Ana içeriğe geç
Sözlük

siz ile cümle

siz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Babam dışarıda. Ona sizi geri aramasını söyleyeyim mi?My father is out. Shall I tell him to call you back?
Siz odadan dışarı çıkmalısınız.You must go out of the room.
Sizin oda numaranız, lütfen?Your room number, please?
Öğrenir öğrenmez sizinle iletişime geçeceğiz.We will contact you as soon as we know.
Bu mektubun sizi ilgilendirdiğini umuyoruz ve dört gözle cevabınızı bekliyoruz.I hope this letter interests you and look forward to your reply.
Size bir tane daha alabilir miyim?Can I get you another one?
Çalışma size iyi gelecek.Study will do you good.
Çalışmalarınızda size yardım karşılığında, ben sizden küçük bir iyilik rica ediyorum.In return for helping you with your studies, I'd like to ask a small favor of you.
Kitabımı parçalara ayıran sizin çocuğunuzdu.It was your child who tore my book to pieces.
Keşke ben sizin kadar akıllı olsam.I wish I were as smart as you are.
Ben sizin kadar iyi yüzebilirim.I can swim as well as you.
Ben size yetiştim.I caught up with you.
Ben, sizin ev arkadaşınız Paul'üm.I'm your flatmate Paul.
Ben kesinlikle size katılıyorum.I agree with you absolutely.
Ben sizin sağlığınız için endişe duyuyorum.I am concerned for your health.
Rahatsız etme korkusuyla sizi aramadım.I didn't call on you for fear of disturbing you.
Ben, sizin başarınız için sizi tebrik ediyorum.I congratulate you on your success.
Size katılabilir miyim?May I join you?
Yarın sizi ziyaret etmeyecek.He's not going to visit you tomorrow.
Yarın onda sizinle görüşebilir miyim?Can I see you at ten tomorrow?
Yarın sizi görmek için gelebilir miyim?May I come and see you tomorrow?
Yarın sizi görebilir miyim?May I see you tomorrow?
Yarın sabah 7'de sizi arayacağım.I'll call for you at 7 tomorrow morning.
O geri döner dönmez ona sizi aratacağım.I will have him call you the moment he gets back.
Siz onu randevu ile ziyaret etmelisiniz.You should visit him by appointment.
Sizin ilacınız hazır.Your medicine is ready.
Bazı ilaçlar size faydadan çok zarar getirir.Some medicines will do you more harm than good.
Ben sizi akşam yemeğine davet edebilir miyim?May I invite you to dinner?
Ben, akşam yemeğini sizinle birlikte yemek istiyorum.I'd like to have dinner with you.
Sizin için akşam yemeği pişireyim mi?Shall I cook dinner for you?
Aksine eğer size yazmazsam, pazar günü sizi ziyaret edeceğim.I'll visit you on Sunday, if I don't write you to the contrary.
Ne zaman isterseniz, çiçek sizindir.The flower is yours for the asking.
Size yalvarıyorum.I'm begging you.
Sizin eczanenizin adı nedir?What's the name of your pharmacy?
Açıkçası, ben sizi sevmiyorum.Frankly speaking, I don't like you.
Ebeveynlerim size en iyi dileklerini gönderdi.My parents send you their best regards.
Bu iş için sizin gibi genç erkekler gerekiyor.Young men such as you are needed for this work.
Ben sizinle konuşabilir miyim?May I speak to you?
Kaoru, şimdiye kadar en iyi tepki sizinki - büyük ödülü kazanırsınız.Kaoru, yours is the best reaction so far - you win the grand prize.
Kasaba çevresinde cinsel ilişkide bulunan çiftleri görmek sizi rahatsız etmiyor mu?Doesn't it irritate you to see couples making out around town?
Sarah ve Marsha - Siz ikinizi hayal edebileceğinizden daha çok seviyorum.Sarah and Marsha - I love you both more than you can imagine.
Yardımınıza ihtiyacım var. Ve ben sizin de başkanınız olacağım.I need your help. And I will be your president, too.
Siz kimsiniz?Who are you?
Siz yüzemezsiniz.You can't swim.
Siz zenginsiniz.You are rich.
Sizin sıranız.It's your turn.
Bize mi gidelim size mi?Shall we go to my place or yours?
Siz ve Mısır halkına konukseverliğiniz için teşekkür borçluyum.I am grateful for your hospitality, and the hospitality of the people of Egypt.
Kimin evi sizinkinin karşısındadır?Whose house is across from yours?
Bu bilgisayar sizinki, değil mi?This computer is yours, isn't it?
Gelsin veya gelmesin, her iki durumda da size bilgi vereceğim.Whether he comes or not, either way I will inform you.
"Bay Ogawa değil misin?" "Evet, öyleyim. Size yardımcı olabilir miyim?""Aren't you Mr. Ogawa?" "Yes, I am. Can I help you?"
Evet, sizi iyi anlıyorum.Yes, I understand you well.
Bayan Ionescu, size bir şey sormak isterim.Mrs. Ionescu, I'd like to ask you something.
Bizim çocuklar okulda; sizinkiler nerede?Our children are at school; where are yours?
Hey siz! Lütfen bekleyin.Hey you! Please wait.
Bizim sizin yardımınıza ihtiyacımız var.We need your help.
Size kalmış.It's for you to decide.
Karar vermek size kalmış.It's for you to decide.
Siz Almansınız, değil mi?You're Germans, aren't you?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod