Sizinle sonra görüşürüz arkadaşlar.I'll catch up with you guys later.
Bu ilk soru sizin için.This first question is for you.
Benim bakış açım sizinkine benzer.My perspective is similar to yours.
Sizin şirketin ihaleyi kazandığını duydun mu?Did you hear that your company won the bid?
Biz sizinle çalışacağız.We'll work with you.
Ben sizin için ona karar veremiyorum.I can't decide that for you.
O işi sizin için yaptık.We've done that work for you.
Bunun sizin için önemli olduğunu biliyoruz.We know it's important to you.
Sizin gibi daha çok doktora ihtiyacımız var.We need more doctors like you.
Sizin gibi öğretmenlere daha çok ihtiyacımız var.We need more teachers like you.
Sizin İbranice konuşabileceğinize inanmıyorum.I do not believe that you can speak Hebrew.
Tom sizin sınıfta mı?Is Tom in your class?
Onun sizin sorumluluğunuz olduğunu biliyor.He knows that that is your responsibility.
Sizin burada olacağınızı bilmiyordum.I didn't know you were going to be here.
Sizin buna ne dediğinizi bilmiyorum.I don't know what you call this.
Bavulunuzu sizin için taşımama izin verin.Allow me to carry your suitcase for you.
Sizin gibi insanların burada olmaması gerekir.People like you shouldn't be here.
Vicdanınız sizin kılavuzunuz olsun.Let your conscience be your guide.
Sanırım Tom sizin düğününüzde şarkı söyleyebilir.I think Tom could sing at your wedding.
Biz sizin için karar vereceğiz.We'll make the decision for you.
Sizin onu nasıl yaptığınızı bilmiyorum.I don't know how you guys do it.
Tom sizin sıradan politikacınız değildir.Tom isn't your average politician.
Sizinle karşılaştırıldığında biz çocuğuz.We're children compared to you.
Umarım onu sizin için açıklığa kavuşturmuşumdur.I hope I made it clear for you.
Artık sizin çevrenizde olamam.I can't be around you anymore.
Sizin için en iyisini umuyorum.I'm hoping the best for you.
Sizin şansınız berbattır.Your chances are terrible.
Dualarım sizinle.My prayers are with you.
Biz sizin düşmanlarınız mıyız?Are we your enemies?
Sizin düşünceniz hatalı.Your idea is wrong.
İşte sizin için bir mektup.Here's a letter for you.
Sizin hakkınızda çok şey biliyoruz.We know a lot about you.
Sizinle tekrar görüşeceğiz.We'll see you again.
Sizin siyasi partiniz tamamen bozulmuş.Your political party is completely corrupt.
Bu valizler sizin mi?Are these suitcases yours?
Bunlar sizin resimleriniz mi?Are these your pictures?
Tom sizin yardımınız olmadan raporu yazmayı bitiremedi.Tom couldn't have finished writing the report without your help.
Burada Boston'da bir iş bulmanız sizin için ne kadar zordu?How difficult was it for you to find a job here in Boston?
Doktorlar bana sizin için hiçbir umut olmadığını söyledi.The doctors told me there was no hope at all for you.
Korkarım ki, sizin için başka kötü haberlerim var.I'm afraid that I have some other bad news for you.
Tom sizin çıkacağınızı biliyor mu?Does Tom know that you're going out?
O benim için ve sizin için de önemli bir şey.It is something important for me and for you as well.
İşte. Bu sizin için.Here. This is for you.
Sizin durumunuzdaki bir kadın kolayca bir ülser geliştirebilir.A woman in your situation could easily develop an ulcer.
Sizin gibi bir insan tarafından hatırlanmak büyük bir onur.It's such an honor to be remembered by a person like you.
Biz sadece sizin test sonuçlarınızı bekliyoruz.We're just waiting for your test results.
Bunu sizin yardımınız olmadan nasıl yapacağım?How am I going to get this done without your help?
Tom'u aracınızı sizin için yıkamaya nasıl ikna ettin?How did you convince Tom to wash your car for you?
Kaç kişi sizin için çalışıyor?How many people do you have working for you?
Çocuklarınız hâlâ sizinle mi yaşıyor?Are your kids still living with you?
Kaç tane Kanadalı sizin için çalışıyor?How many Canadians work for you?
Bize ihtiyacınız olursa biz sizin için buradayız.We're here for you if you need us.
O toplantıya katılmanız sizin için gerçekten iyi olur diye düşünüyorum.I think it would be really good for you to attend that meeting.
O toplantıya katılmanızın sizin için gerçekten iyi olacağını düşünüyorum.I think it would be really good for you to attend that meeting.
Sizin için neyin doğru olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?How do you decide what's right for you?
Onu yapmanın sizin için iyi bir fikir olacağını düşünüyorum.I think it would be a good idea for you to do that.
Sizinle önemli bir şey hakkında konuşmak istedim.I wanted to talk to you about something important.
Ben sizinle gidebilirim.I might as well go with you.
Efendim, ben sizin büyük bir hayranınızım. Bana bir imza verebilir misiniz?Sir, I'm a great fan of yours. Could I have your autograph?
Fadıl ya sizin en iyi müttefikiniz ya da en kötü düşmanınız olabilir.Fadil can either be your best ally or your worst enemy.