Sizin şirketin ihaleyi kazandığını duydun mu?Did you hear that your company won the bid?
Ben o gece yalnızdım, sizi kandırmak için sesler çıkarıyordum, hepsi bu kadar!I was alone that night, making noises to trick you, that's all!
Biz sizinle çalışacağız.We'll work with you.
Bu değişimin etkileri sizi etkilemez.The effects of this change don't affect you.
Ben sizin için ona karar veremiyorum.I can't decide that for you.
O işi sizin için yaptık.We've done that work for you.
Bunun sizin için önemli olduğunu biliyoruz.We know it's important to you.
Sizin gibi daha çok doktora ihtiyacımız var.We need more doctors like you.
Sizin gibi öğretmenlere daha çok ihtiyacımız var.We need more teachers like you.
Sizin İbranice konuşabileceğinize inanmıyorum.I do not believe that you can speak Hebrew.
Tom sizin sınıfta mı?Is Tom in your class?
Hatalı olarak yüzerseniz hakimler sizi diskalifiye edecektir.If you swim incorrectly the judges will disqualify you.
Kinizminiz sizi bir gün yok edecektir.Your cynicism will destroy you one day.
Onun sizin sorumluluğunuz olduğunu biliyor.He knows that that is your responsibility.
Sizin burada olacağınızı bilmiyordum.I didn't know you were going to be here.
Sizi öğretmen olarak görmüyorum.I don't see you as a teacher.
Sizin buna ne dediğinizi bilmiyorum.I don't know what you call this.
Gönüllülük deneyimi, sizi daha fazla istihdam edilebilir kılabilir.Experience in volunteering can make you more employable.
Umarım sizi rahatsız etmedim.I hope I didn't offend you.
Sizi sonsuza dek seveceğim.I will love you forever and ever.
İnanç, imkansızı denemenize izin verir. Ancak şüphe, sizi mümkün olandan bile alıkoyar.Faith lets you try the impossible. Doubt, however, deters you even from the possible.
Otobüs sizi şehir merkezine götürür.The bus takes you down town.
Gidin ve korkmayın. Sizi koruyacağız.Go and don't be afraid. We'll protect you.
Umarım sizi rahatsız hissettirmedim.I hope I didn't make you feel uncomfortable.
Hiç kimse sizi aramadı.No one called for you!
Bavulunuzu sizin için taşımama izin verin.Allow me to carry your suitcase for you.
Herkes alt katta sizi istiyor.Everyone's asking for you downstairs.
Sizin gibi insanların burada olmaması gerekir.People like you shouldn't be here.
Vicdanınız sizin kılavuzunuz olsun.Let your conscience be your guide.
Sizi dinlemeyi bıraktık.We have stopped listening to you.
Sizi dinlemeyi durduruk.We have stopped listening to you.
Tom sizi buradan çıkarmanın bir yolunu bulacak.Tom will find a way to get you out of here.
Sanırım Tom sizin düğününüzde şarkı söyleyebilir.I think Tom could sing at your wedding.
Biz sizin için karar vereceğiz.We'll make the decision for you.
Muhtemelen sizi arayacaklardır.They'll probably be calling you.
Muhtemelen sizi çağıracaklardır.They'll probably be calling you.
Bu insanlar sizi istismar ediyor.These people are exploiting you.
Bu insanlar sizi sömürüyor.These people are exploiting you.
Sizin onu nasıl yaptığınızı bilmiyorum.I don't know how you guys do it.
Tom sizin sıradan politikacınız değildir.Tom isn't your average politician.
Biraz uyku sizi iyi yapacaktır.A little sleep will do you good.
Biz sizi değiştirmeye çalışmıyoruz.We're not trying to change you.
Sizinle karşılaştırıldığında biz çocuğuz.We're children compared to you.
Hepimiz sizi kaybetmekten üzgün olacağız.We'll all be sorry to lose you.
Umarım onu sizin için açıklığa kavuşturmuşumdur.I hope I made it clear for you.
Artık sizin çevrenizde olamam.I can't be around you anymore.
Rekabet sizi daha iyi yapar.Competition makes you better.
Sizi yüksek sesle ve net duyduk.We heard you loud and clear.
Gerçekler sizi şaşırtacaktır.The facts will surprise you.
Açıkça sizi kızdırdı.It's clearly made you angry.
Sizin için en iyisini umuyorum.I'm hoping the best for you.
Biz sizi sorumlu tutacağız.We'll hold you accountable.
Sizin şansınız berbattır.Your chances are terrible.
Sizi listemize ekleyeceğiz.We'll add you to our list.
Sizi hiç terketmeyeceğiz.We won't ever abandon you.
Dualarım sizinle.My prayers are with you.
Sizi burada besleyemeyiz.We can't feed you here.
Sizi burada bakamayız.We can't feed you here.
Tembelliğiniz sizi mutsuz edecektir.Your laziness will make you unhappy.
Tanrı sizi bağışlayacaktır.God will forgive you.