Tom sizin hayır diyeceğinizden korkuyordu.Tom was afraid you'd say no.
Tom sizin fikrinizle ilgilenmiyor.Tom isn't interested in your opinion.
Tom benimle sizin partinize gelse sakıncası var mı?Would it be OK if Tom comes with me to your party?
Tom sizin desteğinize güveniyor.Tom is counting on your support.
Tom sizinle birlikte gidecek.Tom is going to go along with you.
Tom sizinle tanışmak için sabırsızlanıyorTom is anxious to meet you.
Tom sizinle tanışmak için buraya geliyor.Tom is coming here to meet you.
Bu sizin için kötü.It's bad for you.
Tom sizin için geliyor.Tom is coming for you.
Tom sizin için bir hediye bıraktı.Tom left a gift for you.
Tom sizin için mükemmel bir erkek.Tom is the perfect man for you.
Mary sizin için mükemmel kız.Mary is the perfect girl for you.
Tom sizin yanınızda durmaya istekli.Tom is willing to stand by you.
Ben de sizin yardımınız olmadan yapabilirim.I can do without your help either.
Sizin için çok endişelendim.I was so worried about you.
Bu kitabın sizin için yararlı olması muhtemeldir.This book is likely to be useful to you.
Tom sizin eski dost olduğunuzu söyledi.Tom said you're old friends.
Bu sizin için ne anlama geliyor?What does this mean for you?
Sizinle çalışmak güzeldi.It was good working with you.
Sizinle tanışmak güzeldi.It was good to meet you.
Sizin için çok geç değil.It isn't too late for you.
Bu hediyeler sizin için.These gifts are for you.
Benim, ofisimde sizinle konuşmam gerekiyor.I need to have a word with you in my office.
Sizin takım bizimkinden daha iyi.Your team is better than ours.
Sizin gerçek niyetleriniz nedir?What are your true intentions?
Sizin güzel bir kız olduğunu söyleyebilir miyim?Can I tell you that you're a beautiful girl?
Şimdi, sizin için başka ne yapabilirim?Now, what else can I do for you?
Şimdi, sizin için ne yapabilirim?Now, what can I do for you?
O sizin güzelliğiniz.That is your beauty.
Sizin sınıfta sevimli erkek çocuklar var mı?Are there any cute boys in your class?
Sizin dolap açık.Your locker is open.
Sizinle nasıl temasa geçerim?How do I get in touch with you?
Tom sizin için iyi değil.Tom is no good for you.
O sizin bakış açınıza bağlı olabilir.That might depend on your point of view.
Peki, sizin için ne yapabilirim?So, what can I do for you?
Affedersiniz, sizinle kısa bir süre konuşmak istiyorum.Excuse me, I'd like to talk with you for a moment.
Sizinle görüşmek istediğim bir şey var.There's something I'd like to discuss with you.
Sizin için bir sakıncası yoksa, biraz daha uzun kalmak istiyorum.If it's all right with you, I'd like to stay for a while longer.
Bu benim koltuğum mu yoksa sizin mi?Is this my seat or yours?
Sizinle başka bir şey hakkında konuşmak istiyordum.I'd like to talk to you about something else.
Tıpkı sizin buyurduğunuz gibi!As you wished!
Tanrının sizin için bir planı var.God has a plan for you.
Artık sizinle çalışmayacağım.I'm not going to be working with you anymore.
Tom sizin için masaya biraz para bıraktı.Tom left some money on the table for you.
Sizin için bir şey yapabildiğime memnun oldum.I'm glad I could do something for you.
Tom bunu sizin için bırakmış olmalı.Tom must've left this for you.
Sizinle hemen konuşmak zorundayım.I have to speak with you immediately.
Sizinle konuşmak benim için bir zevkti.It was a pleasure for me to speak with you.
Günde bir aspirin almak sizin için kötü olabilir.Taking an aspirin a day can be bad for you.
Başka kim sizinle birlikte?Who else is with you?
Bugün sizin doğum gününüz mü?Is today your birthday?
Sizinle tanışmak şimdiye kadar başımdan geçen en iyi şeylerden biridir.Meeting you is one of the best things that ever happened to me.
Tom sizin izniniz olmadan gitmedi.Tom wouldn't leave without your permission.
Ben sizin için mükemmel kişiyi tanıyorum.I know the perfect person for you.
@ işareti sizin dilinizde nasıl telaffuz edilir?How is the @ sign pronounced in your language?
Bu benim kedim. O sizinki.This is my cat. That one is yours.
Sizin hayatlarınızı kurtardım.I helped you save your lives.
Dinleyin, Tom sizin burada olduğunuzu bilemezListen, Tom can't know you're here.
Burada sizin için bir yer olduğunu düşünüyorum.I think there's a place for you here.
Daha önce sizinle tanışma şerefine ermedim.I don't believe I've had the pleasure.