siz ile cümle
siz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sizi istiyorlar.They want you.
Kimse sizi aramadı.Nobody called you.
Bu sizi rahatsız ediyor mu?Does that make you uncomfortable?
Eğer bu olursa ilk olarak size bildirilecek.If that happens, you'll be the first to be notified.
Kısa sürede biri sizinle olacak.Someone will be with you in a moment.
Oturun. Bir dakika içinde sizinle olacağım.Have a seat. I'll be with you in a minute.
Oturun. Kısa sürede sizinle olacağım.Sit down. I'll be with you in a moment.
Bu konuda size her şeyi anlatacağım.I'll tell you all about it.
Size bir ateş düşürücü ilaç yazacağım.I will prescribe a febrifuge to you.
Neden siz beyler bana hep onu soruyorsunuz?Why do you guys always ask me that?
Evimizde gaz sızıntısı olabilir.There might be a gas leak in our house.
Sizden tren istasyonunda sigara içmemenizi rica ediyoruz.We ask that you don't smoke in the station.
Siz insanlar ne yapar?What do you people do?
Siz insanlar kaçık mısınız?Are you people nuts?
Siz insanlar deli misiniz?Are you people crazy?
Siz insanlar ne yapıyorsunuz?What are you people doing?
Zamanım olsaydı, ben sizi büyük bir zevkle ziyaret ederdim.If I had time, I'd visit you with great pleasure.
Tom sizi her gün arayacak.Tom will call you every day.
Sizce Tom'un beyni yıkandı mı?Do you think Tom has been brainwashed?
Size yardımcı olabilmek bir zevk.It's a pleasure to be able to help you.
Sakin ol, bütün borçlarım yakında size ödenecek.Calm down, all my debts will soon be paid to you.
Siz insanların bütün düşündüğü iştir.All you people think about is work.
Sizce Tom değişti mi?Do you think Tom has changed?
Size göre Tom zamanında burada olacak mı?Do you think Tom will be here on time?
Sizce Tom arayacak mı?Do you think Tom will call?
Affedersiniz ama siz kimsiniz?Excuse me, but who are you?
Bir toplantının ortasındayım. Sizi daha sonra tekrar arayabilir miyim?I'm in the middle of a meeting. Could I call you back later?
Bu size kalmış değil.It's not up to you.
Bu size bağlı değil.It's not up to you.
Bu tamamen size kalmış.It's totally up to you.
Bu şimdi size kalmış.It's up to you now.
Hiç kimse sizi anlamayacak.No one is going to understand you.
O size kalmış.That's up to you.
Masanızda sizin için bir şey var.There's something for you on your desk.
Tom sizin için mükemmel.Tom is perfect for you.
Siz insanlar ne düşünüyorsunuz?What are you people thinking?
Sizin için ne yapabiliriz?What can we do for you?
Onunla ne yapacağınız size kalmış.What you do with it is up to you.
Onunla ne yapacağınıza siz karar verin.What you do with it is up to you.
Onlarla ne yapacağınız size kalmış.What you do with them is up to you.
Onlarla ne yapacağınıza siz karar verin.What you do with them is up to you.
Sadece sizinle böyle sohbet etmek güzel.It's nice to just chat with you like this.
Siz İngilizce konuşmuyorsunuz.You don't speak English.
Siz hepiniz İngilizce konuşmuyorsunuz.You all don't speak English.
Annenizin sizi çok muhafazakar tarzda yetiştirdiğini düşünüyorum.I think that your mother has brought you up in a very conservative manner.
Sizin iddianızın hiçbir geçerliliği yoktur.Your argument has no validity.
Sizin davranışınız dayanılmaz.Your behaviour is intolerable.
Şu anda sizin için kaç kişi çalışıyor?How many people are currently working for you?
Sizin için kaç kişi çalışıyor?How many people work for you?
Siz arkadaşlara odamın dışında kalmanızı kaç kez söyledim.How many times have I told you guys to stay out of my room?
Tom gibi arkadaşlarla takılmamanızı size kaç kez söyledim.How many times have I told you not to hang out with guys like Tom?
Siz arkadaşlar ne kadar ödüyorsunuz?How much are you guys paying?
Siz arkadaşlar ne kadar harcadınız?How much did you guys spend?
Siz beyler ne kadar para harcadınız?How much did you guys spend?
Tom size ne kadar öder?How much does Tom pay you?
Tom size ne kadar ödüyor?How much does Tom pay you?
Siz ikiniz de çok kibarsınız.You're both very polite.
Sizin düşmanınız kim?Who is your enemy?
Sizin kadar iyi değiliz.We aren't as good as you.
Beklentilerinizi tatmin etmediysek, bu sizin sorununuz.If we didn't satisfy your expectations, that's your problem.