Ana içeriğe geç
Sözlük

son derece ile cümle

son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Logan Dağı'ın yakınlarında sıcaklık son derece düşüktür.Na Patagónia, a zona de alta montanha é mais baixa.
Tanen bakımından son derece zengindir.Aquele cara não é extremamente rico?
Son derece alçakgönüllüdür.Com muita humildade.
Ben onlardan son derece hoşlandım.Eu gosto imensamente deles.
Roman son derece başarılıydı."O romance alcançou êxito excepcional.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Vinho de elevada qualidade proveniente de uma só colheita.
Ailesini sever ve kızıyla son derece gurur duyar.Adora a filha, e se dá muito bem com ela.
Geniş çayırlık ovalar, son derece biyolojik çeşitlilik barındıran savanlar.As encostas são abruptas, com enorme biodiversidade.
İlçe hayvancılık açısından da son derece önemli bir potansiyele sahiptir.Apresenta também um grande potencial para a pecuária.
Ancak Pinara ile ilgili tarihi ve epigrafik kayıtlar son derece azdır.Os afazeres epistemológicos, da temática em análise, não são poucos.
Sektörel Heterokromi insanlarda son derece nadir görülür, nüfusun yaklaşık 1%'inde bulunmaktadır..Pequenas espermatoceles são relativamente comuns, ocorrendo em aproximadamente 30% de todos os homens.
Hatay'ın Yayladağı İlçesi Gümrük Kapısından Lazkiye'ye ulaşım son derece kolaylaşmıştır.O acesso pelo passo da Furka permite um acesso fácil.
Bu yüzden turistlerin girişi son derece kısıtlanmıştır.Por isso, o acesso à ilha é restrito.
Bu engellerin büyük kısmı son derece sembolikti.Muitos dos símbolos são mais abstractos.
Bu son derece basit hatta kaba görünebilir.Pode parecer simples demais, mesmo cru.
Evde-eğitim son derece sınırlıdır.Sua educação foi extremamente limitada.
Alev makinesi, kullanıcı için psikolojik, ona maruz kalan kişi için fiziksel olarak son derece acı vericidir.O seu uso intravenoso é certamente muito mais degradante para a saúde física e mental do seu utilizador.
Python'un son derece kolay okunabilir olması düşünülmüştür.Python foi concebido para ser uma linguagem altamente legível.
Maddenin daha sık karşılaşılan durumlara kıyasla, Bose-Einstein yoğunlaşmaları son derece kırılgandır.Comparados com os estados da matéria mais comuns, os condensados de Bose-Einstein são extremamente frágeis.
Ticaret ve stratejik yönden Batı Akdeniz'in son derece önemli takımadalarındandır.O significado militar e estratégico da fronteira tornou-se mais importante do que os dos condados.
Yarışma son derece tehlikelidir.A luta foi extremamente perigosa.
Yerli çalgılar son derece ilkel.No entanto, alguns ninhos são extremamente primitivos.
Bunlar son derece yanlış.” yorumunda bulundu."Está muito cansado?" perguntou-me.
Uysal gibi gözükse de, gerçekte tehlikeli olup son derece zehirlidir.A verdadeira, pode matar e é extremamente venenosa.
Yüksek zekası ile birlikte güçleri de son derece fazladır.Parecidos conosco mas com força e habilidades inacreditáveis.
Herodot'a göre çatışmalar son derece sertti ve her iki taraf için de ciddi kayıplarla sonuçlanmıştır.A batalha, feroz, teria terminado com pesadas perdas para ambos os lados e com o recuo de ambas as forças.
Son derece saf, fakat çok güçlüdür.Muito excêntrico, mas bastante poderoso.
( Her şey yolunda gittiğinde şımarmamak ve öteki insanları küçük görmemek son derece önemlidir. )(Com quem você está?), no entanto, outros participantes não aceitaram, considerando-a fraca.
Almanya'nın takınacağı tutum devletin güvenliği için son derece önemliydi.Os aspectos naturais do Geórgia foram e ainda são muito importantes para o estado.
Suladığı ovaya Bakırçay Ovası denir ve ova son derece verimlidir.O salgueiro tem como princípio ativo a salicina, que é muito amarga.
Harekât alanından birlik alınması, harekâtın başarısını son derece olumsuz yönde etkilemiştir.Sua resistência para trabalhar sob tração é incrivelmente alta.
Emlak ve inşaat sektörü son derece canlıdır.2000 yılı nüfus sayımına göre nüfusu 2.997'dir.A comuna possui uma área de km² e sua população era de 2970 habitantes segundo o censo de 2007.
19. yüzyılın başında, İspanya'da siyasi durum son derece karışıktı.O início do século XIX foi particularmente instável em Portugal.
Son yıllarda küresel ısınma ile su kaynakları son derece yetersiz hale gelmiştir.O transporte público, nos anos mais recentes, é considerado insuficiente.
Bu tekdüze yaşamdan dolayı son derece mutsuzum.Estou terrivelmene enfadado desta vida monótona.
19. yüzyılın başında, İspanya'da siyasi durum son derece karışıktı.In het begin van de 19de eeuw was de Spaanse politieke situatie zeer problematisch.
Endüstriyel robotların kullanım alanları son derece çeşitlidir.De toepassingen van de industriële robots zijn veelzijdig.
Ayrıca son derece basit ve akıllıca bir kuramdı.Ook die was nog zeer eenvoudig en sober.
Kahve, Etiyopya ekonomisi için son derece önemlidir.De koffie is belangrijk voor de economie van Beaumont.
Bu yüzden bu familyanın taksonomisi son derece tartışmalıdır.De taxonomie van deze familie is omstreden.
Esir kamplarındaki yemek durumu son derece kötüydü.De omstandigheden in de krijgsgevangenenkampen waren erg slecht.
Görünüşleri son derece çirkindir.Het is een buitengewoon lelijke vinger.
Chichilerin büyümesi son derece yavaş olup, yüzlerce yıl sürebilir.Welwitschia mirabilis groeit langzaam en kan honderden jaren oud worden.
Üçüncü bölüm ise son derece canlı ve çekişmelidir.Deel 3 is aftastend en terughoudend.
Uzun kışlar hayatı son derece zorlaştırır.De strenge winter maakte de levensomstandigheden nog moeilijker.
Küçük florokarbonlar son derece uçucudur .De Yokohama's kunnen erg goed vliegen.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Hij liet daar zien dat hij een zeer talentvolle, sterke verdediger is.
Son derece alçakgönüllüdür.Dat is wel erg bescheiden.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.Ze zijn zeer gehecht aan hun baas en diens gezin.
Son derece idealist emellere sahiptik."Het was er zo 'gewild idealistisch'.
Son derece modern bir şekilde eğitim ve öğretim verilmektedir.Voor hen is extra instructie- en leertijd zeer effectief.
Bu son derece basit hatta kaba görünebilir.Deze kan eenvoudig en ook het verst worden opgerekt.
Diğer yandan Maraton, Yunanistan için son derece parlak bir zaferdi.De Slag bij Salamis was een overtuigende overwinning voor de Grieken.
Son derece nadirdir, özellikle bebeklerde ve çocuklarda görülür.Dit komt vooral voor bij zuigelingen en jonge kinderen.
Fakat bu infaz edilemez, çünkü çarpışmalar son derece şiddetle devam etmektedir.Het is niet mogelijk om de strijd te ontlopen, want de strijd wordt je opgedrongen.
Ancak hayatın sürdürülmesi için gereken zorunlu ihtiyaçlar da son derece ucuzdur.De activiteiten die noodzakelijk zijn voor hun voortbestaan worden echter effectief uitgevoerd.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.De Mongolen waren gevreesd om hun wreedheid.
Bu sebeple sürünün sınırlı sayıdaki üyelerinin her biri son derece kıymetlidir.Daarom is het belangrijk dat alle varkens even hard groeien.
Çin yatırımları her zaman son derece döngüsel olmuştur.Het Chinese schrift is altijd uitzonderlijk conservatief geweest.
Kennedy'nin hayatı durumu son derece kritiktir.De reacties op Kennedy’s dood waren uiterst emotioneel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod