soluk ile cümle
soluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yalnızca dört kıkırdak halkadan oluşan soluk borusu ise kısadır.4本狂言のひとつに過ぎず、ごく短いものだった。
Okuyucu uzun soluklu bir okuyuşta kendisini bu renklerin içinde boğulmuş hissetmektedir.民間ではこの読経の時の風にあたると、風邪を引かないとして信仰されている。
Key lime suyunun rengi, düzenli limon suyunun aksine, bir soluk sarıdır.キーライムの果汁は、通常のライム果汁と異なり、淡黄色である。
Edward’ın cildi “mermere benzer” – çok soluk ve buz gibidir, ayrıca güneş ışığında parlar.他的皮膚「像大理石一樣」— 非常蒼白、冰冷、肌膚會在陽光下閃耀。
Yunanistan'ın istilası hazırlıkları uzun soluklu bir planlama ve geniş çaplı hazırlıklar gerektirmektedir.希腊猎犬的体力高,需要定期的运动和大量的活动空间。
Renk soluk mavi olur.你吹冷風變青色的。
Mansfield yasası, özellikle uzun soluklu ve çok fazla yol katedilemeyen projeleri sonlandırmak için geçti.曼斯费尔德修正案专门用于终止收效甚微的长期项目。
Soluk borusunun başlangıç bölümü gırtlaktır.氣旋的中心部分開始被填塞。
Dişinin iki sarı çizgili bir karnı, erkeklerin ise soluk mavi karnı vardır.수(綬)는 소수(小綬)이며, 하늘색 바탕에 백색 줄이 두 줄 있다.
Uzun etkili bronkodilatörler yetersizse genelde tedaviye soluk yoluyla alınan kortikosteroidler eklenir.지속성 기관지 확장제가 충분하지 못한 경우 보통 흡입형 코르티코스테로이드를 추가한다.
Soluk yoluyla alınan steroidlerle beraber alındığında zatürre riskini arttırırlar.흡입형 스테로이드와 함께 사용될 경우 폐렴의 위험을 높인다.
Soluk tilkiler gece aktif hayvanlardır.쥐꼬리겨울잠쥐는 야행성 동물로 밤에 활발하게 움직인다.
1800 yılında Friedrich von Hahn bulutsunun kalbindeki merkezi soluk yıldızı keşfetti.בשנת 1800, פרידריך וון האן גילה כוכב מרכזי עמום במרכז הערפילית.
Bu, sadece rengi biraz daha soluk hale getirecektir.מעבר לכך, גם הצבע ידהה בקלות.
Soluk tilkiler gece aktif hayvanlardır.הלוריסים האפורים הם בעלי חיים פעילי לילה.
"Today" Amerikan televizyonlarının en uzun soluklu programlarından biridir.התוכנית היא אחת התוכניות הוותיקות ביותר בטלוויזיה האמריקאית.
Bu yüzden salya akıtmazlar ve vücut ısıları dengede tutmak için soluk soluğa kalmazlar.בצורה כזו מבטיחים שהשעווה לא תשרף ושתהיה בטמפרטורה אחידה.
Gaga kara renklidir ama tabanı soluk gridir.גון גבו שחום אך גחונו בהיר.
Yunanistan'ın istilası hazırlıkları uzun soluklu bir planlama ve geniş çaplı hazırlıklar gerektirmektedir.הסיוע הותנה בכך שיוון תממש תוכנית קיצוצים נרחבת.
Boynunun ön tarafı soluk renklidir ve yüzü açık kahverengidir.החלק הקדמי של הצוואר לבן, והמקור כחול.
Fizik muayenede ciltte solukluk izlenir.ראיית רנטגן: מתגלה במהלך שיעור חינוך גופני.
Bu havayı soluk almak için kullanırlar.Изважда се само за да се поеме въздух.
"Today" Amerikan televizyonlarının en uzun soluklu programlarından biridir.Тя е една от най-старите телевизионни програми в САЩ.
Standart sıcaklık ve basınçta oksijen çok soluk mavi renkte ve kokusuz bir gazdır.При стандартни температура и налягане представлява инертен газ без цвят и мирис.
Dişi ve yavrunun kuş tüyleri benzerdir, ama daha soluk ve daha az çizgilidir.Човката не е като на птиците, а е сравнително мека и чувствителна.
Saçaklı yarasa (Myotis nattereri) soluk kanatlı Avrupa gececi yarasasıdır.Спомени на един европеец (посмъртно) Die Welt von Gestern.
Tüp ayaklar hareket, beslenme ve soluk alma işlevlerinin bir parçasıdır.Той участва в процесите на размножаване, движение, хранене и дишане.
Jonathan Rosenbaum, Danny DeVito'nun ilk filmdeki Jack Nicholson için soluk bir ardıl olduğunu yazdı.Jonathan Rosenbaum nazvao je DeVita "blijedom zamjenom za Jacka Nicholsona iz prvog filma".
Ayrıca bu novaların ortalama olarak bizim galaksimizdekilerden 10 kat daha soluk olduğunu saptadı.U prosjeku su bile 10 magnituda tamnije od nova u našoj galaksiji.
1800 yılında Friedrich von Hahn bulutsunun kalbindeki merkezi soluk yıldızı keşfetti.Grof Friedrich von Hahn prvi je otkrio središnju zvijezdu 1800. godine.
Halihazırda işlevsel olan bu sonda NASA'nın şu ana dek gerçekleşen en uzun soluklu görev projesidir.V súčasnosti je stále funkčná, čo z nej robí najdlhšie trvajúcu misiu NASA.
Arkası soluk gridir.V pozadí lyžiarsky vlek.
Uzun soluklu çalışmalar içinse “Working Groups” oluşturulmuştur.Bola vytvorená tajná štruktúra, ktorú tvorili tzv. "pracovné skupiny".
Uzun etkili bronkodilatörler yetersizse genelde tedaviye soluk yoluyla alınan kortikosteroidler eklenir.Če dolgotrajno delujoči bronhodilatorji ne zadoščajo, se običajno dodajajo kortikosteroidi.
Soluk yoluyla alınan steroidlerle beraber alındığında zatürre riskini arttırırlar.Če se uporabljajo skupaj s steroidi na vdihavanje, povečujejo tveganje za pljučnico.
Başka sözlerle ifade etmek gerekirse, “soluk alan, yaşayan, canlı, can” demektir.Nastalo iz pridevnika žíva in prvotno pomeni »živa, živahna, razposejena, vitalna«.
Şarkıda soluk renkli bir hava hakimdir.Tai menininkas, kvėpuojantis Kauno oru.
"Today" Amerikan televizyonlarının en uzun soluklu programlarından biridir.Serialas tapo viena populiariausių televizijos programų Amerikoje.
Bu cumhuriyetler arasında en uzun soluklu olanlar ise Transvaal Cumhuriyeti ile Özgür Orange Devleti olmuştur.Seal asutasid nad arvukalt buuride vabariike, seal hulgas Transvaali vabariigi ja Oranje Vaba Riigi.
Bu solukluk dudaklarda ya da tırnak yataklarında da izlenebilir.Samuti võivad need esineda huultel ja suus.
Kuzey Meksika'da bulunan daha soluk renkli bireylerde kanatlarda koyu renkli işaretler bulunmayabilir.Siiski võib Saaremaal kohata ka täiest musti, ilma kuklalaikudeta isendeid.
Adı neydi? "Soluk Mavi Bir Nokta"Comment l'a-t-on appelée ? " Un point bleu pâle ".
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.(118:131) Открываю уста мои и вздыхаю, ибо заповедей Твоих жажду.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Abro a minha boca e arquejo, pois estou anelante pelos teus mandamentos.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Apro anelante la bocca, perché desidero i tuoi comandamenti
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Deschid gura şi oftez, căci sînt lacom după poruncile Tale.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Ich sperre meinen Mund auf und lechze nach deinen Geboten; denn mich verlangt darnach.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Ik smacht van verlangen naar alles wat U gebiedt.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Jag spärrar upp min mun och flämtar, ty jag längtar ivrigt efter dina bud.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Jeg åbned begærligt min Mund, thi min Attrå stod til dine Bud.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Jeg åpnet min munn og sukket av lengsel; for jeg stundet efter dine bud.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.J`ouvre la bouche et je soupire, Car je suis avide de tes commandements.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.내가 주의 계명을 사모하므로 입을 열고 헐떡였나이다
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Mi boca abrí y suspiré, porque anhelaba tus mandamientos
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Minä avaan suuni ja huohotan, sillä minä halajan sinun käskyjäsi.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Napasku terengah-engah, karena merindukan perintah-Mu
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Otvoril som svoje ústa na široko a dychtím, lebo som žiadostivý tvojich prikázaní.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Szájamat feltátom és lihegek, mert kivánom a te parancsolataidat.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Tôi mở miệng ra thở, Vì rất mong ước các điều răn Chúa.
Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum.Tôi mở_miệng ra thở , Vì rất mong_ước các điều răn Chúa .