Ana içeriğe geç
Sözlük

soğuk ile cümle

soğuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Soğuk algınlığı, en sık görülen insan hastalığıdır ve insanları global olarak etkiler.Viroza respiratorie este cea mai obișnuită boală umană și toți oamenii de pe glob sunt afectați de ea.
1980'li yıllar Sovyetler Birliği'nin çözülme sürecine girmesine ve Soğuk Savaşın sonuçlanmasına sahne oldu.La începutul anilor 90' are loc dezagregarea Uniunii Sovietice și stingerea Războiului Rece.
Bu savaşa gösterilebilecek en iyi örnek Soğuk savaştır.Printre cele mai cunoscute glume se numără una legată de Războiul Rece.
Toplamda, iki yüzden fazla farklı virüs türü soğuk algınlıkları ile ilişkilidir.În total, peste două sute de tipuri diferite de virusuri sunt asociate cu răcelile.
Mezotermal iklimde uzun süren sıcaklar veya uzun süren soğuklar yoktur.Câini yorkshire nu poate tolera extreme vreme rece sau la cald.
1989 yılında Berlin Duvarı'nın yıkılışının ardından Soğuk Savaş sona erdi.După căderea Cortinei de Fier în 1989, Pactul de la Varșovia s-a dezintegrat.
Kışlar soğuk olur.Vântul se răcorește.
TSA'da Soğuktu ve Yağmur ÇiseliyorduNe întorceam pe jos, pe frig și ploaie.
Köyün her tarafında bin bir çeşit sular (çeşmeler) vardır bu sular çok lezzetli ve çok soğuktur.La marginea pădurii se află un izvor mare, apa căruia este foarte gustoasă și răcoritoare.
Politika kapsamındaki uygulamalar Soğuk Savaş'ın başlamasıyla beraber fiilen sona erdirilmiştir.Înființarea ei se datorează începerii Războiului Rece.
Soğuk Savaş'ın keskin karşıtlığı ile birlikte "üç dünya" yaklaşımı ortaya çıktı.În timpul Războiului Rece a apărut o nouă definiție a vestului.
Sıcak veya soğuk yenilebilir.Nu știm dacă este caldă sau rece.
Oyun Soğuk Savaş döneminde geçmektedir.Acțiunea filmului are loc pe timpul Războiului Rece.
O ormanda körü körüne kaçar ve o yavaşça girer karanlık kale, soğuk ve yorgun yanılmak.Intră în zona zăpezilor veșnice, îi este din ce în ce mai frig și este din ce în ce mai obosit.
Kore Savaşı (1950-1953) Soğuk Savaşın ilk evrelerinden biridir.Legile privind amnistia (1951-1953) vin după un deceniu de judecăți.
Şu ana kadar belirlenmiş en düşük kütleli ve en soğuk Güneş Sistemi dışındaki gezegendir.Acum este cea mai mică planetă descoperită în afara Sistemului nostru Solar.
Bölge ılıman ve sert, soğuk iklimin tüm özelliklerini yansıtır.Inculeț în toate împrejurările a dovedit un calm desăvârșit și sânge rece.
Soğukkanlı olduklarından taşlar üzerinde güneşlenmeyi severler.Îi place să stea la soare pe stânci.
Soğuk kanlıdır.Sângele este incolor.
Kuru ve soğuktur.Este tăcut și rece.
Çok soğuk ve katı bir havası vardır.Aceasta este încă un obiect foarte rece și întunecat.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.El pare înfricoșător dar este defapt prietenos.
ABD ve Sovyetler Birliği Soğuk Savaş sırasında propagandayı yoğun olarak kullanmıştır.Irak va menține legături strânse cu sovieticii în toată perioada Războiului Rece.
Ayrıca soğuk hava tesisleride vardır.Trăiește de asemenea in apă rece.
Böylece Truman zamanında Soğuk Savaş başlamış oldu.Doctrina Truman avea să declanșeze în fapt Războiul Rece.
Kışları çok soğuk geçer ve altı ay karla kaplıdır.Localnicii obișnuiesc să spună „noi avem șase luni iarnă, iar șase luni este frig”.
Dondurucu soğuktur ve buz gibi parlar.A bate fierul cât e cald.
Hepimiz şiddetli soğuktan titriyorduk.Cu toții tremuram din cauza frigului năprasnic.
Kışlar şiddetli soğuktu.Iernile au fost foarte friguroase.
Kışlar şiddetli soğuktu.Iernile erau foarte friguroase.
Gündüzler ve akşamlar gittikçe daha soğuk oluyor. Ağaçların yaprakları yakında kırmızı ve sarı olacaklar.Se face din ce în ce mai frig dimineaţa şi seara. Frunzele copacilor vor deveni în curând roşii şi galbene.
Mayısta bile hava çok soğuk.Chiar și în mai, vremea este foarte rece.
Tom, baskı altındayken bile soğukkanlı, sakin ve aklı başında.Tom chiar și când se află sub presiune este flegmatic, calm și rațional.
Dün ne çok sıcaktı ne de çok soğuktu. Yürüyüş yapmak için ideal bir gündü.Ieri nu a fost nici prea cald, nici prea rece. A fost o zi ideală pentru o plimbare.
Su bugün soğuk.Apa este rece astăzi.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.A meghűlés gazdasági hatásaival a világ nagy részén kevéssé vannak tisztában.
Soğuk algınlığı, en sık görülen insan hastalığıdır ve insanları global olarak etkiler.A meghűlés a leggyakoribb emberi betegség és az egész világon mindenkit érinthet.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.Becslések szerint megfázás miatt évente 22 millió és 189 millió közé tehető az iskolai mulasztott napok száma.
III Carter Page (Woody Harrelson) soğuk kanlı bir adamdır.Carter Page III (Woody Harrelson) középkorú meleg férfi.
Tüysüz olanlar güneşten ve soğuktan sakınılmalıdır.A bölcsőket védeni kell napsütéstől és lehűléstől.
Soğuktan hoşlanmaz, ılıman iklimde yaşamak ister.A rideg tartást nem szereti, a családi környezetben jól érzi magát.
Alaca ya göre daha soğuktur.Miért van hidegebb, mint szokott?.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.A bemutató hűvös fogadtatásra talált.
Yara soğuk su ile yıkanır.A szűrőt hideg vízben kell mosni.
Kosmos'u soğuk ve hava sararmış.Emiatt sötét és hideg lett az űrhajóban.
Call of Duty: Black Ops'ta Soğuk Savaş dönemi oyuna konu edilmiştir.A Call of Duty: Black Ops eddig az egyetlen, ami a hidegháborúban és a vietnámi háborúban játszódik.
Bunun üzerine Klaus Mann ile Gründgens arasındaki soğukluk başladı.Itt kezdődött Klaus Mann és Grundgens eltávolodása.
Soğuk Savaş dönemi başladı.Megkezdődött a hidegháború.
Astana, Ulan Batur'un ardından dünyanın ikinci en soğuk başkentidir.Asztana a második leghidegebb főváros a mongóliai Ulánbátor után.
Uzay Yarışı, Soğuk Savaş'ın bir parçasıdır.Az űrverseny a hidegháborús enyhüléssel fejeződött be.
Korku, soğuk ve bilinmeyen toprak altı korkusu hissetme.Trópusi, illetve száraz és hideg égövi tájakon nem létezik.
Soğuk Savaş süresince "Liepas Askeri Hava Üssü" şehirde konumlanmıştır.A hidegháború alatt a városban légibázis működött.
Dışarıya da soğuk hava çıkar.Ezt hűti a külső levegő.
Şubat en soğuk aydır.A leghidegebb hónap a február.
Daha rahat, soğukkanlı, sakin.Olcsóbb, tisztább, kényelmesebb.
Kışlar nispeten soğuk ama kuru geçmektedir.A vize hideg, de tiszta.
Ayrıca Soğuk Savaş dönemini başladığını haber veren ilk olaylardan birisidir.Sokan innen számítják a hidegháború kezdetét.
Vücudu soğuktan korumak için de yenir.A baba megvédése a kihűléstől.
Burada sanatçı kentsel siluetin önünde kendini soğuk bir tarzda betimlemiştir.Itt rideg, városi látképek előtt állította be önmagát.
Satsivi soğuk yenir.Másik gyengéje a hideg.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
soğuk ile cümle - Sayfa 50 - soğuk kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App