Çantanızı sizin için erkek kardeşime taşıtacağım.I will get my brother to carry your bag for you.
Ilımlı egzersiz yapmak sizi sağlıklı tutacaktır.Taking moderate exercise will keep you healthy.
Uygun bir fırsat varsa, sizi onunla tanıştıracağım.If there is a suitable occasion, I'll introduce you to him.
Lütfen telefonu kapatın ve operatör sizi arayacaktır.Please hang up and the operator will call you back.
Sizin için her ne zaman uygun olursa gelin.Come whenever it is convenient to you.
Sizin için özel bir şeyimiz var, efendim.We have something special for you, sir.
Hioka Park'tan sizin ofise nasıl giderim?How do I get to your office from Hioka Park?
Makul egzersiz sizin için iyidir.Moderate exercise is good for you.
Sizi bir Japon restoranına götüreyim.Let me take you to a Japanese restaurant.
Onun güvenirliği konusunda sizi temin ederim.I can assure you of his reliability.
Sizi onunla tanıştırayım.Let me introduce you to him.
O sizinle karşılaşmak için hevesliydi.He was anxious to meet you.
O sizinle doğrudan temas kuracak.He will be contacting you directly.
O sizi anlamıyor.He doesn't understand you.
O, sizinki gibi bir saat istiyor.He wants a watch like yours.
O, sizin her dediğinizi dinler.He listens to whatever you say.
O, sizin kadar uzun değildir.He is not so tall as you.
O sizi yanlış anlamış olabilir.He may have misunderstood you.
O erkek kardeşinin sizinle tanışması için endişeliydi.He was anxious for his brother to meet you.
Onlar karşılıklı ilgi alanları konusunda sizinle konuşmak istiyorlar.They want to talk to you about areas of mutual interest.
Ondan uzak durmanız sizin akıllılığınız.It was wise of you to keep away from him.
O sizin öğretmeniniz mi?Is she your teacher?
O sizin için deli oluyor.He is mad about you.
Miwako, ben sizin Kenny ile tanışmanızı istiyorum.Miwako, I want you to meet Kenny.
Ben sizinle birlikte gidebilir miyim?May I go with you?
Babam dışarıda. Ona sizi geri aramasını söyleyeyim mi?My father is out. Shall I tell him to call you back?
Sizin oda numaranız, lütfen?Your room number, please?
Öğrenir öğrenmez sizinle iletişime geçeceğiz.We will contact you as soon as we know.
Bu mektubun sizi ilgilendirdiğini umuyoruz ve dört gözle cevabınızı bekliyoruz.I hope this letter interests you and look forward to your reply.
Kitabımı parçalara ayıran sizin çocuğunuzdu.It was your child who tore my book to pieces.
Keşke ben sizin kadar akıllı olsam.I wish I were as smart as you are.
Ben sizin kadar iyi yüzebilirim.I can swim as well as you.
Ben, sizin ev arkadaşınız Paul'üm.I'm your flatmate Paul.
Ben sizin sağlığınız için endişe duyuyorum.I am concerned for your health.
Rahatsız etme korkusuyla sizi aramadım.I didn't call on you for fear of disturbing you.
Ben, sizin başarınız için sizi tebrik ediyorum.I congratulate you on your success.
Yarın sizi ziyaret etmeyecek.He's not going to visit you tomorrow.
Yarın onda sizinle görüşebilir miyim?Can I see you at ten tomorrow?
Yarın sizi görmek için gelebilir miyim?May I come and see you tomorrow?
Yarın sizi görebilir miyim?May I see you tomorrow?
Yarın sabah 7'de sizi arayacağım.I'll call for you at 7 tomorrow morning.
O geri döner dönmez ona sizi aratacağım.I will have him call you the moment he gets back.
Sizin ilacınız hazır.Your medicine is ready.
Ben sizi akşam yemeğine davet edebilir miyim?May I invite you to dinner?
Ben, akşam yemeğini sizinle birlikte yemek istiyorum.I'd like to have dinner with you.
Sizin için akşam yemeği pişireyim mi?Shall I cook dinner for you?
Aksine eğer size yazmazsam, pazar günü sizi ziyaret edeceğim.I'll visit you on Sunday, if I don't write you to the contrary.
Ne zaman isterseniz, çiçek sizindir.The flower is yours for the asking.
Sizin eczanenizin adı nedir?What's the name of your pharmacy?
Açıkçası, ben sizi sevmiyorum.Frankly speaking, I don't like you.
Bu iş için sizin gibi genç erkekler gerekiyor.Young men such as you are needed for this work.
Ben sizinle konuşabilir miyim?May I speak to you?
Kaoru, şimdiye kadar en iyi tepki sizinki - büyük ödülü kazanırsınız.Kaoru, yours is the best reaction so far - you win the grand prize.
Kasaba çevresinde cinsel ilişkide bulunan çiftleri görmek sizi rahatsız etmiyor mu?Doesn't it irritate you to see couples making out around town?
Yardımınıza ihtiyacım var. Ve ben sizin de başkanınız olacağım.I need your help. And I will be your president, too.
Sizin sıranız.It's your turn.
Kimin evi sizinkinin karşısındadır?Whose house is across from yours?
Bu bilgisayar sizinki, değil mi?This computer is yours, isn't it?
Evet, sizi iyi anlıyorum.Yes, I understand you well.
Bizim çocuklar okulda; sizinkiler nerede?Our children are at school; where are yours?