Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Ines est une prostitué transsexuelle de Jakarta.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Inés es una prostituta transexual en las calles de Yakarta.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Ines è un transgender che si prostituisce sui marciapiedi di Giacarta.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Ines is een travestiehoertje in de straten van Jakarta.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Ines ist eine Transgender-Nutte auf den Straßen Jakartas.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Ines jest prostytutką transwestytą na ulicach Dżakarty.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Ines je transsexuální šlapka, pracuje v ulicích Jakarty.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Ines là một gái bán dâm chuyển giới trên phố ở Jakarta
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.이네스는 자카르타의 길거리에서 몸을 파는 트렌스젠더입니다.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Η Ινές είναι μια τρανσέξουαλ πόρνη στους δρόμους της Τζακάρτα.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Инес сменила пол и работает шлюхой на улицах Джакарты.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.Тя е транссексуална проститутка по улиците на Джакарта.
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.אינס היא זונה טרנסג'נדרית ברחובות ג'קרטה
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.وهي عاهرة متحولة جنسيا في شوارع جاكارتا
Ines, Jakarta sokaklarında transseksüel bir hayat kadını.男性器を持つ女性です
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Acolo oamenii se luptă să împiedice companiile de petrol să construiască drumuri în pădurile lor.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Där dessa människor kämpar för att försöka hålla oljebolagen, och vägbyggandet borta från sina skogar.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Deze mensen strijden daar om de oliemaatschappijen en de wegen buiten hun bossen te houden.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Dove questa gente lotta per tenere le compagnie petrolifere e le strade lontano dalle loro foreste.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Ezek az emberek azért küzdenek, hogy távol tartsák az olajtársaságokat és az utakat az őserdőjüktől.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.그곳에서 이들은 정유회사와 도로확장으로 숲을 지켜내기 위해 싸우고 있습니다.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Onde estas pessoas estão a lutar para manter as petrolíferas e as estradas longe das suas florestas.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Tam ci ludzie walczą, by firmy wydobywcze i drogi nie wdarły się w ich las.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Tito lidé se snaží zabránit tomu, aby ropné společnosti a nové silnice pronikly do jejich lesů.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Звідти, де люди боряться за те, аби не пустити нафтові компанії і дороги в свої праліси.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Там, където тези хора се борят да спрат петролните компании и да пазят пътищата далеч от техните гори.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.במקום שבו האנשים נלחמים כדי לדאוג שחברות הנפט, ולדאוג שהכבישים ישארו מחוץ ליערות שלהם.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.حيث يناضل هؤلاء الناس في محاولة لإبعاد شركات النفط، والطرق، بعيدا عن غاباتهم.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.森林を守ろうと頑張っています 汚染されていない きれいな森林の中で
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Az utczákon panaszkodás hallik a bor miatt; minden öröm alkonyra szállt, a föld vígassága elköltözött.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Därute höres klagorop över vinet; all glädje är såsom en nedgången sol, all jordens fröjd har flyktat.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.En las calles se oye el lamento por el vino. Todo gozo se oscurece; la alegría de la tierra ha sido desterrada
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Há lastimoso clamor nas ruas por falta do vinho; toda a alegria se escureceu, já se foi o prazer da terra.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Jadikovanje zaradi vina je po ulicah; zatonilo je vse veselje, izginila je radost zemlje.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.포도주가 없으므로 거리에서 부르짖으며 모든 즐거움이 암흑하여 졌으며 땅의 기쁨이 소멸되었으며
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Man jamrer over Vinen på Gaden, bort er al Glæde svundet; landflygtig er Landets Fryd.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Man klagt um den Wein auf den Gassen, daß alle Freude weg ist, alle Wonne des Landes dahin ist.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Nárek bude na uliciach pre víno, zatemnená bude všetka radosť, odstehuje sa veselosť zeme.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Naříkání bude na ulicích pro víno, zatemněno bude všeliké veselí, odstěhuje se radost země.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Narzekanie będzie na ulicach dla wina; zaćmione będzie wszelkie wesele, a przeniesie się radość ziemi.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Người ta kêu la trong đường phố vì cớ rượu; mọi sự vui đều trở nên tăm tối; sự mừng rỡ trong xứ đi đâu rồi!
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Người_ta kêu_la trong đường_phố vì cớ rượu ; mọi sự vui đều trở_nên tăm_tối ; sự mừng_rỡ trong xứ đi đâu rồi !
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.On crie dans les rues, parce que le vin manque; Toute réjouissance a disparu, L`allégresse est bannie du pays.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.På gatene lyder klagerop over vinen; all glede er borte, landets fryd er blitt landflyktig.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Per le strade si lamentano, perché non c'è vino; ogni gioia è scomparsa, se ne è andata la letizia dal paese
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Pe uliţe se strigă după vin; s'a dus orice desfătare, nu mai este nicio veselie în ţară.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Viinistä on kaduilla valitus, kaikki ilo on mennyt mailleen, riemu maasta paennut.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Κραυγη ειναι εν ταις οδοις δια τον οινον πασα ευθυμια παρηλθεν η χαρα του τοπου εφυγεν.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Вик има по улиците за виното; Всяка радост се помрачи: веселието на земята е отишло в плен.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Плачут о вине на улицах; помрачилась всякая радость; изгнано всякоевеселие земли.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.צוחה על היין בחוצות ערבה כל שמחה גלה משוש הארץ׃
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.صراخ على الخمر في الازقة. غرب كل فرح. انتفى سرور الارض.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.在 街 上 因 酒 有 悲 歎 的 聲 音 . 一 切 喜 樂 變 為 昏 暗 . 地 上 的 歡 樂 歸 於 無 有
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.在 街上 因 酒 有 悲歎 的 聲音 . 一切 喜 樂變為 昏暗 . 地上 的 歡樂歸 於 無有
İnsanlar sokaklarda. #Nepal'de büyük deprem.Beaucoup de monde dans la rue. Gros tremblement de terre au Népal.
İnsanlar sokaklarda. #Nepal'de büyük deprem.Mucha gente en la calle. Fuerte terremoto en Nepal.
İnsanlar yağmuru sokaklara çıkarak karşılıyor.La gente da la bienvenida a las lluvias saliendo a las calles.
İnsanlar yağmuru sokaklara çıkarak karşılıyor.Les gens célèbrent la pluie en se rendant dans les rues.
İnsanlar yağmuru sokaklara çıkarak karşılıyor.Lidé vítají déšť v ulicích.
İnsanlar yağmuru sokaklara çıkarak karşılıyor.Mensen zijn blij met de regen en gaan de straat op.