Ana içeriğe geç
Sözlük

sizden ile cümle

sizden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Benim sizden istediğim sizin hayatınızın tüm zamanı.A to je dùvod, proè vám pøeju všechen èas vašeho života.
Benim sizden istediğim sizin hayatınızın tüm zamanı.Đó là lý do tại sao tôi muốn tất cả các bạn thời gian của cuộc sống của bạn.
Benim sizden istediğim sizin hayatınızın tüm zamanı.Ik wens u al de tijd van uw leven.
Benim sizden istediğim sizin hayatınızın tüm zamanı.Motiv pentru care vă doresc tuturor să petreceţi grozav.
Benim sizden istediğim sizin hayatınızın tüm zamanı.Por eso les deseo que la pasen genial.
Benim sizden istediğim sizin hayatınızın tüm zamanı.Zato vam želim, da uživate kot še nikoli.
Benim sizden istediğim sizin hayatınızın tüm zamanı.Γι'αυτό και σας εύχομαι να περάσετε καλά στην ζωή σας.
Benim sizlere göre avantajım bu, sizi göremiyorum, bu yüzden sizden daha az korkuyorum.Ăsta-i avantajul meu competitiv, nu vă văd, e mai puțin înfricoșător.
Benim sizlere göre avantajım bu, sizi göremiyorum, bu yüzden sizden daha az korkuyorum.C'est ça, mon avantage concurrentiel, je vous vois pas, alors ça fait moins peur.
Benim sizlere göre avantajım bu, sizi göremiyorum, bu yüzden sizden daha az korkuyorum.Dat is mijn competitief voordeel: ik zie jullie niet, dus is het minder angstaanjagend.
Benim sizlere göre avantajım bu, sizi göremiyorum, bu yüzden sizden daha az korkuyorum.Esa es mi ventaja, no los veo, así que da menos miedo.
Benim sizlere göre avantajım bu, sizi göremiyorum, bu yüzden sizden daha az korkuyorum.제 경쟁우위는 제가 여러분을 보지 못하기 때문에 덜 두려워한다는 것입니다.
Benim sizlere göre avantajım bu, sizi göremiyorum, bu yüzden sizden daha az korkuyorum.Questo è il mio vantaggio concorrenziale, non vi vedo, quindi fate meno paura.
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Ako tu hovorím, chcem aby ste sa tiež zamysleli nad tým na koľkých miestach ste už žili?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Chciałbym, abyście w trakcie mojej wypowiedzi pomyśleli w ilu różnych miejscach mieszkaliście.
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Ganditi-va un moment, aduceti-va aminte de locurile in care ati trait.
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Khi tôi nói chuyện, hy vọng các bạn cũng nghĩ về việc bạn đã từng sống ở bao nhiêu nơi?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.여러분도 저와 함께 생각해 보았으면 합니다. 얼마나 많은 곳에서 살았나요?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Mentre vi parlo mi farebbe piacere che pensaste ai posti nei quali avete vissuto?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Mientras hablo, me gustaría que piensen ¿en cuántos lugares han vivido?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Miközben én itt beszélek, szeretném, ha végiggondolnátok, hogy hány helyen éltetek eddig?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Pendant que je vous parle, je voudrais que vous pensiez au nombre d'endroits où vous avez vécu.
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Saat saya berbicara saya ingin anda berpikir tentang di mana saja anda pernah tinggal?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Während ich spreche, möchte ich, dass Sie auch darüber nachdenken wo Sie überall schon gelebt haben.
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Zatímco mluvím, chtěl bych, abyste se zamysleli na kolika místech jste už žili?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Ενώ μιλάω, θα ήθελα να σκεφτείτε σε πόσα μέρη έχετε ζήσει.
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Докато говоря, бих искал вие също да мислите за това - на колко места сте живели?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.И пока я говорю, подумайте о том, в каком количестве мест вы жили?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.Поки я розмовляю з вами, давайте також пригадаємо в скількох місцях ви проживали?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.ובזמן שאני מדבר, אני מציע לכם לחשוב בכמה מקומות גרתם?
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.بينما أتحدث أرغب في التفكير أيضاً حول كم عدد الأماكن التي عشتوا فيها؟
Ben konuşurken, sizden de kaç farklı yerde yaşadığınızı düşünmenizi istiyorum.生活をしたことがありますか? 考えてみてください
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler!Am invatat multe lucruri de la tine, multumesc pentru tot.
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler! Geçmiş olsun.Ho imparato tanto da te grazie di tutto stammi bene
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler!Hodně jsem se od tebe naučil, Děkuju ti za všechno.
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler!J'ai beaucoup appris avec toi. Merci pour tout.
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler!lch habe viel von dir gelernt, danke für alles.
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler!Olyan sokat tanultam tőled, mindent köszönök.
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler!Tôi đã học được nhiều từ cô. Cảm ơn vì tất cả.
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler!Wiele się od ciebie nauczyłam, dziękuje ci za wszystko.
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler!Έμαθα πολλά από σας, και σας ευχαριστώ για όλα.
Ben sizden çok şey öğrendim, her şey için teşekkürler!Я многому научился у тебя, спасибо тебе за всё.
Ben sizden daha iyi... ...olan bir pisliğim.Soy un idiota que es mejor que tu
Ben sizden daha iyi... ...olan bir pisliğim.אני ערס מוחלט שיותר טוב מכם
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Én nem a legcsekélyebb szándéka kérdezni," kiabáltam.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."En ole pienintäkään aikomusta kysyn sinulta:" Huusin.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Eu não tenho a menor intenção de lhe perguntar," gritei.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Ich habe nicht die geringste Absicht, Sie zu bitten," schrie ich.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Ik heb niet de geringste intentie om u te vragen," riep ik.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Jag har inte den minsta avsikt att fråga dig", skrek jag.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Jeg har ikke den mindste intention at spørge dig," råbte jeg.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Je n'ai pas la moindre intention de vous demander," j'ai crié.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."내가 당신에게 물어보고 조금 의도를하지 않은"내가 소리쳤다.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Nemám v najmenšom úmysle žiadať vás," kričal som.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Nemám v nejmenším úmyslu žádat vás," křičel jsem.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Nie mam najmniejszego zamiaru prosić", krzyknąłem.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Nisem niti najmanjšega namena, da vas prosim," sem zavpil.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Non ho la minima intenzione di chiederti:" Ho gridato.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Nu am nici cea mai mică intenţie să vă întreb," am strigat.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."Saya tidak memiliki niat sedikit pun untuk meminta Anda," aku berteriak.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod