son derece ile cümle

son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu tekdüze yaşamdan dolayı son derece mutsuzum.Estou terrivelmene enfadado desta vida monótona.
19. yüzyılın başında, İspanya'da siyasi durum son derece karışıktı.In het begin van de 19de eeuw was de Spaanse politieke situatie zeer problematisch.
Endüstriyel robotların kullanım alanları son derece çeşitlidir.De toepassingen van de industriële robots zijn veelzijdig.
Ayrıca son derece basit ve akıllıca bir kuramdı.Ook die was nog zeer eenvoudig en sober.
Kahve, Etiyopya ekonomisi için son derece önemlidir.De koffie is belangrijk voor de economie van Beaumont.
Bu yüzden bu familyanın taksonomisi son derece tartışmalıdır.De taxonomie van deze familie is omstreden.
Esir kamplarındaki yemek durumu son derece kötüydü.De omstandigheden in de krijgsgevangenenkampen waren erg slecht.
Görünüşleri son derece çirkindir.Het is een buitengewoon lelijke vinger.
Chichilerin büyümesi son derece yavaş olup, yüzlerce yıl sürebilir.Welwitschia mirabilis groeit langzaam en kan honderden jaren oud worden.
Üçüncü bölüm ise son derece canlı ve çekişmelidir.Deel 3 is aftastend en terughoudend.
Uzun kışlar hayatı son derece zorlaştırır.De strenge winter maakte de levensomstandigheden nog moeilijker.
Küçük florokarbonlar son derece uçucudur .De Yokohama's kunnen erg goed vliegen.
Her ikisini dengelemenin "son derece zor, neredeyse imkansız" olduğunu ifade etmiştir.De balans tussen beide was echter wel "ongelofelijk moeilijk".
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Hij liet daar zien dat hij een zeer talentvolle, sterke verdediger is.
Son derece alçakgönüllüdür.Dat is wel erg bescheiden.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.Ze zijn zeer gehecht aan hun baas en diens gezin.
Son derece idealist emellere sahiptik."Het was er zo 'gewild idealistisch'.
Son derece modern bir şekilde eğitim ve öğretim verilmektedir.Voor hen is extra instructie- en leertijd zeer effectief.
Bu son derece basit hatta kaba görünebilir.Deze kan eenvoudig en ook het verst worden opgerekt.
Diğer yandan Maraton, Yunanistan için son derece parlak bir zaferdi.De Slag bij Salamis was een overtuigende overwinning voor de Grieken.
Son derece nadirdir, özellikle bebeklerde ve çocuklarda görülür.Dit komt vooral voor bij zuigelingen en jonge kinderen.
Fakat bu infaz edilemez, çünkü çarpışmalar son derece şiddetle devam etmektedir.Het is niet mogelijk om de strijd te ontlopen, want de strijd wordt je opgedrongen.
Ancak hayatın sürdürülmesi için gereken zorunlu ihtiyaçlar da son derece ucuzdur.De activiteiten die noodzakelijk zijn voor hun voortbestaan worden echter effectief uitgevoerd.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.De Mongolen waren gevreesd om hun wreedheid.
Bu sebeple sürünün sınırlı sayıdaki üyelerinin her biri son derece kıymetlidir.Daarom is het belangrijk dat alle varkens even hard groeien.
Çin yatırımları her zaman son derece döngüsel olmuştur.Het Chinese schrift is altijd uitzonderlijk conservatief geweest.
Kennedy'nin hayatı durumu son derece kritiktir.De reacties op Kennedy’s dood waren uiterst emotioneel.
Günümüzde, Yunan tarihinin son derece tartışmalı bir figür olmaya devam etmektedir.Tot op vandaag is ivoor een fel omstreden product.
FreeBSD işletim sistemine katkıda bulunmak son derece basittir.Aan ondersteuning van FreeBSD als hoofdsysteem wordt nog gewerkt.
Öz kenarında son derece güzel bir alabalık tesisi bulunmaktadır.Er zit een forse zijdelings uitstekende bult op het jukbeen.
Hekla'daki patlamalar son derece çeşitli ve tahmin edilmesi zordur.De stijl van Thoma is heel divers en moeilijk algemeen te duiden.
Tüm geceyi son derece gergin bir halde geçirdiler.De hele week werd geplaagd door hevige regenval.
Bunun yanında birlikler son derece sıkı eğitiliyor ve disipline önem veriliyordu.Meer nog, de universiteit was sterk genoeg om zijn eigen volk te reguleren en disciplineren.
Son derece mantıklı görünen bu ikili strateji kongre tarafından onaylanmıştır.Beide keren was zijn voordracht met unanieme stemmen door de senaat bevestigd.
Beydağ’da üretilen kestane son derece kalitelidir.Er wordt nog steeds zijde geproduceerd van een zeer goede kwaliteit.
Bu karakter son derece popüler oldu.Dit model werd wél populair.
Hüseyin Paşa, son derece kuvvetliydi.Pabongka deed dat op ronduit gewelddadige wijze.
Son derece saf, fakat çok güçlüdür.Is niet erg slim, maar wel enorm sterk.
Londra'da yaşadığı süre içinde yazar olarak çeşitli alanlarda son derece etkin oldu.Voor zijn werk als schrijver werd hij in de Filipijnen vele malen onderscheiden.
Amca Quentin ve Teyze Fanny bir yere gittiğin kurgulanan son derece iyi yürekli bir kadındır.Oom Quentin en tante Fanny vertrekken naar Spanje.
Taktik anlamda son derece başarılıdır.Zij slaagt daarin op een bijzonder bewonderenswaardige wijze.
Roman son derece başarılıydı.Als romanschrijver was hij zeer succesvol.
Bu şarap son derece lezzetli.Deze wijn is erg lekker.
Endüstriyel robotların kullanım alanları son derece çeşitlidir.Obszary zastosowania robotów przemysłowych są zróżnicowane.
Blaise Jacqueline’e gitmemesi için yalvarıyordu ama o son derece kararlıydı.Blaise błagał Jacqueline o pozostanie w domu, ona jednak była niewzruszona.
Bu olay türün teşhis edilmesini son derece zorlaştırır.To jeszcze bardziej utrudnia identyfikację gatunku.
Yarışma son derece tehlikelidir.Wyścig był bardzo niebezpieczny.
Avrupa Çevre Ajansı RETScreen yazılımını "son derece kullanışlı bir gereç" olarak tanımlamıştır.Europejska Agencja Środowiska potwierdza, że RETScreen jest „nadzwyczaj użytecznym narzędziem”.
Logan Dağı'ın yakınlarında sıcaklık son derece düşüktür.W okolicy i na górze Logan notuje się ekstremalnie niskie temperatury.
Ülkede enflasyon ve işsizlik oranları son derece düşüktür.W kraju gwałtownie wzrosło bezrobocie i inflacja.
Unnur’ün oğlu, Mörður Valgarðsson Gunnar'dan nefret etmekte ve onu son derece kıskanmaktadır.Syn Unnr, Mördr Valgardsson, bardzo nienawidzi Gunnarra i zazdrości mu jego reputacji.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Zazwyczaj przejawia nieufność w stosunku do obcych, bywa szczekliwy.
Bu son derece kanlı geçen çatışmalar dokuz gün boyunca devam eti.„Twój organizm pracuje na najwyższych obrotach przez dziewięć dni.
Yüz ifadesi belirsizdir fakat son derece nazik bir digimondur.Jest to bardzo nietypowy język, więc myślę, że jest niesamowita!
Fakat bir cinayete sürükleneceklerinden de son derece habersizdirler.Natomiast oni, wsparci cierpieniem, zostali uwieńczeni wieńcem męczennika."
Her iki tarafta son derece gayret sarf ediyordu.Na obu polach działał z wielką gorliwością.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.W tamtych czasach było to niezwykle trudne wyzwanie.
Kolonicilerin ölüm oranı son derece yüksekti.Koszty polityki kolonialnej były wysokie.
Bu aplikasyon yönteminde emdirme süresi son derece kısadır.Czas przewodzenia takiego pobudzenia jest odpowiednio krótszy.
Son derece alçakgönüllüdür.Była niezwykle skromna.

İlgili Sayfalar