Ana içeriğe geç
Sözlük

sizin ile cümle

sizin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Köpek sizin.The dog is yours.
Onun olayla ilgili açıklaması sizinki ile uyuyor.Her account of the incident agrees with yours.
Onun kazayla ilgili ifadesi sizinkiyle uyuşuyor.His account of the accident agrees with yours.
Benim cevabım sizinkiyle uyuşuyor.My answer matches yours.
Ben tamamen sizinle aynı fikirdeyim.I agree with you completely.
Eşiniz sizinle birlikte kiliseye katılır mı?Does your spouse attend church with you?
Eşinizin sizinle yeterince vakit geçirdiğini düşünüyor musunuz?Do you think your spouse spends enough time with you?
Sizin yardımınızı ne kadar takdir ettiğimi anlatamam.I can't tell you how much I appreciate your help.
Sizin web sitesini çökertmenin bu kadar kolay olacağını hiç düşünmemiştim.I never thought it'd be this easy to hack into your website.
Sizin web sitenizi heklemenin bu kadar kolay olacağını asla düşünmedim.I never thought it'd be this easy to hack into your website.
Sizin hayatım boyunca beklediğim kadın olduğunuzu düşünüyorum.I think you're the woman I've been waiting for all my life.
Sizin için bir şey yapardım.I would do anything for you.
Sizinle döğüşmekten usandım.I'm tired of fighting with you.
Bu konuda sizinle konuşmaktan usandım.I'm tired of talking to you about this.
Her gün balık yemek sizin için zararlı mı?Is eating fish every day bad for you?
Sizin için balık yemek faydalı mı?Is eating fish good for you?
Karaciğer yemek sizin için kötü mü?Is eating liver bad for you?
Karaciğer yemek sizin için iyi mi?Is eating liver good for you?
Çiğ domuz eti yemek sizin için gerçekten zararlı mı?Is eating raw pork really bad for you?
Çok fazla lif yeme sizin için zararlı mı?Is eating too much fiber bad for you?
Sizinle Chuck's Diner'a gitmek eğlenceliydi.It was fun going to Chuck's Diner with you.
Sizin için yeni bir web sitesi tasarlamak çok zor olmazdı.It wouldn't be too hard to design a new website for you.
Dengeli bir diyet yemenin sizin için yararlı olduğunu hepimiz biliyoruz.We all know that eating a balanced diet is good for you.
Sizin en sevdiğiniz tatil nedir?What is your favorite holiday?
Çok fazla tuz yemek sizin için niçin kötüdür?Why is eating too much salt bad for you?
Sizin için onu yapmamı ister misiniz?Would you like for me to do that for you?
Bunlar sizin çatallarınız değil.These are not your forks.
Sizin tavsiyeniz bana her zaman yardımcı olmuştur.Your advice has always been very helpful to me.
Sizin ana diliniz nedir?What's your native language?
Sizin sorunlarınız benimkilerle karşılaştırıldığında hiçbir şey.Your problems are nothing compared to mine.
Tom sizin için bu bavulları taşıyacak.Tom will carry those suitcases for you.
Tom onu sizin için yapmaya istekli.Tom is willing to do that for you.
Tom sizinki gibi bir kamera satın aldı.Tom bought a camera like yours.
Eğer sizin için neyin iyi olduğunu biliyorsanız, onu yapmaktan vazgeçeceksiniz.If you know what's good for you, you'll quit doing that.
Sizin için ne yapabilirim?What can I do for you?
Dert etmeyin. O sizin sorununuz değil.Don't worry about it. It's not your problem.
Sizinle gökyüzüne dokunabilirim.I can touch the sky with you.
Gerçekten önemli olan tek şey, sizin elinizden geleni yapıp yapmamanızdır.The only thing that really matters is whether or not you did your best.
Sizinle dans edebilir miyim?May I dance with you?
Sizinle otobüs durağında buluşabilirim.I can meet you at the bus station.
Tom sizinle tartışmak istemiyor.Tom doesn't want to argue with you.
Tom o konuda sizinle aynı fikirde değil.Tom disagrees with you on that point.
Biz sizin hakkınızda konuşuyorduk.We've been talking about you.
Onun fikri sizinkinden daha iyidir.His idea is better than yours.
O, sizin bisikletiniz mi?Is it your bike?
Sizin için telefon.Phone for you.
Bu tamamen sizindir.This one's all yours.
Sizinle konuşmak bir zevkti.It's been a pleasure talking to you.
Sizinle bizzat tanışmadım.I have never met you in person.
Bu sizin son şansınız olabilir.This may be your last chance.
Tom bana sizin hakkınızda çok şey anlattı.Tom told me a lot about you.
Tom sizinle konuşmalı.Tom needs to talk to you.
Tom tıpkı sizin gibi.Tom is just like you.
Tom sizin yardımınıza güveniyor.Tom is counting on your help.
Bunun sizin sorumluluğunuz olduğunu biliyorsun.You know this is your responsibility.
Bizim evle karşılaştırıldığında, sizinki bir konak.Compared to our house, yours is a mansion.
O ceket sizin için çok fazla büyük.That jacket is way too big for you.
Sizin için haberimiz var.We've got news for you.
Bay Jones diye biri sizinle görüşmek için geldi.A Mr. Jones has come to see you.
Telefonda sizin için bir Bay Kimura var.There is a Mr. Kimura on the line for you.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod