Bu sizin yeni simetrik şekliniz.That's your new symmetrical object.
Bu sizin için pek anlamlı gelmeyebilir, buradaki eksinin anlamı nedir ? -This might not make a lot of sense to you-- what does minus 500 meters mean?
Sizin bankacılık makinenize ihtiyacımız yok!We don't need your banking machine!
Bunlar sizin mühendisleriniz, bilgisayar programcılarınızdır.These are your engineers, your computer programmers.
Ve sizin önemli olduğunuzu düşünüyorum.And I think you matter.
Sizin için ne güzel.Good for you.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.It's based on a whole different set of things.
"O basketbol topudur, ve basketbol topu sizin kimliğinizi temsil eder, kim olduğunuzu.And that basketball represents your identity, who you are: you're an NBA player.
Siz bir NBA oyuncusuzunuz. O sizin gelirinizi de temsil eder.It represents your income: you're making a lot of money off that little ball.
Meselenin özü, Tanrı sizin siz olduğunuzu seyrederek zevk alır.Why? He made you.
16ncı çalışmada, sizin gibi birileri sonuna kadar gidiyor, yüzde 90'ı sonuna kadar gidiyor.In study 16, where you see somebody like you go all the way, 90 percent go all the way.
Örneğin 'Etkinlik', sizin veya başkalarının yakın zamanda düzenlediği her şeyi içerir.Like 'Activity', which includes everything that has recently been edited by you or others.
Makine sizin işlemlerinizi yapıyor.So the machine is computing.
Bu sizin bitiş noktasındaki y değeriniz, yani 6 eksi başlangıç noktanızdaki y değeriniz olacak.It's going to be your end point y value. It's going to be 6 minus your starting point y value.
"Sevgili Bayım, iyi günler, günün iltifatları ve aileniz ve sizin için en iyi dileklerim."Dear Sir, good day, compliments of the day, and my best wishes to you and family.
Yani sizin için de uygunsa 3 dakika beklemek istiyorum.So if it's cool, I'd like to just wait for three.
Sizin adınız ne?What's your name?
"Konuşalım" dediğinde -- bu sizin içinizi soğutuyor.That, like, chills you to the very core.
Tutacak sizin onu taşımanızı sağlarken haznesi sıcak sıvı ile doludur, evet.The handle enables you to hold it when the container is filled with hot liquid.
Sizinki daha üstünü -- Kadın: Bilmiyorum.Does yours go higher?
Sizinki daha üstünü hesaplayabiliyor mu?Volunteer: I don't know.
Aa -- sizinki?AB: Oh, yours does?
Sizinle daha sonra konuşacağım.AB: I'll talk to you later.
Şimdi, sizin yedi basamaklı sayınızla başlayalım, herhangi altısını söyleyin lütfen.Starting with your seven-digit number, call out any six of them please.
Bu sizin hayatınız.This is your life.
Evet, arka taraftan devam edeceğim, sizinki ne zamandı?I'll go way to the back right now, how about you?
Şimdi, başka, başka bir -- sıradaki kişileri alalım, sizinle başlayarak.So, let's see, let's take a different row of people, starting with you.
Sizin arkanızdaki sıradan alalım, sizinle başlayarak beyefendi: bir, iki, üç, dört, beş.Let's do the row before you, starting with you: one, two, three, four, five.
Sizin yeterli oyun tecrübeniz yok.You don't have enough gaming experience.
Bu ... bu ... bu sizin hayatınız.This is ... this is ... this is your life.
Sizin ülkeniz demokrasiden bahsediyor, ama benimki gibi yozlaşmış hükümetleri destekliyorsunuz.Your country talks about democracy, but you support corrupt governments like my own.
Biliyorsunuz, etkinliği sizin gibi, evet, dinleyiciler oluşturur.You know, audiences like you, yeah, make the event.
Sizinle çalışmak istemiyoruz.We don't want to work with you.
Sizin hikâyenizle ilgili değil.It's not about your story.
Yani... Biliyorsunuz sizin bir şeyi değiştirmek için gücünüz yok.Meaning that you know you have no authority to change anything.
Ve sizin benim düşüncemi tahmin etmeniz gerekiyor.And you have to guess my mind.
Ama otorite, insanları sizin partneriniz yapmak için yeterli değildir.But authority is not enough to make people your partners.
Sizinle alay ederler.They jeer at you.
Bir film var. Sizinle hiçbir ilgisi olmayan bir film izliyorsunuz. Veya insanlar böyle düşünüyor.You're seeing a film which has nothing to do with you, or that's how people think about it.
Sizinle kısaca algılama hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk to you briefly about perception.
Şimdi sizin için hızlı bir sınavım var.Now, I do have a quick quiz for you.
İçgüdüleriniz, sizin güveninize layık olduklarını kanıtladılar mı?Have your instincts proven themselves to be worthy of your trust?
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.I said, "Miguel, aren't they feasting on your fish?"
Sizinle topoloji hakkında konuşmayı çok istesem de, konuşmayacağım.But although I would love to talk about topology with you, I'm not going to.
Şimdi, yetkilerinin verilmesi için sizin tarafınızdan desteklenmeyi bekliyor.He is now waiting for you to grant your support to him.
Allah sizinledir, yaptıklarınızı bilir.And Allah (swt) Knows what you do.
Sitedeki değişiklikler ve güncellemeler sizin adınıza sipariş edilebilir.Site changes and updates can be automatically ordered for you.
Kuvvet almanın sizin için yaptığı da bu.That's what exponentiation does for you.
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,I want you to look at the author's book and say, "Wow!
Olan başka bir şey de sizin ikinci benliğinizdir.The other thing that happens is that you have a second self.
İşte sizin devreye girdiğiniz nokta burası.So here's where you come in.
Goldielocks sizinle değil mi?Where's Goldielocks?
Sizinle yer değiştirsek olur mu? böylece ben...Would you mind switching seats with me? So I can...
Pekala, geldiğiniz için çok teşekkür ederim sizin için harika bir şovumuz var.All right, thank you guys so much for coming out we have a great show.
Sizin için Akbar'da gösteri yapmak ne onur benim için. Çok teşekkürler.What a thrill to be performing for all of you tonight here at Akbar.Thank you so much.
Biliyorsunuz bugün aslında listede adım yok fakat sizin için kendimi sahneye attım.You know i'm not on the bill tonight, but I thought I would you know drop-in.
Sizin için sayı doğrusunu çizeceğim.I'll draw the number line here for you.
İşte sizin alkışladığınız onlardı.That's who you have applauded.
Aksi takdirde gelip sizinle konuşmayacaklardır.Otherwise they don't come and talk to you.
Ve bu çeşit bir anlayış sadece sizinde onların ızdırabını gördüğünüzde mümkündür.And that kind of understanding is possible only when you, you see their suffering.