Ana içeriğe geç
Sözlük

son derece ile cümle

son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.Система крайне неустойчива к взлому.
Böylesi büyük bir kuvvetin uzun süre ikmal edilmesi son derece güçtür.Конечно, воспитание такой собаки требует много времени.
İnsanları son derece çalışkan ve saygındırlar.Каждый человек ценен и заслуживает уважения.
Son derece zararlıdır.С особо вредными условиями.
İlerlemiş yaşına rağmen istikrarlı futbolu ile son derece başarılı performans gösterdi.Несмотря на свой возраст, он пролежат демонстрировать хороший футбол.
Abu Dabi'nin Louvre Müzesi'ni ülkelerine getirmek istemelerinden dolayı son derece gururluyuz.نحن فخورين للغاية؛ لأنهم يرغبون بإحضار متحف اللوفر أبوظبي لدولتهم.
Logan Dağı'ın yakınlarında sıcaklık son derece düşüktür.تنخفض درجات الحرارة بشدة على جبل لوجان وحوله.
Hava sislidir ve görüş son derece sınırlıdır.الطقس كان ضبابي والرؤية ضعيفة جدا.
Son derece nadirdir, özellikle bebeklerde ve çocuklarda görülür.يحدث غالباً عند الرضع والأطفال.
Bu süreç içinde, son derece radyoaktif element olan izole edilmiş radyumla çalıştı.أثناء ذلك قاموا بعزل عنصر الراديوم وهو عنصر ذو نشاط اشعاعي عالٍ.
Fakat bir cinayete sürükleneceklerinden de son derece habersizdirler.أنه هلاك الأجسام، وعليه يكون الغلو سببا للهلاك؛ أي إذا غلوا خرجوا عن طاعة الله فأهلكهم الله.
Yoh, geçmiş yaşamında (Hao Asakura) son derece güçlü bir şamandır.كان يوه (هاو في الماضي) شامانًا قويًا للغاية.
Rohtas Kalesi bir kuvvet tarafından asla yağmalanmadı, ve son derece sağlam bir şekilde korundu.لم يتم اقتحام فورت روهتاس بالقوة، وقد نجا من الموت بشكل ملحوظ.
Kaf (ق) sesi, dil kökünden çıkarılan çok kalın, son derece tok bir "ka" sesidir.واصطلاحًا: ارتعاد رأس اللسان عند النطق بالحرف، ولها حرف واحد؛ وهو الراء.
Kolonicilerin ölüm oranı son derece yüksekti.معدل الوفاة بين العبيد كان مرتفعاً.
Son derece önemli olan bu değişikliğin nasıl olduğunu açıklamak mümkün değildir.من غير الواضح بالضبط كيف حدث هذا التغيير.
Çünkü o son derece çirkin bir iştir ve kötü bir yoldur" denmesi buna örnektir.أَعرض عن ذنبه، وهو صَفُوح عَفُوٌّ، والصَّفُوحُ الكريم؛ لأنه يَصْفَح عمن جَنى عليه".
Hayvan figürinleri ise kireçtaşından, son derece incelikli eserlerdir.حقيقة حيوان صعب جدا و يتقن فن التمويه بدرجته القصوى.
Onlarla en büyük sorun, son derece yavaş olmaları ve yıllarca sürebilmeleri.والمشكلة الأكبر معها هو أنها قد تقلل من السرعة بشكل كبير، حيث تستغرق العديد من السنوات للوصول.
Kuşkusuz ki Yunanistan'a İkinci Pers Saldırı Grek tarihi açısından son derece önemli olaylardan biridir.الغزو الفارسي الثاني لليونان حدث ذو أهمية كبرى في التاريخ الأوروبي.
Endüstriyel robotların kullanım alanları son derece çeşitlidir.روبوتات صناعية لمختلف العمليات الصناعية.
Sulu tarım yapılan arazi ise son derece azdır.البط البري هو خجول على الأقل.
Son derece zorlu bir görevdi.مهمة صعبة جداً.
Bu engellerin büyük kısmı son derece sembolikti.ويبدو أن هذه الحواجز عمومًا فعالة جدًا.
Son derece stabil bir yağdır.وهي اشعة شديدة النغاذية.
Stewie bisikletten son derecede memnundur.وهي معروفة بكونها معجبة كبيرة بعمل سايباي.
Ülkede enflasyon ve işsizlik oranları son derece düşüktür.انخفضت معدلات الفقر والبطالة بشكل ملحوظ.
Sektörel Heterokromi insanlarda son derece nadir görülür, nüfusun yaklaşık 1%'inde bulunmaktadır..وهو التشوه الكلوي الأكثر شيوعا الذي يحدث في حوالي 1 ٪ من الناس.
Son derece akıcı İtalyanca ve Türkçesi olan Perihan toplamda beş dil bilmektedir.وتجيد بريهان الرومية اللغة التركية و اللغة الإيطالية بدرجة كبير و تتكلم أيضاً خمس لغات.
Son derece acımasız ve kibirli birisidir.و هو رجل مغرور وحاد الطباع.
Fakat bu infaz edilemez, çünkü çarpışmalar son derece şiddetle devam etmektedir.شخص غير عنيف لأن تلك الجريمة لا تلجا للعنف في ارتكابها.
Böylece son derece gerçekçi görüntüler elde edilebilir.ولكن يتم تصوير الأحداث بطريقة واقعية إلى حد ما.
Usule dair kısa ama son derece meşhur bir eserdir.ومعظم ادواره قصيرة لكن كانت بارزة.
19. yüzyılın başında, İspanya'da siyasi durum son derece karışıktı.كان الوضع السياسي في إسبانيا بداية القرن 19 معقدا للغاية ويصعب حله.
Üretim kaynakları son derece bol ve çeşitli.أما إنتاجه الأدبي فهو متنوع وشامل.
Yöredeki doğal plajlar, ülke turizmi açısından son derece önemlidir.الشؤاطى السياحية فالمنطقة تحظى بأقصى أهمية من حيث السياحة.
Erken döneminde, rüptüre son derece açıktır.تقل الدقة نسبيا عند إجرائه مبكرا.
Telefon son derece yüksek kalitede ses çalar.سماعات خارجية بالهاتف على درجة متواضعة من الجودة.
Kafile sonunda son derece zengin biri olmuş ve hazinden payını almıştır.كانت مينو غنية أيضا وحصلت على مرتبة عالية.
Bu örümcek son derece zehirlidir.هذا العنكبوت سامٌّ لأقصى درجة.
Bu yöntem bir suçlunun tanınması için son derece güvenilir bir yöntemdir.Este método é muito fiável para identificar um criminoso.
Eski devlet çiftliklerinin yenilenmesi son derece yavaş bir süreçte olmuştur.A reestruturação das antigas fazendas estatais tem sido um processo extremamente lento.
Çünkü o son derece çirkin bir iştir ve kötü bir yoldur" denmesi buna örnektir.Tal será, para eles, um aviltamento nesse mundo e, no outro, sofrerão um severo castigo.».
"Laboratuvar Güvenliği El Kitabı" CRC'ye göre perklorik asit son derece tehlikelidir.De acordo com "Handbook of Laboratory Safety" da CRC, o ácido perclórico é extremamente perigoso.
İşçilerin çoğu Doğu Avrupa kökenliydi ve çalışma koşulları son derece ağırdı.A maioria dos trabalhadores vinha do leste da Europa, onde os métodos de recrutamento eram extremamente duros.
Dolaşım sistemi hayatın devam etmesi için son derece önemli bir sistemdir.O sistema circulatório é extremamente importante para a manutenção da vida.
Son derece yetenkli bir savaşçı ve sadık bir dosttur.Ele é um bravo lutador e leal amigo.
Bunlar sonucunda grafene olan ilgi son derece arttı ve artmaya da devam etmekte.Devido a isso, a taxa de endemismo no país subiu e provavelmente vai continuar a subir.
Halka kuyruklu maki son derece sosyal bir hayvandır, 30'dan fazla hayvandan oluşan gruplar halinde yaşar.O lémure-de-cauda-anelada é altamente social, vivendo em grupos de até 30 indivíduos.
Ayrıca Edward'la da son derece yakındır.Amor por Edward, mais precisamente.
Chichilerin büyümesi son derece yavaş olup, yüzlerce yıl sürebilir.O saguaro cresce lentamente mas pode viver duzentos anos.
Endüstriyel robotların kullanım alanları son derece çeşitlidir.As aplicações dos robôs industriais são muito numerosas.
Esir kamplarındaki yemek durumu son derece kötüydü.As condições de vida nas cárceres era deplorável.
Bu karakter son derece popüler oldu.Seu personagem ganhou enorme popularidade.
Kız olmasına rağmen son derece vahşi ve yetenekli bir savaşçı olarak adlandırılır.Filho da Puta foi descrito como sendo um cavalo de alta qualidade e poderoso.
Bu da son derece doğaldır çünkü kendi sadhanalarını yakından bilmektedirler.É onisciente, pois sabe tudo a respeito de suas personagens.
Mahalleye ulaşım son derece kolaydır.O acesso ao bairro é fácil.
Deniz nakliyatı da eyaletin stratejik konumu nedeniyle son derece gelişmiştir.O vilarejo crescia graças a sua posição estratégica.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.Ela é uma pianista muito talentosa.
Ebeveynleri çocuklarına son derece kapsamlı bir eğitim verdi.Seus pais lhe deram uma educação esmerada.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod