siz ile cümle

siz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Size bunu nasıl yapacağınızı öğreteceğim.I'm going to teach you how to do that.
Elimden gelen kısa sürede size geri döneceğim.I'll get back to you as soon as I can.
Onu size daha önce söyledim, değil mi?I've told you that before, haven't I?
Sizi çok beklettiğim için üzgünüm.I'm sorry I kept you waiting so long.
Size geri dönmek zorunda kalacağım.I'm going to have to get back to you.
Bunu asla sizin yardımınız olmadan yapmayacağım.I'll never make it without your help.
İşimiz bittiğinde sizinle iletişime geçeceğim.I'll contact you when we're finished.
Sizin Tom'la tanışmak isteyebileceğinizi düşündüm.I thought you might like to meet Tom.
Üzgünüm size bir şey almadım.I'm sorry I didn't get you anything.
Yarın onun hakkında size her şeyi söyleyeceğim.I'll tell you all about it tomorrow.
Ben şimdi size talimatlarınızı vereceğim.I'll now give you your instructions.
Sizinle çok konuşmak istiyorum.I'd very much like to talk with you.
Buraya geldiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for coming here.
Sizi Tom'un amcası sanmıştım.I thought that you were Tom's uncle.
Sizi Tom'un dayısı sanmıştım.I thought that you were Tom's uncle.
Tom artık sizi rahatsız etmeyecek.Tom won't be bothering you anymore.
Sizin ikinizin kabul edeceğinden eminim.I'm sure the two of you will agree.
Siz ikinizin geçindiğine sevindim.I'm glad you two are getting along.
Keşke siz ikiniz her zaman dövüşmese.I wish you two didn't always fight.
Birkaç yıl önce sizin öğrencinizdim.I was your student a few years ago.
Gerçekten sizi özleyeceğim arkadaşlar.I'm really going to miss you guys.
Size katılmamı istediğiniz için memnun oldum.I'm glad you asked me to join you.
Sizin için gerçekten endişelenmeye başlıyordum.I was starting to worry about you.
Sadece sizi neşelendirmeye çalışıyorum.I was just trying to cheer you up.
Ben sadece size zaman kazandırmaya çalışıyorum.I'm only trying to save you time.
Ben sizi bir şeyle suçlamıyorum.I'm not accusing you of anything.
Bu akşam sizin sunucunuz olacağım.I'll be your server this evening.
Adresi sizin için yazdım.I wrote down the address for you.
Siz beyleri arayan kişi benim.I'm the one who called you guys.
Tom'un sizi dinleyeceğinden eminim.I'm sure Tom will listen to you.
Sizin için bıçağınızı bileyeceğim.I'll sharpen your knife for you.
Sizi ofiste tekrar göreceğimI'll see you back at the office.
Tom sizi durdurmaya çalışırdı.Tom would've tried to stop you.
Birisi sizin için telefonda.Someone's on the phone for you.
Sizi utandırdıysam üzgünüm.I'm sorry if I embarrassed you.
Ben daha önce size yalan söylediğim için üzgünüm.I'm sorry I lied to you before.
Sizi rahatsız ettiğim için gerçekten üzgünüm.I'm really sorry to bother you.
Size Tom'un bana verdiğini göstereceğim.I'll show you what Tom gave me.
Tom sizi asla incitmezdi.Tom would never have hurt you.
Ben sizin onda iyi olacağınıza eminim.I'm sure you'll be good at it.
Siz ikinizin anlaştığına eminim.I'm sure the two of you agree.
Onları size vereceğim.I'm going to give them to you.
Sizin itibarınız önde gelir.Your reputation precedes you.
Şöhretiniz sizden öndedir.Your reputation precedes you.
Size iyilik yapmaya çalışıyorum.I'm trying to do you a favor.
Tom'un da sizi özlediğine eminim.I'm sure Tom misses you, too.
Ben sizin öğrencilerinizden değilim.I'm not one of your students.
Sizi polise vermeyeceğim.I'm not going to turn you in.
Sizi affetmeyeceğim.I'm not going to forgive you.
Sizi Tom'a götüreceğim.I'm going to take you to Tom.
Size bir liste yapacağım.I'm going to make you a list.
Sizin öğretmeniniz olacağım.I'm going to be your teacher.
Size otuz dakika vereceğim.I'll give you thirty minutes.
Size otuz dolar vereceğim.I'll give you thirty dollars.
Onu sizin ofisinize getireceğim.I'll bring it to your office.
Size yardımcı olmaktan mutluluk duyarım.I would be happy to help you.
Siz çocuklar burada ne yapıyorsunuz?What're you guys doing here?
Tom sizi ağlattı, değil mi?Tom made you cry, didn't he?
Üzgünüm sizi duyamıyorum.I'm sorry, I can't hear you.
Muhtemelen sizi orada göreceğim.I'll probably see you there.

İlgili Sayfalar