Sizin cem-i cümlenizi seviyorum.I love each and everyone of you.
Sizinle kahvaltı yapmak istiyorum.I'd like to eat breakfast with you.
Bu otobüs sizi nereye götürür?Where does this bus take you?
Sizinle ilgili muhakeme yok.There's no reasoning with you.
Sizi rahatsız eden nedir?What is it that bothers you?
Onlar artık sizin arkadaşlarınız değil.They're not your friends anymore.
Tom muhtemelen sizinle aynı fikirdeydi.Tom would likely agree with you.
Sizin kaçınız Tom'u tanıyor?How many of you know Tom?
Cehalet hayatında sizi hiçbir yere götürmez.Ignorance gets you nowhere in life.
Beyaz şemsiye sizin.The white umbrella is yours.
Herkes partide sizi bekliyor olacak. Siz şöyle ya da böyle gelmek zorundasınız.Everyone will be expecting you at the party. You have to show up by hook or by crook.
Ben sizi öyle yapmaya teşvik ediyorum.I encourage you to do so.
Sizin köpek Tom'dan oldukça hoşlanmaya başladı gibi görünüyor.It seems that your dog has taken quite a liking to Tom.
Sizin ülkeniz için ölmek güzel.It's beautiful to die for your country.
Sizinle tanışmak bir onurdur.It's an honor to make your acquaintance.
Onu sizin için yapmaktan mutlu olacağım.I'll be happy to do that for you.
Tanrı sizi korusun. Tanrı, Amerika Birleşik Devletleri'ni korusun.God bless you. God bless the United States of America.
Ben sizi özendirmek istemedim.I didn't mean to tempt you.
Umurumuzda olduğu konusunda sizi temin ederim.I assure you that we care.
Önümüzdeki yıl sizi tekrar görmeyi umuyorum.I hope to see you again next year.
Bu hata sizin hayatınıza mal olabilirdi.This error could cost you your life.
Biz sizin gibi insanlara hizmet etmiyoruz.We don't serve people like you.
Biz sizin gibi insanları istemiyoruz.We don't want people like you.
Sizin gibi insanlara ihtiyacımız yok.We don't need people like you.
Sizin İngilizceniz gelişti.Your English has improved.
O gözlem de, sizinle ilgilidir.That observation pertains to you, too.
Söylemek üzere olduğum şey sizin sorunuza cevap verecektir.What I'm about to say will answer your question.
Facebook'un sizinle ilgili birçok verisi vardır.Facebook has a lot of data about you.
Bu gece sizin evde kalabilir miyim?Can I stay at your place tonight?
Paketiniz geldiği zaman sizi arayacağız.We will call you when your package has arrived.
Koliniz geldiğinde sizi arayacağız.We will call you when your package arrives.
Siparişiniz geldiğinde sizi arayacağız.We will call you when your order arrives.
Tom sizin için hazırdır.Tom is ready for you.
Bunlardan hangisi sizin kitabınız?Which one of these is your book?
Sizin numaranızı alabilir miyim, lütfen?Can I have your number, please?
Taze meyve ve sebzeler sizin için iyidir.Fresh fruits and vegetables are good for you.
Sizin kendinize hayrınız dokunmuyor.You couldn't act your way out of a paper bag.
Ve ya birisi sizi görürse?And what if someone sees you?
Mary sizi hatırlar.Maria remembers you.
Kutuda ne olduğu sizi ilgilendirmez.What's in the box is none of your business.
Sizinle tanıştığım için gerçekten mutluyum.I am indeed happy to meet you.
O sizinle konuşmak istediğini söylüyor.He says that he wants to speak to you.
O sizinle konuşmak istediğini söyler.She says that she wants to speak with you.
Soru sizin için ne yapabilirim değil ama benim için ne yapabilirsin?The question is not what I can do for you, but what you can do for me.
Gülümsemek sizi daha mutlu yapabilir.Smiling can make you happier.
Bu sizin rolünüz mi?Is that your role?
Sizin ikinizi birlikte bulacağımı biliyordum.I knew I'd find the two of you together.
Sizin gibi saygın grupların önünde konuşmak için davet edildim.I've been invited to speak in front of esteemed groups such as yourselves.
O sizi görmeyi dört gözle bekliyor. O sadece sabırsızlanıyor.She's so looking forward to seeing you. She just can't wait.
Biz partiye sizin gibi geç kalmıştık.We were late to the party, like you.
Tom sizin için harika bir iş yapacak.Tom will do a great job for you.
Sizin masum görünüşünüz beni kandırmaz.Your innocent look doesn't fool me.
Sizin masum davranışınız beni kandırmaz.Your innocent act doesn't fool me.
Sizinle özel konuşabilir miyiz?Can I speak to you in private?
Sizin de görebileceğiniz gibi, yıllardan beri bu kasabada hiçbir şey değişmedi.As you can see for yourselves, nothing has changed in this town after all these years.
Sizinle sonra görüşürüz arkadaşlar.I'll catch up with you guys later.
Hepimiz sizi özleyeceğiz.We'll all miss you.
Sizi endişelendirdiğim için üzgünüm.I'm sorry I made you worry.
Bu ilk soru sizin için.This first question is for you.
Benim bakış açım sizinkine benzer.My perspective is similar to yours.