solcu ile cümle

solcu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sol popülizm, solculuğun ve popülizmin birleştiği bir siyasi ideolojidir.Najważniejszym przeciwnikiem ideologicznym jest lewica i socjalizm, rozbijające jedność narodu.
Türk solcu temsilcileri, İsrail'i ABD'nin Ortadoğu'da bir maşası olarak görmektedir.Stany Zjednoczone uważają Izrael za swojego głównego sojusznika w południowo-zachodniej Azji.
Bu olaylar yaşanırken 1936 yılında yapılan seçimler sonucu solcular tekrar kazandı.Vid valet 1936 hade väljarstödet sjunkit ytterligare.
Bu sırada siyasi olarak daha çok solculuğa yöneldi.Така політика стала відразу ж приносити плюси.
Solculuk, politik bir akım ya da ideoloji olarak.Think tank aneb politika jako souboj idejí.
Bu eleştiriye göre, sağcı komplo teorisyenleri solcuların amaçlarına hizmet etmek için çırpınıyorlardı.Otázkou bylo, zda je tento bouřlivý nával nadšení možné usměrnit, aby sloužil věci pravověří.
Eski bir solcudur.Este o așezare veche.
Solculuk, politik bir akım ya da ideoloji olarak.Stânga sau Politică de stânga, o tendință politică sau ideologie.
Seçimlerde solcuların başarılı olması üzerine ise çok kanlı bir savaş olan İspanya İç Savaşı baş gösterdi.Diviziunea internă rămânea puternică, ceea ce a alimentat războaie civile foarte sângeroase.
Serez bölgesinde İMDÖ'nün liderlerinden ve örgütün aşırı solcu kanadının başında yer aldı.Perustamisestaan lähtien Weimarin tasavalta oli vasemmiston ja oikeiston ääriliikkeiden paineessa.
Paris 12. arrondissement'da büyümüş ve solcu bir ailede yetişmiştir.Μεγάλωσε στο 16ο διαμέρισμα του Παρισιού, σε άνετο οικογενειακό περιβάλλον.
Hasan onu izler ve solcu olduğunu anlar.Ο Γουίνκ την κυνηγάει και τη χαστουκίζει.
Solcu antiSiyonizm sadece bu görüşe karşı oldukları anlamına gelir.Η θέση του Αραμαϊκού πρωτείου απορρίπτει αυτή την άποψη.
1968 yılında boşanan Meinhof, Berlin'deki daha radikal solcuların arasına karıştı.Efter skilsmisse fra Röhl i 1968 blev Meinhof tilknyttet venstreekstremistiske grupper i Berlin.
Alman solcular ve müslümanlar, İsrail'i açıktan desteklediği için şirketi eleştiriyorlar.Jøder og muslimer har flere gange kritiseret Axel Springer for åbent at støtte Israel.
Omonia taraftarları solculuğu seçti.Olympionici vybrali Krpálka.
Daha sonraki sahnede, solcu milletvekilinin konuşması izlenir.Endnu længere ude på venstrefløjen finder man kommunisterne.
1925 yılında, solcu siyasetçi Giacomo Matteotti'nin 1924 yılında öldürülmesinden yargılandı.I 1925 ble den parlamentariske lederen for sosialistene, Giacomo Matteotti, myrdet.
Bu olaylar yaşanırken 1936 yılında yapılan seçimler sonucu solcular tekrar kazandı.Helt siden olympiaden i 1996 hadde dette hengt igjen.
Yasadışı solcu ve Anti-faşist hareketlerin üyelerini savundu.Noen anti-rasistiske skinheads har vært aktive i Anti-Fascistisk Aksjon og Anti-Rasist Action.
Oral Özer - Osman (1-5) - Solcudur.Menteri Supeno / SMAN 1 Semarang).
Omonia taraftarları solculuğu seçti.Tại sao lại chọn OMEGA
1925 yılında, solcu siyasetçi Giacomo Matteotti'nin 1924 yılında öldürülmesinden yargılandı.Năm 1924, người đại diện cho chủ nghĩa xã hội, Matteotti, bị ám sát.
Solculuk, politik bir akım ya da ideoloji olarak.Lisa theo một tư tưởng hay nhóm chính trị nào mới.
Solcu Mujaheddin İslam Devrimi Örgütü'ne bağlıydı.イスラーム革命モジャーヘディーン機構所属。
Serkan Kurt - Solcudur.釈迦如来坐像 - 木造。
Gazete, daha önce solcu olarak bilinmesine rağmen, 1980’lerin sonunda gözle görülebilir bir sağa kayış yaşadı.かつては左傾気味の新聞であると見做されていたが、1980年代の後半頃より目立って右傾し始めたことが指摘されている。
Radikal solcuların liderliğini Duran Kalkan yapıyor.그는 사람들 사이에서 영적 지도자의 역할을 계속 수행하였다.
Solcu olduğu belirtilen bir lise son sınıf öğrencisi öldürüldü.그가 죽을 당시 고등학생이었던 어린 하태성이 단역으로 출연했다.
Eski bir solcudur.פרצוף עתיק ב.
Bu sırada siyasi olarak daha çok solculuğa yöneldi.בתקופה זו כבר החל לפנות יותר ויותר לכיוון הפוליטי.
Radikal solcuların liderliğini Duran Kalkan yapıyor.Това принуждава виетнамското ръководство да предприеме радикални мерки.
Yasadışı solcu ve Anti-faşist hareketlerin üyelerini savundu.Účastník ilegálneho protifašistického hnutia.
Ayrıca İspanya İç Savaşı'nda sağcılar milliyetçi, solcular ise cumhuriyetçi olarak adlandırılmıştır.Tudi v španski državljanski vojni je podprl desničarske frankiste.
Bazı yorumcular, şovun politik olduğunu ve solcu tarafgirliğ müsait olduğunu söylemektedir.Kai kurie komentatoriai sako, kad šou yra politinio pobūdžio ir linkęs į kairiųjų šališkumą.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.Am devenit cam radical, eram membru al partidelor de stânga. Am devenit activist.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.Egy kissé radikálissá váltam, tagja voltam baloldali pártoknak, és aktivista lettem.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.Ik wist hoe de politiek werkte en radicaliseerde een beetje. Ik werd lid van linkse partijen en werd activist.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.정치에 대해 알게 되었고, 약간 급진적이 되었죠. 좌파 정당에 가입해서 활동가가 되었습니다.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.אני הפכתי מעורב פוליטית ומעט רדיקלי , נעשתי חבר במפלגות שמאלניות, ופעיל פוליטית.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.وكنت اعرف السياسة، وقد أصبحت راديكالي بسيط كنت عضوا في الأحزاب اليسارية وقد أصبحت ناشطاً.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.左派政党の党員を経て その後 活動家になりました 経済学者になるために 大学に進学し
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep egy rohadt vega jobboldali önző seggfej.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep egy rohadt vega jobboldali önzõ seggfej.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter adalah seorang bajingan sayap kiri vegetarian.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter chết tiệt là một con chó hoang ăn chay?
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter er en fucking venstreorienteret vegetar røvhulskælling.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter est un putain de végétarien gauchiste, un bâtard de cul de salope.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter e' un dannato bastardo vegetariano e sinistrorso.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter e un vegetarian afurisit, un nemernic radical de stânga.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter is een verdomde vegetarische linkse klootzak.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter is een verdomde vegetarische linkse... klootzak.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep (Peter) ist ein verfickter vegetarischer linkspolitischer Bastard.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter ist ein verfickter vegetarischer linkspolitischer Bastard.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter jest pieprzonym, lewicowym wegetarjaninem.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter je zkurvenej vegetariánskej levičáckej prachsprostej bastard.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter 는 채식주의자에다가 좌파주의자인 순 겁쟁이새끼야
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter là 1 thằng ăn chay cánh tả chết tiệt, xấu xa.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep/Peter on vitun vasemmistolainen kasvissyöjä velliperse paskiainen.
Brokep/Peter sikik, solcu, vejeteryan, amdan götten piçin teki.Brokep / Peter это чертовски вегетарианские левых ублюдок задницу суки.

İlgili Sayfalar