Ana içeriğe geç
Sözlük

sizi ile cümle

sizi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Biz sizin düşmanlarınız mıyız?Are we your enemies?
Sizin düşünceniz hatalı.Your idea is wrong.
Tom sizi izliyor.Tom is watching you.
Bir kadın sizi aradı.Some woman called you.
Sizi gururlandırıyor.It makes you proud.
Tanrı sizi korusun çocuklar.God bless you guys.
İşte sizin için bir mektup.Here's a letter for you.
Herkes sizi duyamaz.Not everyone can hear you.
Biz sizi terk etmedik.We haven't abandoned you.
Sizi burada bekleyeceğiz.We'll wait for you here.
Sizin hakkınızda çok şey biliyoruz.We know a lot about you.
Sizinle tekrar görüşeceğiz.We'll see you again.
Sizin siyasi partiniz tamamen bozulmuş.Your political party is completely corrupt.
Sizi bekliyorduk.We were expecting you.
Bu valizler sizin mi?Are these suitcases yours?
Bana bir mesaj bırakın, sizi tekrar arayacağım.Leave me a message and I'll call you back.
Hastalarınız sizi terk etmeyecek.Your patients won't abandon you.
Sizi yanlış anladığımız için üzgünüz.We're sorry for misunderstanding you.
Bunlar sizin resimleriniz mi?Are these your pictures?
O sizi küçümsemek için her fırsatı kullanır.He takes every opportunity to belittle you.
Tom sizin yardımınız olmadan raporu yazmayı bitiremedi.Tom couldn't have finished writing the report without your help.
Burada Boston'da bir iş bulmanız sizin için ne kadar zordu?How difficult was it for you to find a job here in Boston?
Nişanlınız sizi arıyordu.Your fiancee was looking for you.
Sizi görebilip göremeyeceğini bilmek istiyor.He wants to know if he can see you.
Doktorlar bana sizin için hiçbir umut olmadığını söyledi.The doctors told me there was no hope at all for you.
Biz sizi görmek için buradayız.We're here to see you.
Korkarım ki, sizin için başka kötü haberlerim var.I'm afraid that I have some other bad news for you.
Zaten sizi seven harika bir kocanız var.You already have a wonderful husband that loves you.
Birisi sizi üst katta bekliyor.Someone is waiting for you upstairs.
Tom sizin çıkacağınızı biliyor mu?Does Tom know that you're going out?
O benim için ve sizin için de önemli bir şey.It is something important for me and for you as well.
İşte. Bu sizin için.Here. This is for you.
Sizin durumunuzdaki bir kadın kolayca bir ülser geliştirebilir.A woman in your situation could easily develop an ulcer.
Sizin gibi bir insan tarafından hatırlanmak büyük bir onur.It's such an honor to be remembered by a person like you.
Afedersiniz. Sizi rahatsız etmek istememiştim.Sorry. I didn't mean to bother you.
Biz sadece sizin test sonuçlarınızı bekliyoruz.We're just waiting for your test results.
Bunu sizin yardımınız olmadan nasıl yapacağım?How am I going to get this done without your help?
Arkadaşlarınızın sizi nasıl tanımlayacağını düşünüyorsunuz?How do you think your friends would describe you?
Yağmur sizi nasıl etkiledi?How did the rain affect you?
Tom'u aracınızı sizin için yıkamaya nasıl ikna ettin?How did you convince Tom to wash your car for you?
Kaç kişi sizin için çalışıyor?How many people do you have working for you?
Çocuklarınız hâlâ sizinle mi yaşıyor?Are your kids still living with you?
Kaç tane Kanadalı sizin için çalışıyor?How many Canadians work for you?
Bize ihtiyacınız olursa biz sizin için buradayız.We're here for you if you need us.
Sizi ne tür insanlar sinirlendirir?What kind of people irritate you?
O toplantıya katılmanız sizin için gerçekten iyi olur diye düşünüyorum.I think it would be really good for you to attend that meeting.
O toplantıya katılmanızın sizin için gerçekten iyi olacağını düşünüyorum.I think it would be really good for you to attend that meeting.
Evlenmek sizi nasıl değiştirdi?How has getting married changed you?
Sizi çok özleyeceğiz.We're going to miss you an awful lot.
Sizin için neyin doğru olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?How do you decide what's right for you?
Kimse sizi durdurmuyor.Nobody is stopping you.
Sanırım sizi başka bir terapiste yönlendirmem gerekir.I think I should refer you to another therapist.
Onu yapmanın sizin için iyi bir fikir olacağını düşünüyorum.I think it would be a good idea for you to do that.
Tom bunun olabileceği konusunda sizi uyardı.Tom warned you that this might happen.
Sizinle önemli bir şey hakkında konuşmak istedim.I wanted to talk to you about something important.
Ben sizinle gidebilirim.I might as well go with you.
Efendim, ben sizin büyük bir hayranınızım. Bana bir imza verebilir misiniz?Sir, I'm a great fan of yours. Could I have your autograph?
Fadıl ya sizin en iyi müttefikiniz ya da en kötü düşmanınız olabilir.Fadil can either be your best ally or your worst enemy.
Tom ya sizin en iyi müttefikiniz ya da en kötü düşmanı olabilir.Tom can either be your best ally or your worst enemy.
Siz çocukken ben sizin bebek bakıcınızdım.I was your babysitter when you were a kid.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod