Ana içeriğe geç
Sözlük

sokar ile cümle

sokar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,"'Si una mujer en casa de su marido hace un voto o asume una obligación bajo juramento
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Všeliký pak slib vdovy aneb ženy zahnané, jímž by se zavázala, stálý bude.
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Και εαν ηυχηθη εν τη οικια του ανδρος αυτης η εδεσε την ψυχην αυτης με δεσμον ορκου,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Но ако една жена е направила обрек в къщата на мъжа си, или е обвързала душата си с клетвено задължение,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,ואם בית אישה נדרה או אסרה אסר על נפשה בשבעה׃
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,ولكن ان نذرت في بيت زوجها او الزمت نفسها بلازم بقسم
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,他 若 在 丈 夫 家 裡 許 了 願 或 起 了 誓 、 約 束 自 己
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,他 若在 丈夫 家 裡許 了 願或 起了誓 、 約束 自己
Eğer oraya gelirsem, megafonu kıçına sokarım... ...piç kurusu!To ni moje. Tistega dne, ko si se rodil je tvoja mati bila pijana kot mavra!
Eğer oraya gelirsem, megafonu kıçına sokarım... ...piç kurusu!Třeba o tvojí matce! Jestli půjdu, tak ti ten megafon narvu do prdele, ty zasranej šmejde!
Eğer oraya gelirsem, megafonu kıçına sokarım... ...piç kurusu!Tu nie ma min. W dniu waszych urodzin wasze matki były schlane jak świnie.
Eğer oraya gelirsem, megafonu kıçına sokarım... ...piç kurusu!Αν έρθω από πάνω, θα κολήσω το μεγάφωνο στον κώλο σου,... ...γαμημένε μπάσταρδε!
Eğer oraya gelirsem, megafonu kıçına sokarım... ...piç kurusu!Ако дойдем, ще завра микрофона в задника ти... ...шибано копеле!
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Am conduce până la cel mai apropiat lac şi cu un furtun ne-am face plinul la masină.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Bạn chỉ cần lái xe đến hồ gần nhất, cắm vòi xăng vào, và bình xăng xe hơi của bạn sẽ đầy ắp.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Conducirían cerca del lago, meterían una manguera en él y podrían llenar su tanque.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Csak odahajtunk a legközelebbi tóhoz, beledugjuk a csövet, és már meg is tankoltunk.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Jednoduše byste přijeli k nejbližšímu jezeru, strčili do něj hadici a natankovali byste plnou nádrž.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Jedziemy nad jezioro, wsadzamy do niego szlauch i ściągamy paliwo do auta.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Je rijdt gewoon naar het dichtstbijzijnde meer, steek de slang erin, en de tank zit vol.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.가장 가까운 호수로 가서 호스를 꽂고 기름을 채우면 되니까요.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Sie fahren einfach zum nächsten See, stecken den Schlauch hinein und Ihr Auto ist vollgetankt.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Vi basta guidare fino al lago più vicino, metterci la canna, ed avete fatto il pieno alla macchina.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Vous n'auriez qu'à aller au lac le plus proche, mettre un tuyau dedans, et votre réservoir serait rempli.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Вы бы просто подъезжали к ближайшему озеру, опускали туда свой шланг, и ваша машина была бы заправлена.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.Просто карате до най-близкото езеро, вкарвате маркуча си в него, и ето имате заредена до горе кола.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.פשוט תסעו לאגם הקרוב, תכניסו צינור, ותידלקתם את המכונית.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.تقومون بالقيادة إلى أقرب بحيرة، و تضعون خرطوماً فيها، و تملؤون سيارتكم بالوقود.
En yakın göle gider, hortumunuzu sokar, ve aracınızın deposu tamamen doldurmuş olurdunuz.車を満タンにすればいいのです ただしマッチを擦って火を起こすと
‹‹ ‹Genç bir kadın babasının evindeyken RABbe adak adar ya da kendini yükümlülük altına sokarsa,(30:4) Если женщина даст обет Господу и положит на себя зарок в доме отца своего, в юности своей,
‹‹ ‹Genç bir kadın babasının evindeyken RABbe adak adar ya da kendini yükümlülük altına sokarsa,또 여자가 만일 어려서 그 아비 집에 있을 때에 여호와께 서원한 일이나 스스로 제어하려 한 일이 있다 하자
‹‹ ‹Genç bir kadın babasının evindeyken RABbe adak adar ya da kendini yükümlülük altına sokarsa,Ko pa ženska stori obljubo GOSPODU in se zaveže v dolžnost, ko biva še v hiši očeta svojega, v mladosti svoji,
‹‹ ‹Genç bir kadın babasının evindeyken RABbe adak adar ya da kendini yükümlülük altına sokarsa,ואשה כי תדר נדר ליהוה ואסרה אסר בבית אביה בנעריה׃
‹‹ ‹Genç bir kadın babasının evindeyken RABbe adak adar ya da kendini yükümlülük altına sokarsa,واما المرأة فاذا نذرت نذرا للرب والتزمت بلازم في بيت ابيها في صباها
‹‹ ‹Genç bir kadın babasının evindeyken RABbe adak adar ya da kendini yükümlülük altına sokarsa,女 子 年 幼 還 在 父 家 的 時 候 、 若 向 耶 和 華 許 願 要 約 束 自 己
‹‹ ‹Genç bir kadın babasının evindeyken RABbe adak adar ya da kendini yükümlülük altına sokarsa,女子 年幼 還 在 父 家 的 時候 、 若 向 耶和華 許願 要 約束 自己
Gerçekte, bu işleri sadece daha zora sokar.Ve skutečnosti by to problém jen urychlilo.
Gerçekte, bu işleri sadece daha zora sokar.もしFRBがそれらを購入しに行くとした場合に、
İlk ikisi nispeten hafif uykudur, ancak üçüncüsü sizi derin bir uyku haline sokar.De eerste twee zijn een relatief lichte slaap, terwijl de derde je in een diepe slaap brengt.
İlk ikisi nispeten hafif uykudur, ancak üçüncüsü sizi derin bir uyku haline sokar.Primele două etape sunt un somn relativ mai ușor, pe când cea de-a treia constituie un somn mai adânc.
Karbonu gaz formunda alıp katı bir yapıya sokarsınız buna karbon birleştirmesi denir.Když vezmete uhlík v plynném skupenství a zabudujete ho do pevné struktury, nazývá se to fixace uhlíku.
Karbonu gaz formunda alıp katı bir yapıya sokarsınız buna karbon birleştirmesi denir.기체 상태로 있는 탄소를 가지고 고형 구조에 고정시키면, 이것을 탄소 고정이라고 부릅니다.
Karbonu gaz formunda alıp katı bir yapıya sokarsınız buna karbon birleştirmesi denir.Коли вуглець із газоподібного стану перетворюють у тверду структуру, це називається фіксацією вуглецю.
- Ne oluyor len? - Ulan o havluyu senin götüne sokarým!Το είπες στην μαμά; Γιατί θα ανησυχεί.
- Ne oluyor len? - Ulan o havluyu senin götüne sokarým!Лошо ли направихме?
Oldukça güçlü bir kiţiliđi vardý. Zaman zaman baţkalarýnýn tekerine çomak sokardý.Aveva una personalità forte che sicuramente scompigliava la cose di tanto in tanto.
Oldukça güçlü bir kiţiliđi vardý. Zaman zaman baţkalarýnýn tekerine çomak sokardý.Cậu ấy có một cá tính mạnh mẽ<br/>đôi khi dễ gây "đụng chạm" tới nhiều người.
Oldukça güçlü bir kiţiliđi vardý. Zaman zaman baţkalarýnýn tekerine çomak sokardý.Han havde en stærk personlighed der helt sikker somme tider irriterede folk.
Oldukça güçlü bir kiţiliđi vardý. Zaman zaman baţkalarýnýn tekerine çomak sokardý.Hij had een zeer sterke persoonlijkheid, die zeker veren verloor bij momenten.
Oldukça güçlü bir kiţiliđi vardý. Zaman zaman baţkalarýnýn tekerine çomak sokardý.Il avait une forte personnalité, de celles qui peuvent parfois irriter.
Oldukça güçlü bir kiţiliđi vardý. Zaman zaman baţkalarýnýn tekerine çomak sokardý.Είχε μια πολύ ευγενική-ισχυρή προσωπικότητα που σίγουρα αναστάτωνε κατά καιρούς.
Öyle görünüyor ki Ticaret ve Dışişleri Bakanlığı içeriye rahat insan sokar olmuş.Il me semble que l'entrée du ministère des affaires étrangère est de moins en moins contrôlée.
Öyle görünüyor ki Ticaret ve Dışişleri Bakanlığı içeriye rahat insan sokar olmuş.Úgy tűnik, a Külügyminisztériumba való belépés az utóbbi időben elég lazává vált.
Öyle görünüyor ki Ticaret ve Dışişleri Bakanlığı içeriye rahat insan sokar olmuş.Φαίνεται ότι το υπουργείο Εξωτερικών έχει χαλαρώσει την ασφάλεια για το ποιον αφήνουν μέσα.
Öyle görünüyor ki Ticaret ve Dışişleri Bakanlığı içeriye rahat insan sokar olmuş.مؤخرا تراجعت المعاير في وزارة الشؤون الخارجية
Pek iyi bir hafızam yok, o yüzden sahtekarlık başımı hep belaya sokar.Ik heb een vrij slecht geheugen en oneerlijkheid zou mij altijd in de problemen brengen.
Pek iyi bir hafızam yok, o yüzden sahtekarlık başımı hep belaya sokar.기억력이 좋지 않은데다가, 거짓은 절 반드시 문제에 빠뜨리기에
Pek iyi bir hafızam yok, o yüzden sahtekarlık başımı hep belaya sokar.Mam słabą pamięć, więc nieuczciwość zawsze była dla mnie zgubna.
Pek iyi bir hafızam yok, o yüzden sahtekarlık başımı hep belaya sokar.Y yo soy básicamente honesto.
Pek iyi bir hafızam yok, o yüzden sahtekarlık başımı hep belaya sokar.יש לי זכרון גרוע, וחוסר-יושר היה עושה לי צרות,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod