Annesi vardı, çünkü o sadece onun soğukkanlılığını tuttu.彼女は、周りを見回しているから彼女を防ぐために、彼女の母親に向かって彼女の顔を曲げ
Benim, soğukkanlıca yapmam gereken bir konuşmam var.Ba da, daca vorbim din punct de vedere filozofic.
Benim, soğukkanlıca yapmam gereken bir konuşmam var.Doch, philosophisch gesehen schon.
Benim, soğukkanlıca yapmam gereken bir konuşmam var.Filosoficamente l'ho persa sì
Benim, soğukkanlıca yapmam gereken bir konuşmam var.Filozófiai értelemben elveszítettem.
Benim, soğukkanlıca yapmam gereken bir konuşmam var.Owszem, straciłem, mówiąc filozoficznie.
Benim, soğukkanlıca yapmam gereken bir konuşmam var.Philosophiquement, je l'ai perdue.
Benim, soğukkanlıca yapmam gereken bir konuşmam var.Přišel, z filozofického pohledu.
Benim, soğukkanlıca yapmam gereken bir konuşmam var.Theo triết học thì đúng là thế.
Benim, soğukkanlıca yapmam gereken bir konuşmam var.Философски, я проиграл.
Bu karmaşık durumda Çin'in soğukkanlı olması gerekir.A China precisa permanecer calma nesta situação de alta complexidade.
Bu karmaşık durumda Çin'in soğukkanlı olması gerekir.China necesita tomarlo con calma en esta situación altamente complicada.
Bu karmaşık durumda Çin'in soğukkanlı olması gerekir.La Cina deve mantenere il sangue freddo in questa complessa situazione.
Çekiciliği ortaya çıkartmak için, Rönesans tarzı sprezzatura'ya (soğukkanlılık) ihtiyaç duyarsınız.매력을 끄집어 내기 위해서, 카스틸리오네가 그의 책 "궁정론"에서 만들어낸 용어인 스프레차투라라는 (주 : 스프레차투라 - 어려운 것을 쉽게 한 듯이 보이는 능력)
Çekiciliği ortaya çıkartmak için, Rönesans tarzı sprezzatura'ya (soğukkanlılık) ihtiyaç duyarsınız.כדי להצליח ליצור זוהר, אתם צריכים את התכונה הזו של הרנסאנס של ספרצטורה, מונח שטבע קסטיגליון
Çekiciliği ortaya çıkartmak için, Rönesans tarzı sprezzatura'ya (soğukkanlılık) ihtiyaç duyarsınız.ولكي تسحبو هذه الروعة فإنكم تحتاجون لانتفاضة ذات جودة كتلك "سبريزاتورا"، وهو مصطلح ابتدعه كاستيجيليون
Çekiciliği ortaya çıkartmak için, Rönesans tarzı sprezzatura'ya (soğukkanlılık) ihtiyaç duyarsınız.「故意の不注意」が必要です カスティリオーネが 著書 - 『宮廷人』で使った言葉です
Efendisine hakaret ettiğim anda soğukkanlılığını kaybediyor.Claro, assim que achincalho o seu amo, ele perde a calma.
Efendisine hakaret ettiğim anda soğukkanlılığını kaybediyor.Da jeg først fik ram på hans mester, - - mistede han gejsten.
Efendisine hakaret ettiğim anda soğukkanlılığını kaybediyor.Di sicuro, appena faccio fuori il suo maestro, si perderà d'animo.
Efendisine hakaret ettiğim anda soğukkanlılığını kaybediyor.Heti, kun haukun hänen isäntäänsä, hän menettää malttinsa.
Efendisine hakaret ettiğim anda soğukkanlılığını kaybediyor.Jak tylko dopiekłem jego mistrzowi, stracił opanowanie.
Efendisine hakaret ettiğim anda soğukkanlılığını kaybediyor.När jag förolämpade hans mästare- -tappade han humöret.
Efendisine hakaret ettiğim anda soğukkanlılığını kaybediyor.Ya lo entiendo. En cuanto hablo mal de su señor, pierde la calma de golpe.
Efendisine hakaret ettiğim anda soğukkanlılığını kaybediyor.Με το που έβρισα τον αφέντη του, έχασε την ψυχραιμία του.
Efendisine hakaret ettiğim anda soğukkanlılığını kaybediyor.Как только я одолеваю его хозяина, его вдруг покидает хладнокровие.
Fakat kalbin yaşlandıkça öyle bir zaman gelecek ki görüşlerin daha soğukkanlı olacak♫ 하지만 나이가 들어서 ♫ ♫ 이런 걸 볼 때면 ♫ ♫ 냉담해지기만 한단다 ♫
Fakat kalbin yaşlandıkça öyle bir zaman gelecek ki görüşlerin daha soğukkanlı olacak♫ Nhưng khi trái tim dần lớn lên ♫ ♫ Nó sẽ gặp những điều
Fakat kalbin yaşlandıkça öyle bir zaman gelecek ki görüşlerin daha soğukkanlı olacakНо докато сърцето остарява, ще стигне до такива гледки, много по-студени.
Fakat kalbin yaşlandıkça öyle bir zaman gelecek ki görüşlerin daha soğukkanlı olacakכשהלב שלך יתבגר יסכין למראות קרים יותר
Fakat kalbin yaşlandıkça öyle bir zaman gelecek ki görüşlerin daha soğukkanlı olacak♫ لكن لأن القلب يكبر في العمر ♫ ♫ سيصل لمثل هذه المشاهد ♫ ♫ أكثر برودةً ♫
Fakat kalbin yaşlandıkça öyle bir zaman gelecek ki görüşlerin daha soğukkanlı olacakだんだんと 冷たいものになりゆく 少しずつ
Gözleri karardığında soğukkanlılıkla yapılan hiçbir açıklama işe yaramayacaktır.Les raisonner calmement n'empêchera en rien leurs yeux de s'injecter de sang.
Gözleri karardığında soğukkanlılıkla yapılan hiçbir açıklama işe yaramayacaktır.Não há raciocínio calmo que ajude quando eles tiverem sangue nos olhos.
Gözleri karardığında soğukkanlılıkla yapılan hiçbir açıklama işe yaramayacaktır.Ningún razonamiento tranquilo ayudará cuando la ira les nubla la vista.
Gözleri karardığında soğukkanlılıkla yapılan hiçbir açıklama işe yaramayacaktır.Non c'è ragionamento che tenga quando la rabbia offusca la vista.
Ne kadar soğukkanlı bir şey.Che crudeltà.
Ne kadar soğukkanlı bir şey.Co za bezwzględność.
Ne kadar soğukkanlı bir şey.Hvor er du dog kold ...
Ne kadar soğukkanlı bir şey.Que frieza da tua parte...
Ne kadar soğukkanlı bir şey.¡Qué frío eres!
Ne kadar soğukkanlı bir şey.Sepä tylyä.
Ne kadar soğukkanlı bir şey.Vad kall du är?
Ne kadar soğukkanlı bir şey.Как ты хладнокровен.
Onu ölüme mi terk edeceksin? Ne kadar soğukkanlı bir şey.Θα την εγκαταλείψεις; Πολύ ψυχρό εκ μέρους σου.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Acum", a declarat Gregor, bine conştienţi de faptul că el a fost singurul care a păstrat calmul său.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Agora", disse Gregor, bem consciente de que ele era o único que manteve a compostura.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Ahora", dijo Gregor, consciente de que él era el único que había mantenido la compostura.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Bây giờ," Gregor, cũng nhận thức được rằng ông là người duy nhất đã giữ bình tĩnh của mình.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."지금,"그레거 그가 침착함을 유지 있었던 유일한 사람이라는 것을 잘 알고 말했다.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Maintenant", a déclaré Gregor, bien conscient qu'il était le seul qui avait gardé son calme.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Most," mondta Gregor, jól tudja, hogy ő volt az egyetlen, aki tartotta magát.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Nun", sagte Gregor, wohl wissend, dass er der einzige, der seine Fassung gehalten hatte.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Nu," sagde Gregor, vel vidende at han var den eneste, der havde holdt sin fatning.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Nu", sa Gregor, väl medveten om att han var den ende som hade hållit sitt lugn.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Nu", zei Gregor, goed van bewust dat hij de enige was die had gehouden zijn kalmte.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Nyt", sanoi Gregor, hyvin tietoinen siitä, että hän oli ainoa, joka oli pitänyt hänen malttia.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Ora", ha detto Gregor, ben sapendo che lui era l'unico che aveva mantenuto la calma.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Sekarang," kata Gregor, menyadari bahwa ia adalah satu-satunya yang tetap tenang.
"Şimdi," Gregor o soğukkanlılığını muhafaza eden tek olduğunu iyi bilen, dedi."Teď," řekl Gregor, dobře vědom, že on byl jediný, kdo měl jeho klid.