siz ile cümle

siz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Üzgünüm, ben sizi tanımadım.I'm sorry, I didn't recognize you.
Üzgünüm, ben sizi tanımıyorum.I'm sorry, I don't recognize you.
Siz ikinizle sorunum yok.I've got no quarrel with you two.
Ben gitmeden önce siz arkadaşları görmek zorundaydım.I just had to see you guys before I left.
Sizin için sadece bir sorum var.I just have one question for you.
Siz ikiniz ne zaman çıkmaya başladınız?When did you two start dating?
Bina yöneticisinden ön koridordaki sızıntıyı görmesini isteyeceğim.I'll ask the super to see about the leak in the front hallway.
O farkında olmadan Tom'un arka kapısında sızdım.I just snuck in Tom's back door without him noticing.
Sadece Tom'un sizi dinleyebileceğini düşünüyordum.I just thought Tom might listen to you.
Sadece size tekrar teşekkür etmek istedim.I just wanted to thank you again.
Sizinle gelmem gerektiğini biliyordum.I knew I should've come with you.
Sizinle gitmem gerektiğini biliyordum.I knew I should've gone with you.
Siz ikinizin anlaşacağını biliyordum.I knew you two would get along.
Siz ikinizin iyi geçineceğini biliyordum.I knew you two would hit it off.
Siz ikinizin birbirinizi istediğinizi biliyordum.I knew you two would like each other.
Ben siz arkadaşlar hakkında bilirim.I know about you guys.
Siz ikiniz hakkında biliyorum.I know about you two.
Ben sizin her birinizi bilirim.I know each one of you.
Sizin her birinize güvenebileceğimizi biliyorum.I know I can count on every one of you.
Siz arkadaşların ne yaptığını biliyorum.I know what you guys are doing.
Siz arkadaşların ne yediğini biliyorum.I know what you guys are eating.
Siz arkadaşların ne düşündüğünü biliyorum.I know what you guys are thinking.
Sizi neyin neşelendireceğini biliyorum.I know what'll cheer you up.
Sizi neyin keyiflendireceğini biliyorum.I know what'll cheer you up.
Sizin Tom olduğunuzu biliyorum.I know you're Tom.
Size bir not bıraktım.I left you a note.
Size yalan söyledim.I lied to you.
Sizi seviyorum çocuklar.I love you guys.
Siz insanları seviyorum.I love you people.
Size rahatsızlık hissettirdim, değil mi?I made you feel uncomfortable, didn't I?
Size bir şey yaptım.I made you something.
Ben bu konuda size sormak istedim.I meant to ask you about it.
Size yardımcı olabilirim.I might be able to help you.
Size Tom hakkında soru sormalıyım.I must ask you about Tom.
Şimdi size bir şey söylemem gerekiyor.I must say something to you now.
Sizinle özel olarak konuşmam gerekiyor.I must speak to you in private.
Sizinle konuşmalıyım.I must speak with you.
Bu konuda size soru sormam gerekiyor.I need to ask you about that.
Bu konuda size soru sormalıyım.I need to ask you about that.
Sizinle bir şey hakkında konuşmam gerekiyor.I need to speak with you about something.
Sizden biriyle konuşmalıyım.I need to talk to one of you.
Sizinle bunun hakkında konuşmam gerekiyor.I need to talk to you about that.
Sizinle Tom hakkında konuşmam gerekiyor.I need to talk to you about Tom.
Sizinle derhal konuşmam gerekiyor.I need to talk to you immediately.
Sizinle bizzat konuşmam gerekiyor.I need to talk to you in person.
Çocuklar sizin öğrettiklerinizden çok sizin yaptıklarınızı öğreniyor.Children learn more from what you are than what you teach.
Ne yazık ki, gezinin iptal olduğunu size bildirmeliyim.Unfortunately, we must inform you that the trip was canceled.
Sizden kaç kişi daha var?How many more of you are there?
Sizi etkilemek istedim.I wanted to impress you.
Size asansörün yolunu göstermeme izin verin.Let me show you the way to the elevator.
Siz Tom'un ebeveynlerisiniz, değil mi?You're Tom's parents, aren't you?
Siz Tom'un öğrencilerisiniz, değil mi?You're Tom's students, right?
Siz arkadaşların Tom'la konuştuğunu gördüm.I saw you guys talking to Tom.
Geçen hafta sonu siz arkadaşlarla kamp yapmaya gitmeliydim.I should've gone camping with you guys last weekend.
Tom size ne yapacağınızı söyleyinceye kadar beklemenizi öneririm.I suggest you wait until Tom tells you what to do.
Sanırım siz ikiniz geçinmiyorsunuz.I take it you two don't get along.
Sanırım bu ceket size uymalı.I think this coat should fit you.
Sanırım bu sizinki.I think this is yours.
O, şizofrendir.He is schizophrenic.
Sizin dilinizde nasıl "Seni seviyorum" diyebilirim?How can I say "I love you" in your language?

İlgili Sayfalar