Bizim sizin yardımınıza ihtiyacımız var.We need your help.
Sizin saatinize göre şimdi saat kaç?What time is it now by your watch?
Sizin saatinize göre saat kaç?What time does your watch say it is now?
Sizi uzun bir zamandır görmedim.I haven't seen you for a long time.
Konuşurken sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm.I'm sorry to disturb you while you're talking.
Sigara içmem sizi rahatsız eder mi?Does it bother you if I smoke?
Sizinle yaşamayı seviyorum.I love living with you.
Sizinle yapılan takaslar sonsuza dek sürecek gibi görünüyor.Exchanges with you seem to go on endlessly.
Bu sizin anahtarınız.This is your key.
Ben 5 saattir sizin için bekliyordum.I've been waiting for you for 5 hours.
Sizin bir öğretmen olduğunuzu biliyorum.I know that you're a teacher.
Onlar sizin ülkenizde hangi dili konuşuyorlar?What language do they speak in your country?
Itoh adlı bir kişi sizinle görüşmek istiyor.A person named Itoh wants to meet you.
Bay Itoh adında bir adam sizinle görüşmek istiyor.A man named Mr. Itoh wants to meet you.
Kişisel olarak sizi ziyaret edeceğim.I'll personally visit you.
Ben sizi rahatsız ettiğim için gerçekten üzgünüm.I'm really sorry to trouble you!
Sizi çok güldürecek ne oldu?What happened to make you laugh so much?
Bu hediye sizin için.This gift is for you.
Ona dikkat et. Onun silahı dildir, o isterse sizinle ölene dek konuşur.Watch out for her. Her weapon is language - if she wants to, she'll talk you to death.
Sizinle daha önce karşılaştığımı hatırlıyorum.I remember meeting you before.
Her durumda, ben zaten tamamen sizi affettim.In any case, I've already entirely forgiven you.
Bunu sizin için açıklayacağım.I will explain it for you.
Daha önce sizinle tanışmadım mı?Haven't I met you before?
Asla kör bir adamın kolunu tutmayınız. O sizinkini tutsun.Never take a blind man's arm. Let him take yours.
Sizi rahatsız etmiyorum, değil mi?I'm not disturbing you, am I?
Sizin "kanıt"ınız sofistiktir.Your "proof" is sophistic.
Ben sizinleyim.I'm with you.
Sizin insan olduğunuzdan emin olmamız gerekir. E-postanızın ilk beş harfi nedir?We need to make sure you are human. What are the five first letters of your email?
Sizin gibi hoş insanlara rastlamak enderdir.It's rare to meet nice people like you.
Bir yabancı, sadece sizin henüz tanışmadığınız bir arkadaştır.A stranger is a friend you just haven't met yet.
Bu öğleden sonra sizi görmeye gelebilir miyim?May I come to see you this afternoon?
Ben sizinle tamamen aynı fikirdeyim, bayım.I do agree with you entirely, Sir.
Sizin atalarınız nerelidir?Where are your ancestors from?
Benim evimden sizinkine olan uzaklık iki kilometredir.The distance from my home to yours is two kilometers.
Sizin için bir mektup var.There is a letter for you.
Sizinle çalışmaktan mutlu olacağım.I'll be happy to work with you.
Bugün postayla sizin için bir kitap geldi.A book came for you in the mail today.
Benim görüşüm sizinkinin tam tersi.My opinion is exactly the opposite of yours.
Zehir sizi öldürebilir.Poison can kill you.
Bağırmanıza gerek yok. Sizi duyabiliyorum.You don't have to shout. I can hear you.
Sizi böyle rahatsız ettiğim için özür dilerim.I apologize for disturbing you like this.
Beş saat içinde sizin için silah alabilirim.I can get a gun for you within five hours.
Sizin için geldim.I came for you.
O, sizin poliglot olmanızı gerektirmez.It doesn't require you to be a polyglot.
Sizin için endişeliyim.I'm worried about you.
Ben sizinle birlikte olduğumda kendimi mutlu hissediyorum.I feel happy when I'm with you.
Sizi burada bekleyelim mi?Shall we wait for you here?
Biz varır varmaz sizinle telefon vasıtasıyla kontak kuracağız.We'll contact you by phone as soon as we arrive.
Kargo ceplerine sahip olan Khaki şortları sizi bir maceraperest yapmaz.Khaki shorts with cargo pockets do not make you an adventurer.
Ben sizin için fasulye kaynatacağım.I'll boil the beans for you.
Korkarım ki sizi kızdırabilirim.I'm afraid that I might make you angry.
Bu köpek sizindir.This dog is yours.
Sizin evinize gidiyorum.I'm going to your house.
Bak, benim evim sizinki kadar kirli değil.Look, my house is not as dirty as yours.
Sizin olmak istiyorum.I want to be you.
Sizin evlerinizi istemiyorum.I do not want your houses.
Ben dün sizin babanıza rastladım.I ran into your father yesterday.
Ben sizin yardımınıza güveniyorum.I am counting on your help.
Sizi arayayım mı yoksa beni arayacak mısınız?Should I call you or will you call me?
Bunun hakkında sizinle konuşmak istedim.I wanted to speak with you about this.