Kızının ölümü onu günden güne sıkıntılı bir hale sokar.Близькість смерті спричинила повсякденне до неї ставлення.
Sürekli Cevahir'le birlikte takılır ve onunla beraber her türlü belaya başını sokar.Потім вона повертається назад, щод врегулювати всі питання з чоловіком раз і назавжди.
Bu sırada bir bebek, başını büyük belaya sokar.Mezitím jednomu dítěti selhává srdce.
Lothos, Buffy'i bir hipnotik transa sokar, ama Merrick'in müdahalesi sayesinde hipnoz bozulur.Lothos uvede zabíječku do hypnotického tranzu, což přeruší Merrick; ten je však Lothosem zabit.
Karaciğerin çalışmasını düzene sokar.Zjistěte, jaký je váš srdeční tep.
Bu ihanet Julius Caesarı büyük tehlikeye sokar.Asasinarea lui Iuliu Cezar amână inevitabilul.
Eva'yı evine gönderir ve Valter'i kendi atölyesi içine zorla sürükleyerek sokar.Atunci când vor să scape, el o împinge pe Eva în brațele tatălui său și îl ia pe Walther în prăvălia sa.
Tüzünataç ise Özge karakterine kendisini sokarken saçlarını kestirdi.El este șocat de faptul că Richard s-a tăiat în timp ce se bărbierea cu briciul.
Topu puan alan takım oyuna sokar.Arbitrul este cel care cronometrează meciul.
Onları zor durumlara sokarak eğlenir.Egyszerűen jól érzik magukat a terekben.
Hatta onu Organizasyonun içerisine sokar.A készülék belsejében helyezik el.
Başını hep bir belaya sokar.Hän hankkiutuu aina vaikeuksiin.
Senato senatus consultum denen buyrukları yürürlüğe sokardı.Suomen senaatin toimintaa ohjasi sille annettu ohjesääntö.
Kelimeyi "-e" haline sokar.Kirjain Е lausutaan /ɛ/ ja sen nimi on "E".
Başını hep bir belaya sokar.Συχνά σκόραρε με κεφαλιά.
Kelimeyi "-e" haline sokar.Αντιστοιχεί στη λέξη και.
Hatta onu Organizasyonun içerisine sokar.Αποφεύγαμε να τον ανακατεύωμε φαινομενικά στην Οργάνωση.
İnsanlar arasına nifak sokar.Συγκρίσεις μεταξύ των ανθρώπων.
Başını hep bir belaya sokar.Han havner altid i problemer.
Bu da oyuncuları çıkmaza sokar .Det ville være en ekstra belastning for spillerne.
İnsanlar arasına nifak sokar.Ligeligt fordelt mellem mennesker.
Topu puan alan takım oyuna sokar.Alan forsvinder ind i spillet.
İnsanlar arasına nifak sokar.Møter mellom mennesker.
Başını hep bir belaya sokar.Kebutaannya sering menyebabkan masalah.
Altın ve gümüşü ülkeye ne kadar çok sokarsanız ülke o kadar zengin olur.Một quốc gia càng nhiều vàng bạc thì càng là quốc gia giàu có.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.Tình huống này đưa anh vào một tình thế nguy hiểm.
Bu gerçekleşir ve Eli ile birlikte kalkanları tam maksimun güce sokarlar.これはアッパーで浮かせた相手をそのまま逆の手でアッパーするもの。
Bu Lucilla'yı endişeye sokar.ルシアに嫌がらせをする。
Kelimeyi "-e" haline sokar.語尾に「~ラ」とつける。
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.他們會使你處於危險之中。
Bu da oyuncuları çıkmaza sokar .寻找男主角演员也并不容易。
Stanley'i her ne kadar sevsede onun başını sürekli beladan belaya sokar.딸인 치아키를 너무나 아끼는터라 가끔 그녀를 곤란하게 만들기도 한다.
Akut stres tepkisi kan akışını yükseltir ve hastayı tehlikeye sokar.תגובת חרדה חריפה מגבירה את קצב זרימת הדם ומסכנת את האדם.
Bu da oyuncuları çıkmaza sokar .תגובות השחקנים ל־MissingNo.
Onları zor durumlara sokarak eğlenir.אלה דברים שיפה להם השתיקה.
Bu nedenle ışınımı görünür dizine sokar yani bizim görmemize neden olur.Те обаче са вярвали, че очите ни излъчват лъчи, които ни позволяват да виждаме.
Başını hep bir belaya sokar.Винаги се забърква в неприятности.
Bu da F-16'yı kullanımı zor uçaklar kategorisine sokar.На тази въздушна хегемония се противопоставя F-86.
Ted telefonları, hat kablosunu ilgili odanın deliğine sokarak bağlamaktadır.Винс увисва на въжето пред кабината на камиона.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.Mater sa tak dostáva do veľkého nebezpečenstva.
İnsanlar arasına nifak sokar.Poďme medzi ľud, medzi prostých ľudí.
Eva'yı evine gönderir ve Valter'i kendi atölyesi içine zorla sürükleyerek sokar.Evu strčí do brány jej domu a Walthera vtiahne k sebe do dielne.
Bu sırada bir bebek, başını büyük belaya sokar.Medzitým jednému dieťaťu zlyháva srdce.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.Bila je izpostavljena veliko nevarnostim.
Eğer bu ikisini işleme sokarsak, e=ee'=e'e=e' olduğu görülür.2 Indoeuropeistikoje šie pusbalsiai gali būti žymimi ir kaip *w (= *ṷ), *y (= *i̯).
Kızının ölümü onu günden güne sıkıntılı bir hale sokar.Ilgėjanti diena pažadina Ją.
Ama akrep yine de sokar ve ikisi de ölür.Dar scorpionul o înţeapă până la urmă şi mor amândoi.
Ama akrep yine de sokar ve ikisi de ölür.De schorpioen belooft hem niet te steken maar doet dat toch, en ze verdrinken allebei.
Ama akrep yine de sokar ve ikisi de ölür.하지만 전갈은 여하튼 독침을 쏘고, 둘 다 죽습니다.
Ama akrep yine de sokar ve ikisi de ölür.Men så stikker skorpionen ham alligevel, og de dør begge to.
Ama akrep yine de sokar ve ikisi de ölür.אבל הוא עוקץ אותה בכל זאת ושניהם מתים,
Ama akrep yine de sokar ve ikisi de ölür.ولدغه العقرب مع ذلك وماتا كلاهما,
Aşk, insanı bu hale mi sokar?Apakah cinta membuat orang-orang seperti ini ?
Aşk, insanı bu hale mi sokar?¿el amor jode tanto a las personas?
Aşk, insanı bu hale mi sokar?그 사랑이 원래 이렇게 좀 사람을 좀... 망가뜨리고 막 그럽니까?
Aşk, insanı bu hale mi sokar?O amor ferra com as pessoas dessa forma?
Aşk, insanı bu hale mi sokar?Невже любов може так поглинути?
Aşk, insanı bu hale mi sokar?هل يقوم الحب بتحطيم الناس هكذا؟
B de t şeklinde yazılmış Bunu nasıl m birimine sokarızAko ho môžme vyjadriť v závislosti na "m"?
B de t şeklinde yazılmış Bunu nasıl m birimine sokarızJak jej může vyjádřit v závislosti na m?