Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Здається холодним, але насправді має добре серце.
Daha rahat, soğukkanlı, sakin.Сірий – холодний, спокійний, відсторонений.
Yardımseverlik Merhamet Mutluluk SoğukkanlılıkЩастя Радість Бажання Спонтанність
Oldukça soğukkanlı.Подається сильно охолодженою.
Balıklar soğukkanlı hayvanlardır.Риби — холоднокровні тварини.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.V restauraci se Daniel chová k Jen chladně.
Daha rahat, soğukkanlı, sakin.Levnější, rychlejší, pohodlnější.
Özellikle kendisinin oldukça soğukkanlı ve makul olduğunu göstermiştir.Bylo prokázáno, že je relativně bezpečný a dobře snášen.
Duruşmada ilk cinayetini anlatırken soğukkanlıydı.Proti obvinění držel svoji první hladovku.
Elektrik yanıklarında ilk yardım Olabildiğince soğukkanlı ve sakin olunur.První pomoc spočívá v co nejdokonalejším výplachu rány.
Soğukkanlı olduklarından taşlar üzerinde güneşlenmeyi severler.Îi place să stea la soare pe stânci.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.El pare înfricoșător dar este defapt prietenos.
Tom, baskı altındayken bile soğukkanlı, sakin ve aklı başında.Tom chiar și când se află sub presiune este flegmatic, calm și rațional.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.A bemutató hűvös fogadtatásra talált.
Daha rahat, soğukkanlı, sakin.Olcsóbb, tisztább, kényelmesebb.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.Siellä hän sai jossain määrin kylmän vastaanoton.
Çok soğukkanlı bir adamdır.Ήταν πολύ ζεστός άνθρωπος.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.Όμως αυτοί τις υποδέχτηκαν ψυχρά.
Daha rahat, soğukkanlı, sakin.Είναι σταθερός, επιβλητικός, ψύχραιμος.
Bu nedenle cinayeti soğukkanlılıkla işlemiştir.Για το λόγο αυτό κατάβρεχαν το θύμα με κρύο νερό.
Stefan 5 yıl boyunca bu soğukkanlı, yorucu çabanın mimarlarından biri oldu.Peymann var i disse år en habil og meget anvendt militærarkitekt.
Bu nedenle cinayeti soğukkanlılıkla işlemiştir.Likvidering bruges om et koldblodigt planlagt mord.
Oldukça soğukkanlı.Den er forholdsvis varmekjær.
Bu nedenle cinayeti soğukkanlılıkla işlemiştir.Overtredelser ble straffet med kjølhaling.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.Namun Viola menanggapinya dengan dingin.
Duruşmada ilk cinayetini anlatırken soğukkanlıydı.Ia menjadi tersangka utama dalam kasus pembunuhan itu.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Bình thường trông cậu có vẻ lạnh lùng nhưng thực ra lại rất tình cảm.
Çok soğukkanlı bir adamdır.Anh ấy luôn là một con người nồng ấm.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.一見クールに見えるが、実は熱い性格。
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.涼平に好意を抱いている。
Olaylara soğukkanlı yaklaşabilir ve oldukça zekidir.言動ゆえ分かりづらいが、かなり頭脳明晰らしい。
Çok soğukkanlı bir adamdır.冷徹な人物でもある。
Çok disiplinli bir insandır ve her zaman soğukkanlı kalmaya çalışır.規律を重んじ、常に冷淡な性格。
Oldukça soğukkanlı.かなりの寒がり。
Özellikle kendisinin oldukça soğukkanlı ve makul olduğunu göstermiştir.温厚そうに見えるが、本性はきわめて合理的かつ冷酷。
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.祀之推以寒食。
Soğukkanlı, ciddi ve Don Salieri'ye çok sadıktır.性格較認真、冷酷,對亞基姆十分忠誠。
Bir Rus dergisi Layka'yı "soğukkanlı" olarak niteledi ve diğer köpeklerle kavga etmediğini yazdı.當時蘇聯雜誌描述萊卡脾氣「冷靜」,不會和其他犬隻起衝突。
Duruşmada ilk cinayetini anlatırken soğukkanlıydı.第一季連環兇殺案的真凶。
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.看起來很冷漠,但其實很溫柔。
Çok soğukkanlı bir adamdır.原本是冷的幸運夥伴。
Duruşmada ilk cinayetini anlatırken soğukkanlıydı.이 사건이 그가 최초의 살인으로 기소된 사건이었다.
Daha rahat, soğukkanlı, sakin.현명하고 냉정, 침착하다.
Diğer sürüngenler gibi soğukkanlı hayvanlardır.다른 여우원숭이들처럼 야행성 동물이다.
Çok soğukkanlı bir adamdır.또한 그는 가장 냉혹하다.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.상당히 까칠하지만 사실은 따뜻한 마음의 소유자.
Meditasyon yapmak ise Zihnin Özünün soğukkanlılığını içsel olarak kavramak anlamındadır.‘아소에 수반하는 것’이란 색은 자아의 속성 내지는 식이 자아의 속성임을 말하는 것이다.
Itachi'nin soğukkanlı bir kişiliği vardır.그러므로 하이쿠와는 대조적인 특징을 가진다.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.הספר זכה לקבלת פנים קרירה.
Çok disiplinli bir insandır ve her zaman soğukkanlı kalmaya çalışır.הוא לחוץ ותמיד מנסה להיות יותר מגניב ממה שהוא באמת.
Daha rahat, soğukkanlı, sakin.הוא הרבה יותר קל דעת, נינוח מאוד ורגוע.
Sessiz, sakin, soğukkanlı ve sorumluluğunu bilen biridir.הוא אדם שקול, אחראי וקר רוח.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.Z tohto dôvodu sa stretol s veľmi chladným prijatím.
Soğukkanlı olup hissiyatını saklamayı bilir, vakti gelince harekete geçip muvaffak olurdu...Mal krehké zdravie a akoby tušil svoj skorý koniec, vyvíjal činnosť až zimnične prudkú a nešetril sa...
Yüzbaşı Church buna itiraz ettiğinde, Mekum soğukkanlılıkla onu öldürür.Keď to otec odmietne, Morath ho brutálne zavraždí.
O'na göre Aristagoras bütünüyle soğukkanlılığını kaybetmiş ve mücadeleden kaçmıştır.Nech to už bolo akokoľvek, Herakles stratil trpezlivosť a veľmi sa nahneval.
Daha rahat, soğukkanlı, sakin.Pôsobí celkovo ľahším nádychom a chladnejšie.
TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır.”Choval sa úplne v ruzynskom štýle."
Özellikle kendisinin oldukça soğukkanlı ve makul olduğunu göstermiştir.Jeho krása spočíva najmä v tom, že je veľmi prehľadný a pomerne súmerný.
Daha rahat, soğukkanlı, sakin.(COBISS) Hladnik, Miran.