Şimdi, sizin için ekmek pişireceğim.So I'm going to bake bread for you.
Burada, ilk sırada ... ... olan sizinle deneyelim.Let me share with those of you here in the first row.
Benim adım Taj Mahal Badalandabad, sizin en yeni ve en gururlu üyeniz.My name is Taj Mahal Badalandabad, your newest and proudest member.
Bu mektüp sizin kabul edilmediğinizi söylemeliydi .This letter's supposed to say that you've not been accepted.
Sizin evinizde çok önemli insanlar var.The residents are very special people.
Benim sizden istediğim sizin hayatınızın tüm zamanı.Which is why I wish you all the time of your life.
Gerçekten bence iyi hazırlanın sizin kıçınızı tekmelicez.I really think you should prepare to get your ass kicked. (ALL HOOTlNG) (PEOPLE EXCLAlMING)
Ama bu arada bay Badalandabad, sizin istifanızı kabul ediyorum.But meanwhile, Mr. Badalandabad, we accept your expulsion.
Biliyorsunuz, sizin geçebilceğinize hissediyordum, bu yüzden biraz içki hazırladım.You know, I had a feeling that you guys would pass, so I prepared some libations.
Camford, dünyadaki en iyi enstütülerden biri, şimdi sizin.Camford, one of the finest institutions in the world, is now yours.
Sizinle bu konu hakkında görüşmek istiyoruz." Ve ben "Harika." dedim.We'd like to interview you about that." And I said, "Great."
Sizin amacınızı paylaşıyorum.I share your goals.
Sizin için bu silaha yakın olmak tedirgin edici olabilir.For you, and you heard already, being so close to this gun may make you feel uneasy.
Niçin sizin önünüzde bu silahla duruyorum?Why then am I standing before you with this weapon?
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.They put their lives on the line, for us, for you, and we cannot let them down.
Bu robotu gidip satın alıyorsunuz ve sizin yerlerinizi süpürüyor.This is a robot that you can go out and buy, and that will clean up your floor.
Fakat bütün bunları sadece SIZIN için yapıyoruz.But we're doing all this for YOU, Johnny!
Sizin hayatınızda gerginlikle ilgili olan şeylere bakmaya başlarsınız.You begin to look at things having to do with your tensions.
Peki, bu sığırlardan sizin tabağınıza gelen oluyor mu?Thanks for watching.
Sizinle mi?With you?
Ve bu sizin yedi sekizinci sınıfta öğrendiğiniz bir şeydi.And this is stuff you learned in seventh or eighth grade.
Bu yine sizin için tatmin edici olmayabilir.Now, this also might not be satisfying for you.
Ama sizin bazý fikirleriniz kýyafetleriniz ile uyuţmuyor.- Sinceramente, isto seria muito difícil... - E, por quê?
Bunu satýn almalýsýnýz. Sizin için bir ţeyler yazdým.Se vim lhe ver, foi pensando no bem de todos.
Ve unutmayýn, dostlarým: sizin hiçbir ţeyiniz yok.Sem distinção de status ou origem social,
Papa bugün sizinle görüţemiyor. Yarýn bu vakitlerde tekrar gelin.Utilizando-a como arma contra o Partido Católico, padre Daens a aplica de forma tendenciosa.
Ve sadece bir müttefikiniz var: sizinle birlikte ve yanýnýzda acý çekenler.Estão por toda parte!
Benim gibi sizin gibi bir cisim yaratmak istedim.I want to create an object like you and me.
Eğer yapmadıysam haber verin, sizin için yaparım.Let me know if I didn't and I'll do it for you.
Şimdi sizinle 4 basit aşamayı paylaşmak istiyorum bu maddeleri yapmak için gerekli olan.So I'd like to share with you the four basic steps required to make these materials.
Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Sizin nasıl bir ilişkiniz var?I'm really curious, what kind of relationship do you two have?
Joo Won? Sizin görüştüğünüzü duydum.Ah, Joo Won?
Sizinle gelemez miyim?Can I go, too?
İnsanların sizin hakkınızda konuştuğunu sanırsınız.You think people are talking about you.
Sonuçta, neyi daha fazla düşünüyorsanız o, sizin benzer şekilleri görme meyilinizi artırıyor.It turns out what you're thinking about a lot influences what you tend to see.
Bu her zaman iyi değildir, çünkü sizin kusursuz dünyanız nedir?This is not always good, because what is your perfect world?
Şimdi bu diğer %50 faiz sizin ilk anaparanızda olamayacak. -Because it was the old principal plus the old interest, and that's how much you owe me now, and now
Peki, sizin en kötü anınız neydi?So, what was your low point?
Dualarım sizinle, çocuklarım.You have my blessing, my children.
Kızıma gösterdiğin ilgi sizin tarafınızdan hoş karşılanmaz.The attention you show my daughter is unwelcome... By you.
"Karar sizin için verildi.""The decision has been made for you."
Umarım bu sizin için yeterince iyi olduğunu.Hopefully that that is good enough for you.
Neyiniz var sizin?What's wrong with you guys?
Ve eğer neye inandığınız hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersinizAnd if you talk about what you believe, you will attract those who believe what you believe.
Sizin onlara bakışınız, onlar hakkında düşünme şekliniz sıklıkla onların davranışlarını belirliyor.It's all in the way that you think about people that often determines their behavior.
Ve sizin bilincinizle bir başkasının bilinci arasında gerçek bir ayrılık yoktur.And there is no real distinctiveness of your consciousness from somebody else's consciousness.
Fakat siz "çocuklar" derseniz sizinle hemencecik fikir birliğine varırlar.And then when you say children, they will pretty quickly agree with you.
Sizin be benim de ilkokula giderken 10,000 tane kitabımız yoktu.You and I didn't have 10,000 books when we went to primary school.
Güvendiğiniz birisinden sizin için önemli olan şeyleri bulmanıza yardımcı olan bir ipucu gibi.A tip from someone you trust that helps you find the things you care about.
Ama başkan özel olarak talep ettiği için bunu sizin için yapacağız.But since the President specially requested it, we are doing it for you.
Sizin için bir sürü hediye gelmiş.There are a lot of presents that came for the two of you.
Ve bütün "Give N" üyeleri, bu sizin için de uygun, değil mi?Everybody in Give N, it's alright, isn't it?
Deneme sürüşü yapmalarını sağlamak ya da sizinle uçmaları ne kadar tuttu?How much did it cost them to take a test drive of your car or fly your airline?
Sizin gibi ve benim gibi.She's like you, and she's like me.
Sizin elinizde ve benim elimde ve çocuklarımızın elinde.It's in your hands and my hands and those of our children.
Bununla ilgili sizinle konuşmalıyım.I have to go there and talk to them myself.
Ve ben sadece sizin için görsel bir kanıt gösterilen yaptığınızAnd I've just to shown you a visual proof for the
Ve gelecekte iş vereninizin sizin başvuru formunuza bakış şeklinizi değiştirdi.And it has changed the way your future employer will look at your application.
Bu sizin yaşamınız. Tadını çıkarın.This is your life, enjoy it.
Gerçekten, bu karikatüristlerin özgürlüğü hakkında değil; sizin özgürlüğünüz hakkında.So really, it's not about the freedom of cartoonists; it's about your freedoms.