Ana içeriğe geç
Sözlük

sizi ile cümle

sizi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Sizinle gitmeyi planlayan tek ben değilim.I'm not the only one who plans to go with you.
Gece bu kadar geç saatte sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm.I'm sorry to disturb you so late at night.
Sizi koruyabiliriz.We can protect you.
Sizinle hiçbir tartışmamız yok.We have no quarrel with you.
Hepimiz sizinle gurur duyuyoruz.We're all proud of you.
Biz sizinle gurur duyuyoruz.We're proud of you.
Tom sizin için her şeyi feda etmeye hazır.Tom is willing to sacrifice everything for you.
Tom özel olarak sizi istedi.Tom specifically asked for you.
Tom sonunda sizi affedecek.Tom will forgive you eventually.
Eğer özür dilerseniz Tom muhtemelen sizi affedecektir.Tom will probably forgive you if you apologize.
Sizi beklettiğimiz için üzgünüz.We're sorry we've kept you waiting.
Sizin için çok zor olmuş olmalı.It must have been very difficult for you.
Biz en kısa sürede sizinle irtibat kuracağız.We'll contact you as soon as we can.
İnsanlığın geleceği sizin ellerinizde.The future of mankind rests in your hands.
Aynısı sizin için de geçerli.The same goes for you.
Bunu söylemedim. Bu sizin yorumunuz.I didn't say that. That's your interpretation.
Bu cevap sizi tatmin eder mi?Does that answer satisfy you?
Tom sadece çok geçmeden sizinle olacak.Tom will be with you in just a moment.
Tom sadece sizinle arkadaş olmak istiyor.Tom just wants to be friends with you.
Tom kesinlikle sizi severdi.Tom definitely would've liked you.
Bunun sizin ilgileneceğiniz bir şey olduğunu sanmıyorum.I don't think this is anything you'd be interested in.
İşte sizin için bir ikram.Here's a treat for you.
Sizi nereye gönderdiler?Where did they send you?
Tom sizinle kalabilir.Tom can stay with you.
Onlar sizi kullanıyorlar.They're using you.
Onlar sizi kullanıyor.They're using you.
Sizi bu kadar geç saatte rahatsız ettiğim için üzgünüm.I'm sorry to disturb you this late.
Sizinle önde tanışacağız.We'll meet you out front.
Tom beni sizin anladığınız şekilde anlamıyor.Tom doesn't understand me the way you do.
İstiyorsanız Tom sizi tren istasyonundan alabilir.Tom can pick you up at the train station if you want him to.
Bu çantalar sizin mi?Are these bags yours?
Tom'un sizi bu şekilde itmesine izin vermemelisiniz.You shouldn't let Tom push you around like that.
Bu konuda sizinle daha sonra konuşalım, tamam mı?I'll talk with you about this later, OK?
Tom hemen sizinle konuşmak istiyor.Tom wants to speak to you right away.
Sizin işiniz saat yapmaktır.Your work is making watches.
Sizi tekrar görmek bir zevk.It's a pleasure to see you again.
Biri sizinle görüşecek.Someone is going to see you.
Birisi sizin için gelecek.Someone will come for you.
Endişelenmeyin. Sizi bırakmayacağız.Don't worry. We're not going to leave you.
Sizin için gerçekten endişelenmeye başlıyorum.I'm really starting to worry about you.
Böyle bir zamanda sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.I'm sorry to bother you at a time like this.
Lütfen sizin ve ailem arasında seçim yapmamı istemeyin.Please don't ask me to choose between you and my family.
Lütfen sadece bir dakika sizi görebilir miyim?Can I see you for just a minute, please?
Sizin talimatlarınızın sonucuna güveniyorum.I tried to follow your instructions.
Tom adlı kaç tane çocuk, sizin sınıfınızdadır?How many kids named Tom are in your class?
Sizinle çalışmak bir zevkti.It's been a pleasure working with you.
Bu koşullar sizin için kabul edilebilir mi?Are these conditions acceptable to you?
Hangi arı sizi soktu?Which bee has bit you?
Bu sadece sizin için bir oyun mu?Was it just a game to you?
Boston ofisinde sizi kullanabiliriz.We could use you in the Boston office.
Ben sizin ikinizi eve götürmek için arabama alabilir miyim?Can I give you two a lift home?
Ben sizi otelin giriş salonunda karşılayacağım.I will meet you in the hotel foyer.
Hikâyeyi bir de sizin ağzınızdan dinlemek istiyoruz.Please give us your side of the story.
Hadi, sizi eve bırakacağım.Come on, I'll give you a ride home.
Sizin yemeğinizi yedik.We ate your food.
Tom sizin yardımınız olmadan ölecek.Tom will die without your help.
Bunu yapmak için Tom'un sizin yardımınıza ihtiyacı var.Tom needs your help to do it.
Tom hâlâ sizin restoranda yardım ediyor mu?Is Tom still helping out at your restaurant?
Hangisi sizin ceketiniz?Which one is your jacket?
Hangisi sizin arabanız?Which one is your car?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod