Onların Yahuda kentlerinde, Yeruşalim sokaklarında neler yaptıklarını görmüyor musun?האינך ראה מה המה עשים בערי יהודה ובחצות ירושלם׃
Onların Yahuda kentlerinde, Yeruşalim sokaklarında neler yaptıklarını görmüyor musun?أما ترى ماذا يعملون في مدن يهوذا وفي شوارع اورشليم.
Onların Yahuda kentlerinde, Yeruşalim sokaklarında neler yaptıklarını görmüyor musun?他 們 在 猶 大 城 邑 中 和 耶 路 撒 冷 街 上 所 行 的 、 你 沒 有 看 見 麼
Onların Yahuda kentlerinde, Yeruşalim sokaklarında neler yaptıklarını görmüyor musun?他 們在 猶大 城邑 中和 耶路撒冷 街 上 所 行 的 、 你 沒 有 看 見麼
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Akkor kezditek mondani: Te elõtted ettünk és ittunk, és a mi utczáinkon tanítottál;
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Allora comincerete a dire: Abbiamo mangiato e bevuto in tua presenza e tu hai insegnato nelle nostre piazze
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Alors vous vous mettrez à dire: Nous avons mangé et bu devant toi, et tu as enseigné dans nos rues.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Da skal I begynne å si: Vi åt og drakk for dine øine, og du lærte på våre gater!
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.da skulle I begynde at sige: vi spiste og drak for dine Øjne, og du lærte på vore Gader,
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.então começareis a dizer: Comemos e bebemos na tua presença, e tu ensinaste nas nossas ruas;
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Entonces comenzaréis a decir: "Delante de ti hemos comido y bebido, y en nuestras plazas enseñaste.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.그 때에 너희가 말하되 우리는 주 앞에서 먹고 마셨으며 주는 또한 우리 길거리에서 가르치셨나이다 하나
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.'Maar we hebben samen met U gegeten en gedronken. U hebt in onze straten gesproken.'
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Och I skolen då säga: 'Vi hava ju ätit och druckit med dig, och du har undervisat på våra gator.'
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Silloin te rupeatte sanomaan: `Mehän söimme ja joimme sinun seurassasi, ja meidän kaduillamme sinä opetit`.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Tedaj začnete praviti: Jedli smo pred teboj in pili, in po ulicah naših si učil.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Tedy počnete říci: Jídali jsme a píjeli před tebou, a na ulicech našich jsi učil.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Tedy poczniecie mówić: Jadaliśmy przed tobą i pijali, i uczyłeś na ulicach naszych.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Vtedy začnete hovoriť: Jedávali sme pred tebou a pili, a na našich uliciach si učil.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.τοτε θελετε αρχισει να λεγητε Εφαγομεν εμπροσθεν σου και επιομεν, και εν ταις πλατειαις ημων εδιδαξας.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Тогава ще почнете да казвате: Ядохме и пихме пред Тебе; и в нашите улици Си поучавал.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.Тогда станете говорить: мы ели и пили пред Тобою, и на улицах наших учил Ты.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.тоді станете казати: Ми їли перед Тобою й пили, й по улицях наших навчав єси.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.אז תחלו לאמר אכלנו ושתינו לפניך וברחבותינו למדת׃
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.حينئذ تبتدئون تقولون اكلنا قدامك وشربنا وعلّمت في شوارعنا.
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.那 時 、 你 們 要 說 、 我 們 在 你 面 前 喫 過 喝 過 、 你 也 在 我 們 的 街 上 教 訓 過 人
‹‹O zaman, ‹Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda öğrettin› demeye başlayacaksınız.那時 、 你 們要說 、 我們 在 你 面前 喫過 喝過 、 你 也 在 我 們 的 街上 教 訓過人
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.- de studerende var i gaderne i Paris, oprør mod autoriteterne.
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.학생들이 파리의 거리로 나와 권위에 저항을 했습니다.
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.les étudiants dans les rues de Paris se révoltaient contre l'autorité,
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.los estudiantes, en las calles de Paris, se revelaban contra la autoridad.
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.Os estudantes manifestavam-se nas ruas de Paris revoltados contra a autoridade.
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.Studenci na ulicach Paryża przeciwstawiali się władzy. Studenci na ulicach Paryża przeciwstawiali się władzy.
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.Studenten auf den Straßen in Paris, die gegen die Autorität rebellierten.
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.Študenti v uliciach Paríža búriaci sa proti svojej vláde.
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.סטודנטים ברחובות פריז, מורדים כנגד השלטונות.
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.طلبة في شوارع باريس، منتفضين ضد السلطة.
Paris sokaklarına dökülen öğrenciler, otoriteye başkaldırıyorlardı.反政府集会をしていました アメリカは激動の時代でした
Paris sokakları savaş alanına dönüyor, 'Şanlı 3 gün' diye adlandırılan günler.A Delacroix to všechno pozoruje ze svého okna.
Paris sokakları savaş alanına dönüyor, 'Şanlı 3 gün' diye adlandırılan günler.Así hubo tres días de... más allá de las protestas, de guerra abierta en las calles de París.
Paris sokakları savaş alanına dönüyor, 'Şanlı 3 gün' diye adlandırılan günler.Takže to boli tri dni.. nie protestu, ale otvorenej vzbury v uliciach Paríža.
Paris sokakları savaş alanına dönüyor, 'Şanlı 3 gün' diye adlandırılan günler.Отож, було три дні ... поза протестом, відкритої ворожнечі на вулицях Парижу.
Parke taşlarının üzerinde, Paris sokaklarında rastlamayacağınız bir figür yükseliyor. . .Harris : Nad týmito kockami vyniká postava, ktorú by ste v tých časoch v uliciach Príža hľadali darmo.
Parke taşlarının üzerinde, Paris sokaklarında rastlamayacağınız bir figür yükseliyor. . .(Harris) Ponad tymi płytami kroczy postać, której nikt tak naprawdę nie zobaczyłby na uliach Paryża.
Parke taşlarının üzerinde, Paris sokaklarında rastlamayacağınız bir figür yükseliyor. . .Sobre los adoquines aparece una figura que, en realidad, no hubiera sido posible ver en la ciudad de París.
Parke taşlarının üzerinde, Paris sokaklarında rastlamayacağınız bir figür yükseliyor. . .Sopra quei ciottoli cammina una figura che a dir la verità non si sarebbe vista per le strade di Parigi.
Parke taşlarının üzerinde, Paris sokaklarında rastlamayacağınız bir figür yükseliyor. . .Гарріс: Через цю бруківку переступає постать, яку б ми не побачили насправді на вулицях Парижу.
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Ali naj se ven razlivajo viri tvoji, po ulicah tvoji potoki?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Các nguồn của con há nên tràn ra ngoài đường , Và các suối của con tuôn nơi phố chợ sao ?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Các nguồn của con há nên tràn ra ngoài đường, Và các suối của con tuôn nơi phố chợ sao?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Ce, vrei să ţi se verse izvoarele afară? Şi să-ţi curgă rîurile pe pieţele de obşte?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Či sa budú rozlievať tvoje pramene ta von, po uliciach potoky vôd?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Derramar-se-iam as tuas fontes para fora, e pelas ruas os ribeiros de águas?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Icke vill du att dina flöden skola strömma ut på gatan, dina vattenbäckar på torgen?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Kifolyjanak-é a te forrásid, az utczákra a te vized folyásai?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?어찌하여 네 샘물을 집 밖으로 넘치게 하겠으며 네 도랑물을 거리로 흘러가게 하겠느냐
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?lad ej dine Kilder flyde på Gaden, ej dine Bække på Torvene!
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Laß deine Brunnen herausfließen und die Wasserbäche auf die Gassen.
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Laten je fonteinen niet naar buiten spuiten, noch je waterstromen de straten overspoelen.
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Nechť se rozlévají studnice tvé ven, a potůčkové vod na ulice.