské ekonomiky.
Yeni bina ise son derece modern olarak inşa edilmiştir.Interiér byl ceněn jako velice moderní.
Kendisi son derece üretgen bir bilim adamı.Vyžaduje však velmi zkušeného operatéra.
Corvus son derece başarılı bir etki yarattı.Cortés měl výbornou náladu.
Bazen yetişkinlerde de görülebilmekle birlikte,50 yaşın üzerinde ALL son derece nadirdir.Ve velmi vzácných případech může postihnout i dospělé až do 40 let.
Atıcılık için üretilen havalı tabancalar son derece tehlikeli olabilir.Střílí bomby, které dokážou být velmi nebezpečné.
Bu bakımdan OpenGL öğrenimini kolaylaştırır, son derece taşınabilir ve hızlıdır.Lightroom toho dovede opravdu hodně a při používání je velice efektivní a rychlý.
Meyveyi son derece gerçekçi çizdikten sonra onun bir elma olduğunu reddetti.Po odchodu z Teplic hrál za Jablonec.
Seçim son derece zor şartlar altında yapıldı.Vlastní volba se odehrávala za velmi nedůstojných podmínek.
Belge yönetim sistemlerinde güvenlik son derece önemlidir.Je samozřejmě nesmírně důležité dodržovat pravidla bezpečnosti.
Treponema pallidum alttürü pallidum spiral şekilli, Gram-negatif, son derece hareketli bir bakteridir.Treponema pallidum, poddruh pallidum, je spirálovitá, gramnegativní, vysoce pohyblivá bakterie.
Telefon son derece yüksek kalitede ses çalar.Vyráběl zvony vysoké kvality.
Türkiye, terör müdahalesine son derece karşı çıkarak Pakistan Devleti'ni desteklemiştir.Turecko chce po sebevražedném útoku zpřísnit postoj proti terorismu.
Sonuç olarak ticaret son derece karlıydı ve tüccarların elinde büyük bir servet birikiyordu.Znamenalo to pro ně velmi výnosný obchod, na kterém značně zbohatli.
Şantran'ın kontrolü dışında yaşayan mürtet (apostate) büyücüler, son derece tehlikeli kabul edilirler.Používání ayahuascy bez šamana je považováno za potenciálně nebezpečné.
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Jsou to lesy s velmi vysokou stabilitou a probíhá zde přirozený autoregulační proces.
Ayrıca av turizmi de son derece yaygındır.Domácí cestovní ruch je také prominentní.
Deniz seviyesindeki değişmeler de kıta çökelleri üzerinde son derece etkili olmuştur.Dopad na hladinu oceánu by byl opět svým přetížením smrtící.
Bu sembolik açıdan son derece önemliydi.To mělo velký symbolický význam.
İtalyan silahları son derece kalitesizdi.Armele din Italia au fost de calitate foarte scăzută.
Ancak her ikisi de son derece zayıflamıştır.Ambii sunt foarte slăbiți.
Çünkü o son derece çirkin bir iştir ve kötü bir yoldur" denmesi buna örnektir.A-i lua înapoi este o josnicie și-un păcat vădit.
Son derece düz bir yengeç örümcektir.În realitate, este un păianjen timid.
Halka kuyruklu maki son derece sosyal bir hayvandır, 30'dan fazla hayvandan oluşan gruplar halinde yaşar.Capibara este un animal sociabil, care trăiește în grupuri de 10-30 indivizi.
Belge yönetim sistemlerinde güvenlik son derece önemlidir.Securitatea documentelor este vitală in multe sisteme de management a documentelor.
Son derece zorlu bir görevdi.Misiunea sa a fost foarte dificilă.
Ve bu sihir son derecede gergin, korkutucu bir sihirdi." açıklamasında bulunmuştur.Și, Dumnezeule, ce poezie adâncă și puternică descoperă el aici!"
Öyle ki arıların dölleme işlemine ihtiyaç duymayan bitki sayısı son derece sınırlıdır.Pedepsele pentru cei care nu furnizau cantitatea minimă de latex impusă erau brutale.
Toplam üretiminden sadece birkaç eser birinci sınıf ve son derece özgündür; kalanlar vasat veya zayıftır."Două lucruri sunt certe – e foarte frumoasă și foarte inteligentă, restul depinde de timp, de împrejurări ."
Treponema pallidum alttürü pallidum spiral şekilli, Gram-negatif, son derece hareketli bir bakteridir.Treponema pallidum, subspecia pallidum, este o bacterie de formă spiralată, Gram-negativă, extrem de mobilă.
Imru' al-Qais' mezar yazıtları son derece zor şekilde bitişik yazılmıştır.Biografia Imamului Al-Shafi’i este dificil de stabilit cu exactitate.
Ancak Pers Sarayı'nın tepkisi son derece saldırgan olmuştur.Vestea căderii Alamoului a avut, însă, efect total opus.
Roma toplumu son derece hiyerarşik bir yapıya sahipti.Roma avea o alimentare cu apă impresionantă.
Bu da son derece doğaldır çünkü kendi sadhanalarını yakından bilmektedirler.Rămânând aproape de natură, ei au ajuns să-i cunoască tainele.
Bu da İskilip'in ceviz üretimi için son derece uygun bir ekolojiye sahip olduğunu ortaya çıkarmaktadır.Susține că alchimia ar trebui să producă elemente compuse utile pentru omenire.
Seçim son derece zor şartlar altında yapıldı.Acest lucru a fost făcut în condiții foarte dificile.
FreeBSD işletim sistemine katkıda bulunmak son derece basittir.Este bazat pe sistemul de operare FreeBSD.
Evlilik – Evlilik, son derece önemli bir yaşam evresi olayıdır.Sacramentul, în special taina căsătoriei, este o temă majoră.
Bazen son derece inatçı davranır ve kuzenleri gibi annesi için sorunlara neden olur.El este foarte matur pentru vârsta lui și de multe ori acționează ca părinte în relația cu mama lui.
Kennedy'nin hayatı durumu son derece kritiktir.De aceea, moartea lui Kennedy reprezintă o tragedie.
Kuraklığa son derece dayanıklıdır.Vaccinul este foarte sigur.
Bu, hiçbir canlı hayvan vücudunun yapamadığı son derece karmaşık bir hadisedir.Este un element fără de care organismul uman nu poate supraviețui.
Tom son derece hırslı.Tom este extrem de ambițios.
Tom son derece hasmane.Tom este extrem de ostil.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod