İşte sizin için korkutucu bir hikaye.Here is a scary story for you.
Sizin yeni teoriniz hakkında ayrıntılara inebilir misiniz?Could you elaborate on your new theory?
Sizin dilinizi öğrenmek istemiyorum.I don't want to learn your language.
Kız kardeşimi sizinle tanıştırayım.Let me introduce my sister to you.
Sizin kollarınızda öldü.He died in your arms.
O, sizin kollarınızda öldü.He died in your arms.
Sizin burada olmanız bana çok yardımcı oldu.Your being here has helped me a lot.
O sizin için doğru kız değil.She's not the right girl for you.
Onların sizi korumaları gerekiyordu.They were supposed to protect you.
Tom sizin için doğru adam değil.Tom isn't the right guy for you.
Sizinle birkaç gün geçireceğim.I'll spend a few days with you.
Sizin de düşündüğünüz bu mu?Is that what you think, too?
Biz sizi aradık.We called you.
O sizi hatırlıyor.She remembers you.
Tom sizi taşıyacak.Tom will carry you.
Sizi taşıyacağız.We will carry you.
Sizi yakalayacağız.We will catch you.
Sizi koruyacak.He will protect you.
Mary sizi koruyacak.Mary will protect you.
Sizi koruyacağız.We will protect you.
Sizi koruyacaklar.They will protect you.
Tom sizi izleyecek.Tom will follow you.
Mary sizi takip edecek.Mary will follow you.
Mary sizin kızınız mı?Is Mary your daughter?
O sizi istiyor.He wants you.
Sizi istiyor.He wants you.
Mary sizi istiyor.Mary wants you.
Sizi istiyoruz.We want you.
Sizi istiyorlar.They want you.
Kimse sizi aramadı.Nobody called you.
Bu sizi rahatsız ediyor mu?Does that make you uncomfortable?
Kısa sürede biri sizinle olacak.Someone will be with you in a moment.
Oturun. Bir dakika içinde sizinle olacağım.Have a seat. I'll be with you in a minute.
Oturun. Kısa sürede sizinle olacağım.Sit down. I'll be with you in a moment.
Zamanım olsaydı, ben sizi büyük bir zevkle ziyaret ederdim.If I had time, I'd visit you with great pleasure.
Tom sizi her gün arayacak.Tom will call you every day.
Bir toplantının ortasındayım. Sizi daha sonra tekrar arayabilir miyim?I'm in the middle of a meeting. Could I call you back later?
Hiç kimse sizi anlamayacak.No one is going to understand you.
Masanızda sizin için bir şey var.There's something for you on your desk.
Tom sizin için mükemmel.Tom is perfect for you.
Sizin için ne yapabiliriz?What can we do for you?
Sadece sizinle böyle sohbet etmek güzel.It's nice to just chat with you like this.
Annenizin sizi çok muhafazakar tarzda yetiştirdiğini düşünüyorum.I think that your mother has brought you up in a very conservative manner.
Sizin iddianızın hiçbir geçerliliği yoktur.Your argument has no validity.
Sizin davranışınız dayanılmaz.Your behaviour is intolerable.
Şu anda sizin için kaç kişi çalışıyor?How many people are currently working for you?
Sizin için kaç kişi çalışıyor?How many people work for you?
Sizin düşmanınız kim?Who is your enemy?
Sizin kadar iyi değiliz.We aren't as good as you.
Beklentilerinizi tatmin etmediysek, bu sizin sorununuz.If we didn't satisfy your expectations, that's your problem.
Bir köpek sizi ısırırsa, yarayı sabun ve su ile yıkayın.If a dog bites you, wash the wound with soap and water.
Sizin için çalışan insanların bazıları hakkında size bazı sorular sormak istiyorum.I'd like to ask you some questions about some of the people who work for you.
Ben uzun bir süredir sizinle tanışmak istiyordum.I've wanted to meet you for a long time.
Şu adamlar sizin okuldan mı?Are those guys from your school?
Odanın sizi tatmin edeceğine güveniyorum.I trust the room will be to your satisfaction.
Bu evi sizin kadar çok almak istiyorum.I want to buy this house as much as you do.
Sizin kadar çok eve gitmek istiyorum.I want to go home as much as you do.
Öncelikle sormadan sizin herhangi bir şeyinizi asla ödünç almam.I'd never borrow anything of yours without asking first.
Bütün bu şeyleri sizin için 2.30'a kadar hazırlayacağım.I'll have all this stuff ready for you by 2:30.
Sizinle gitmeyeceğim.I'm not going to go with you.