sofra ile cümle

sofra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Pois todas as suas mesas estão cheias de vômitos e de sujidade, e não há lugar que esteja limpo.
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Sillä täynnä oksennusta ja saastaa ovat kaikki pöydät - ei puhdasta paikkaa!
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Thi alle Borde er fulde af Spy, Uhumskhed flyder på hver en Plet.
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Toate mesele sînt pline de vărsături murdare, şi nu mai este nici un loc curat. -
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Todas las mesas están llenas de vómito repugnante, hasta no quedar lugar limpio
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Toutes les tables sont pleines de vomissements, d`ordures; Il n`y a plus de place. -
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Tutte le tavole sono piene di fetido vomito; non c'è un posto pulito
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Διοτι πασαι αι τραπεζαι ειναι πληρεις εμετου και ακαθαρσιας, ουδεις τοπος μενει καθαρος.
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Защото всичките трапези са пълни с бълвоч и нечостота, Така щото няма чисто място.
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!Ибо все столы наполнены отвратительною блевотиною, нет чистого места.
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!כי כל שלחנות מלאו קיא צאה בלי מקום׃
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!فان جميع الموائد امتلأت قيأ وقذرا. ليس مكان.
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!因 為 各 席 上 滿 了 嘔 吐 的 污 穢 、 無 一 處 乾 淨
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!因為 各 席上 滿 了 嘔吐 的 污穢 、 無一處乾淨
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.A tí, ktorí jedia jeho kráľovský pokrm, ho skrúšia, a jeho vojsko zaplaví zem, a padnú pobití mnohí.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.Aun los que comen de su pan le quebrantarán. Su ejército será destruido, y muchos caerán muertos
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.Bo ci, którzy jedzą chleb jego, zniszczą go, gdy wojsko onego jako powódź przypadnie, a pobitych wiele polęże.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.De som eter ved hans bord, skal felle ham; hans hær skal strømme frem, og det skal bli et stort mannefall.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.És a kik az õ ételét eszik, megrontják õt, és az õ serege elszéled, és sokan elhullanak seb miatt.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.hans Bordfæller bryder hans Magt, hans Hær skylles bort, og mange dræbes og falder.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.in kateri jedo z mize njegove jed, ga uničijo, in vojska njegova se razkropi; in prebodeni padejo mnogi.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.i suoi stessi commensali saranno causa della sua rovina; il suo esercito sarà travolto e molti cadranno uccisi
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.자기의 진미를 먹는 자가 그를 멸하리니 그 군대가 흩어질 것이요 많은 자가 엎드러져 죽으리라
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.Nebo kteříž jídají pokrm, potrou jej, když vojsko onoho se rozvodní; i padnou, zbiti jsouce mnozí.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.Zijn eigen huisgenoten zullen zijn ondergang bewerken. Zijn leger zal deserteren en velen zullen sneuvelen.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.Даже участники трапезы его погубят его, и войско его разольется, ипадет много убитых.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.ואכלי פת בגו ישברוהו וחילו ישטוף ונפלו חללים רבים׃
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.والآكلون اطايبه يكسرونه وجيشه يطمو ويسقط كثيرون قتلى.
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.喫 王 膳 的 、 必 敗 壞 他 、 他 的 軍 隊 、 必 被 沖 沒 、 而 且 被 殺 的 甚 多
Sofrasından yiyenler Güney Kralını yıkmaya çalışacaklar; ordusu dağılacak, birçokları vurulup öldürülecek.喫王 膳 的 、 必敗壞 他 、 他 的 軍隊 、 必被 沖沒 、 而且 被 殺的 甚多
Storm adı gibi, bir fırtınaya dönüştü sofrada,Denn - wie ihr meteorologischer Namensvetter -
Storm adı gibi, bir fırtınaya dönüştü sofrada,Porque --al igual que a su nombre de meteorología--
Storm adı gibi, bir fırtınaya dönüştü sofrada,Tempête se soucie moins du calme plat,
Storm adı gibi, bir fırtınaya dönüştü sofrada,כי בדומה לשמה המטאורולוגי
Storm beni kışkırtadursun, İstemiyordum sofranın huzuru bozulsun.Je n'ai nulle intention de faire des vagues, bien que cela devienne difficile
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.(77:19) и говорили против Бога и сказали: „может ли Бог приготовить трапезу в пустыне?"
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.A mluvili proti Bohu, řkouce: Zdaliž bude moci Bůh silný připraviti stůl na této poušti?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.A mówili przeciwko Bogu temi słowy: Izali może Bóg zgotować stół na tej puszczy?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Au vorbit împotriva lui Dumnezeu, şi au zis: ,,Oare va putea Dumnezeu să pună o masă în pustie?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.de talte mod Gud og sagde: "Kan Gud dække Bord i en Ørken?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.És szólának Isten ellen, mondván: Avagy tudna-é Isten asztalt teríteni a pusztában?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Họ nói nghịch cùng Ðức Chúa Trời, Mà rằng: Ðức Chúa Trời há có thể dọn bàn nơi đồng vắng sao?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Họ nói nghịch cùng Ðức_Chúa_Trời , Mà rằng : Ðức_Chúa_Trời há có_thể dọn bàn nơi đồng vắng sao ?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Hovorili proti Bohu a vraveli: Či bude môcť silný Bôh pripraviť stôl na púšti?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Ils parlèrent contre Dieu, Ils dirent: Dieu pourrait-il Dresser une table dans le désert?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.In grdo govoreč zoper Boga, so rekli: Ali bi mogel Bog mogočni pripraviti mizo v tej puščavi?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Ja he puhuivat Jumalaa vastaan sanoen: "Voikohan Jumala kattaa pöydän erämaassa?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.그 뿐 아니라 하나님을 대적하여 말하기를 하나님이 광야에서 능히 식탁을 준비하시랴
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Mereka melawan Allah dengan berkata, "Sanggupkah Allah memberi kita makan di padang gurun
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.mormorarono contro Dio dicendo: «Potrà forse Dio preparare una mensa nel deserto?»
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Och de talade mot Gud, de sade: »Kan väl Gud duka ett bord i öknen?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Og de talte mot Gud, de sa: Kan vel Gud dekke bord i ørkenen?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.und redeten gegen Gott und sprachen: "Ja, Gott sollte wohl können einen Tisch bereiten in der Wüste?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Y hablaron contra Dios diciendo: "¿Podrá preparar una mesa en el desierto
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Zij verzetten zich tegen God en zeiden: "Kan God ons in de woestijn ook te eten geven?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.και ελαλησαν κατα του Θεου, λεγοντες, Μηπως δυναται ο Θεος να ετοιμαση τραπεζαν εν τη ερημω;
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.И говориха против Бога, казвайки: Може ли Бог да приготви трапеза в пустинята?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.וידברו באלהים אמרו היוכל אל לערך שלחן במדבר׃
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.‎فوقعوا في الله. قالوا هل يقدر الله ان يرتب مائدة في البرية‎.
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.並 且 妄 論 神 、 說 、 神 在 曠 野 豈 能 擺 設 筵 席 麼

İlgili Sayfalar