Halka kuyruklu maki son derece sosyal bir hayvandır, 30'dan fazla hayvandan oluşan gruplar halinde yaşar.Den falska späckhuggaren är ett socialt djur som lever i familjegrupper på 10 till 50 djur.
Triton'un yörüngesini bulmak son derece tuhaf olurdu.Den bana som Triton infångades i skulle ha varit mycket excentrisk.
Konu tümüyle düş ürünü olabilir ya da son derece gerçekçidir.Innehållet kan vara helt fiktiv eller bygga på verkliga händelser.
Köy halkı son derece misafirperverdir.Partiet är starkt EU-vänligt.
Endüstriyel robotların kullanım alanları son derece çeşitlidir.Industrirobotar har ett brett användningsområde.
Son derece ağır Alman tankları, bu çamur koşullarında yeterince uygun manevra yapamadı.Dessutom var den finska terrängen inte särskilt väl lämpad för den här typen av stridsvagnar.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Under alla dessa fälttåg visade han att han var en skicklig ingenjör och duktig arkitekt.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Rätt hanterad kan den dock ge ett fylligt vin med god tannin-halt.
Son derece ölümcül ve bulaşıcı bir hastalıktır.Sjukdomen är mycket farlig och smittsam.
Londra'da yaşadığı süre içinde yazar olarak çeşitli alanlarda son derece etkin oldu.Ända till sin död var han verksam som skriftställare på de mest skilda områden.
Çocukları ile iletişim kurma konusunda son derece başarısız bir babadır.Den var framgångsrik med att lyckas återförena saknade barn med sina familjer.
Son derece akıllı bir kadındır ve kocasını çok sever.Hon är en mycket snäll kvinna och omtyckt av sina söner.
Son derece önemli olan bu değişikliğin nasıl olduğunu açıklamak mümkün değildir.Det är oklart hur den klarar klimatförändringar.
Imru' al-Qais' mezar yazıtları son derece zor şekilde bitişik yazılmıştır.Terrängen runt Īshān al Qaws är mycket platt.
Okul, yabancı dil eğitimi ile birlikte müzik, sanata son derece önem verir.Utöver musiken lägger skolan stor vikt vid språkundervisning redan från förskolenivå.
Güneş, 1 Eylül 1859'da görünen yarımküresinde son derece güçlü bir güneş püskürtüsü yaydı.Den mest kraffulla solstormen de senaste 500 åren observerades i september 1859.
Aslında genel olarak bakıldığında olay son derece sıradan ve banaldır.Sedan vänjer man sig och det som var åtråvärt blir det normala och banala.
19. yüzyılın başında, İspanya'da siyasi durum son derece karışıktı.На початку XIX століття політична ситуація в Іспанії була надзвичайно складною.
Son derece başarılı bir işçilik sergilemektedir.Це є важливою умовою успішної роботи.
Ev ortamına girdiğinde son derece dost canlısıdır.Проте, він вельми доброзичливий в домашній атмосфері, товариський.
Seçim son derece zor şartlar altında yapıldı.Працювати доводилося у надзвичайно складних умовах.
Yarışma son derece tehlikelidir.Суддівство на конкурсі дуже суворе.
Roman son derece başarılıydı.Роман мав значний успіх.
Ama bunun dışında da son derece eğlenceliydi." dedi.І я міг, і це було надзвичайно весело».
Son derece ölümcül ve bulaşıcı bir hastalıktır.Дуже рідкісна і дуже контагіозна форма захворювання.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.В деяких випадках монархи поводилися особливо жорстоко.
Esir kamplarındaki yemek durumu son derece kötüydü.Умови в таборах для полонених були жахливі.
Atıcılık için üretilen havalı tabancalar son derece tehlikeli olabilir.Такі набої можуть бути небезпечні.
Lenobia serttir ama son derece saygındır.Важка ця праця, але почесна.
1930'lu yıllar dünya tarihi açısından son derece önemliydi.1919 рік був дуже складним в історії країни.
Bu engellerin büyük kısmı son derece sembolikti.Більшість із них абсолютно нудні.
Truva Savaşından sonra birçok batı şehirleri son derecede geriliyor.Після Троянської війни більшість західноанатолійських міст остаточно занепадає.
Çekirdekleşme ya da düzenli kristaller büyütme için iyi koşulları kestirmek son derece zordur.Надзвичайно важко передбачити умови, оптимальні для росту ідеально впорядкованих кристалів.
Bu karakter son derece popüler oldu.У будь-якому разі його стиль став дуже популярним.
FreeBSD işletim sistemine katkıda bulunmak son derece basittir.В експериментальному режимі забезпечена підтримка FreeBSD.
Kendisi son derece üretgen bir bilim adamı.Вийде з нього видатний науковий робітник».
Chichilerin büyümesi son derece yavaş olup, yüzlerce yıl sürebilir.Рослина росте дуже повільно і живе кілька сотень років.
Son derece yakışıklı ve çekici görünümüne karşın sesi imce, oyunculuk yeteneği de sınırlıydı.Крім гарного зовнішнього вигляду, актор мав добрий голос, неголосний, але інтенсивний.
Logan Dağı'ın yakınlarında sıcaklık son derece düşüktür.Навколо міста височіє гірський хребет Гогол.
Son derece zorlu bir görevdi.Це виявилося надзвичайно складним завданням.
Orta saha oyuncusu olmasına rağmen son derece gole yatkın bir oyun stili vardı.У неї був посередній голосок, але безсумнівне акторське обдарування».
Kep kullanım alanı son derece geniştir.Область застосування полімерних труб вкрай широка.
Ancak Pers Sarayı'nın tepkisi son derece saldırgan olmuştur.Але, насправді побудова Палацу піонерів стала довгобудом.
Kırmızı, turuncu ve beyaz renkli taşlar ise son derece eşsiz bir görünüm oluşturur.Яскраві червоні, помаранчеві й білі кольори скель творять своєрідне враження на відвідувачів.
Bu yüzden bu familyanın taksonomisi son derece tartışmalıdır.Сучасна таксономія роду дещо суперечлива.
Son derece alçakgönüllüdür.До речі, вельми скромну.
Osman'ın kötülüğü son derece yalındır ve ben merkezîyetçi bir yapı hakimdir.Сноук був Верховним лідером Верховного Порядку, а також потужним майстром темної сторони Сили.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Для того часу це було екстраординарно.
Tom ve Mary'nin ikisi de son derece mutlu görünüyor.Том та Мері обоє виглядають надзвичайно щасливими.
Tom son derece hırslı.Том надзвичайно амбіційний.
Tom son derece zengin.Том надзвичайно заможний.
Tom son derece zengin.Том надзвичайно багатий.
Bak, ben son derece meşgulüm.Послухай-но, я надзвичайно зайнятий.
Son derece yorgun olmalısın.Ти, мабудь, дуже втомився.
Bu nokta son derece anlamlıdır, çünkü kızıl cüceler son derece yaygındır.Je významná, neboť červení trpaslíci jsou opravdu běžní.
Roman son derece başarılıydı.Román měl ovšem velký úspěch.
Esir kamplarındaki yemek durumu son derece kötüydü.Životní podmínky v zajateckém táboře byly velmi těžké.
Ziyafet düğünlerde son derece önemlidir.Velmi důležitý je na svatbě zasedací pořádek.
Bu yüzden turistlerin girişi son derece kısıtlanmıştır.Tím je omezen přístup turistů.
Son derece önemli olan bu değişikliğin nasıl olduğunu açıklamak mümkün değildir.Jaký význam tyto proměny přesně mají ovšem není možné říci.