Adresi sizin için yazdım.I wrote down the address for you.
Siz beyleri arayan kişi benim.I'm the one who called you guys.
Tom'un sizi dinleyeceğinden eminim.I'm sure Tom will listen to you.
Sizin için bıçağınızı bileyeceğim.I'll sharpen your knife for you.
Sizi ofiste tekrar göreceğimI'll see you back at the office.
Tom sizi durdurmaya çalışırdı.Tom would've tried to stop you.
Birisi sizin için telefonda.Someone's on the phone for you.
Sizi utandırdıysam üzgünüm.I'm sorry if I embarrassed you.
Ben daha önce size yalan söylediğim için üzgünüm.I'm sorry I lied to you before.
Sizi rahatsız ettiğim için gerçekten üzgünüm.I'm really sorry to bother you.
Size Tom'un bana verdiğini göstereceğim.I'll show you what Tom gave me.
Tom sizi asla incitmezdi.Tom would never have hurt you.
Ben sizin onda iyi olacağınıza eminim.I'm sure you'll be good at it.
Siz ikinizin anlaştığına eminim.I'm sure the two of you agree.
Onları size vereceğim.I'm going to give them to you.
Sizin itibarınız önde gelir.Your reputation precedes you.
Şöhretiniz sizden öndedir.Your reputation precedes you.
Size iyilik yapmaya çalışıyorum.I'm trying to do you a favor.
Tom'un da sizi özlediğine eminim.I'm sure Tom misses you, too.
Ben sizin öğrencilerinizden değilim.I'm not one of your students.
Sizi polise vermeyeceğim.I'm not going to turn you in.
Sizi affetmeyeceğim.I'm not going to forgive you.
Sizi Tom'a götüreceğim.I'm going to take you to Tom.
Size bir liste yapacağım.I'm going to make you a list.
Sizin öğretmeniniz olacağım.I'm going to be your teacher.
Size otuz dakika vereceğim.I'll give you thirty minutes.
Size otuz dolar vereceğim.I'll give you thirty dollars.
Onu sizin ofisinize getireceğim.I'll bring it to your office.
Size yardımcı olmaktan mutluluk duyarım.I would be happy to help you.
Siz çocuklar burada ne yapıyorsunuz?What're you guys doing here?
Tom sizi ağlattı, değil mi?Tom made you cry, didn't he?
Üzgünüm sizi duyamıyorum.I'm sorry, I can't hear you.
Muhtemelen sizi orada göreceğim.I'll probably see you there.
Elimden geldiğinde sizinle iletişime geçeceğim.I'll contact you when I can.
Sizi korumaya çalışıyordum.I was trying to protect you.
Size rapor vermem söylendi.I was told to report to you.
Size en iyi dileklerimi sunmak istiyorum.I want to wish you the best.
Sizin için onunla ilgilendim.I took care of that for you.
Bu kapı size hep açık.You're always welcome here.
Size kapımız daima açık.You're always welcome here.
Sizi keyiflendirmeye çalışıyorum.I'm trying to cheer you up.
Sizi neşelendirmek için uğraşıyorum.I'm trying to cheer you up.
Size gerçekten kızgınım arkadaşlar.I'm really mad at you guys.
Sizi özleyeceğim çocuklar.I'm going to miss you guys.
Size yardım etmek için bana ödeme yapılıyor.I'm being paid to help you.
Ne yapacağımı size söyleyeceğim.I'll tell you what I'll do.
Ben size odanızı göstereceğim.I'll show you to your room.
Hemen size geri döneceğim.I'll get right back to you.
Sizinle irtibat kuracağım.I'll get in touch with you.
Sizin için endişelenmiyorum.I'm not worried about you.
Sizi eve götürmek için buradayım.I'm here to take you home.
Sizinle yarın konuşacağım.I'll talk to you tomorrow.
Onun nerede olduğunu size göstereceğim.I'll show you where it is.
Size çıkış yolunu göstereceğim.I'll show you the way out.
Sizi asla anlamayacağım.I'll never understand you.
Ben sizi benimle gurur duyduracağım.I'll make you proud of me.
Ben size orada sonra katılacağım.I'll join you there later.
Çok geçmeden size katılacağım.I'll join you in a moment.
Bir dakikada size katılacağım.I'll join you in a moment.
Sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let you down.