Başını belaya sokar - su parkına giderken yanında olmasını istediğin kız odur." [1][She] gets into trouble—she's the girl you want with you when you are heading to a water park."[56]
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.Das macht ihn sehr gefährlich.
Topu puan alan takım oyuna sokar.Ein Ballfang schliesst das Spielfeld ab.
Başını hep bir belaya sokar.Dieser geriet ständig in Schwierigkeiten.
Albüm ilk kez Billboard listelerine grubu sokar.Erstmals gelang der Sprung in die Billboard Charts.
İnsanlar arasına nifak sokar.Unter den Menschen entsteht Panik.
Onları zor durumlara sokarak eğlenir.Daraufhin amüsiert sie sich auf rauschenden Partys.
Bazı botnet'ler tanınmış protokollerin özel sürümlerini devreye sokarlar.Carnap lehnt allerdings eine spezifische Form der Protokollsätze ab.
Sonra Desmond’u başka ipuçları bulmak için tekrar Animusa sokarlar.En attendant, Desmond décide de retourner dans l'Animus afin de rechercher d'autres indices.
Burada yazar yeni kahramanı Allan Quatermain'i devreye sokar.Elle met en scène l'une des premières aventures du héros Allan Quatermain.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.Tout cela risque de lui apporter des ennuis.
Kızının ölümü onu günden güne sıkıntılı bir hale sokar.Leur différence d'âge est pour lui un challenge de tous les jours.
Akut stres tepkisi kan akışını yükseltir ve hastayı tehlikeye sokar.Reacción de estrés agudo aumenta el flujo sanguíneo y pone en peligro a la persona.
Kelimeyi "-e" haline sokar.Se pronuncia como «i».
Kene keliserleri ile deriyi açar ve hipostomunu deriden içeri sokar.Lo agarraremos por las bolas y le patearemos el trasero sin respiro.
Eğer bu ikisini işleme sokarsak, e=ee'=e'e=e' olduğu görülür.Sumando estas dos partes, obtenemos y i {\displaystyle y_{i}} .
Atın iki yanına asılan kırbalar meşin kovalarla doldurulur, hortum sokarak boşaltılırdı.Dos cavidades en su cabeza probablemente estaban destinadas a recibir los cuernos de un ciervo.
Oyuncular diski (pakı) kaleye sokarak sayı bulurlar.Y sé que las mujeres se conectarán mucho con el disco.
Hatta onu Organizasyonun içerisine sokar.Parece llevarla dentro suyo.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.Esto le lleva a una situación mucho más peligrosa.
Öğretmen burnunu her şeye sokar.Il professore ficca il naso dappertutto.
Bazı botnet'ler tanınmış protokollerin özel sürümlerini devreye sokarlar.Alcuni botnet implementano versioni personalizzate dei protocolli molto ben noti.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.È questo che lo rende così pericoloso.
Bu sırada bir bebek, başını büyük belaya sokar.Una piccola bugia lo caccerà in grossi guai.
Genelde insanlara karşı aşırı dürüsttür ve bu da başını belaya sokar.A volte ha la tendenza ad essere troppo onesta con le persone, il che le causa dei problemi.
Manchester United, Yılın Takımı'na sekiz oyuncu sokarak rekor kırdı.Il Manchester United ottiene il record di calciatori nella Squadra dell'anno della PFA, otto.
Bu kurul pek çok yasayı yürürlüğe sokardı ve bir temyiz mahkemesi olarak da hizmet edebilirdi.Poteva giocare in svariate posizioni in tutto il campo, tanto che fu impiegato anche come difensore.
İnsanlar arasına nifak sokar.Una roba tra uomini.
Topu puan alan takım oyuna sokar.Alla fine la squadra granata deve disputare i play out.
Onları zor durumlara sokarak eğlenir.Все они попадают в забавные ситуации.
Genelde insanlara karşı aşırı dürüsttür ve bu da başını belaya sokar.Имеет склонность быть предельно откровенной с людьми, из-за чего нередко попадает в неприятности.
Diğer askerî personelleri kapıları açarak sivllerin bölmesine sokarlar.Напуганные звонками юристы стали запирать входные двери конторы.
Müşteri araştırmayı yapan firmayı ve rakipleri kendi gözünde bir sıralamaya sokar.Курильщик со своими соратниками обсуждают инцидент.
Bunun üzerine o yıl kral olan Gyanendra, askeri devreye sokarak ülkede olağanüstü hal ilan etti.После этого сенат, облачившийся в траур, объявил чрезвычайное положение.
Akut stres tepkisi kan akışını yükseltir ve hastayı tehlikeye sokar.والتوتر الحاد يزيد من تدفق الدم ويعرض المريض للخطر.
İnsanlar arasına nifak sokar.وقوع التناكر بين الناس.
Bu da F-16'yı kullanımı zor uçaklar kategorisine sokar.وتُضم طائرة الإف 16 إلى قائمة الطائرات صعبة الاستخدام.
Bolin ağzına çorabını sokar.الجوارب طويلة إلى الركبة.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.لكن هذه السرقة تضعهما في خطر.
Yenilik ve heyecan arzularından dolayı kendilerini tehlikeli durumlara sokarlar.Por costumarem ansiar por novidades e excitação, podem colocar-se em situações de risco.
Başını hep bir belaya sokar.Estão sempre a causar problemas.
Genelde insanlara karşı aşırı dürüsttür ve bu da başını belaya sokar.Tende a ser honesta demais com as pessoas, o que costuma lhe envolver em confusões.
Bu durum onu çok tehlikeye sokar.Isso a torna muito perigosa.
Bu durum Haruhi’yi Host Kulübü’ne karşı büyük bir borca sokar.É ele quem faz com que Haruhi entre no Host Club através de sua divida.
Akrep güçlü kuyruğuyla arabada başı çeken atı sokar.Het paard achter de wagen spannen. - Een probleem totaal verkeerd aanpakken.
Bu sırada bir bebek, başını büyük belaya sokar.Op een gegeven moment raakt de baby ernstig ziek.
Bu da oyuncuları çıkmaza sokar .Ook zij staan steeds vijandig tegenover de speler.
Onlara Saldıranları Hep Sokarlar Ve Bundan Zevk Alırlar.Dit vinden de mannen grappig, en ze laten hem begaan.
Bu Lucilla'yı endişeye sokar.Podejrzenie pada na Lucyfera.
Burada yazar yeni kahramanı Allan Quatermain'i devreye sokar.Ich głównym bohaterem był Allan Quatermain.
Onları zor durumlara sokarak eğlenir.Prowadzi to do zabawnych sytuacji.
Yunanistan yakınların geceledikleri bir ağacın altında, Elisabeth'i yılan sokar.Ostatniego dnia podróży, na plaży nieopodal Koryntu, Elisabeth zostaje ukąszona przez węża.
Manchester United, Yılın Takımı'na sekiz oyuncu sokarak rekor kırdı.Zawodniczka ma więc na swoim koncie osiem rekordów Ameryki Południowej.
Başını hep bir belaya sokar.Zawsze wpada w kłopoty.
Bu da oyuncuları çıkmaza sokar .Reszta to improwizacja aktorów.
İnsanlar arasına nifak sokar.Begränsad spridning mellan människor.
Eğer bu ikisini işleme sokarsak, e=ee'=e'e=e' olduğu görülür.Om man löser ut y får man att y = 3 {\displaystyle y=3} .
Genelde insanlara karşı aşırı dürüsttür ve bu da başını belaya sokar.Han framställs oftast också som illvillig och ställer gärna till problem för andra.
Diana Bertram'ı alıp yatağına sokar ama yatakta Helena vardır.Diana skall uppmana Bertram att möta henne i hennes sovrum där den förklädda Helena istället väntar.
İnsanlar arasına nifak sokar.Вони ховаються серед людей.