siz ile cümle

siz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Açıkçası, siz elinizden gelen gayreti göstermediniz.Frankly speaking, you haven't tried your best.
Sabahın erken saatlerinde kalkmak sizi sağlıklı yapar.To keep early hours makes you healthy.
Erken kalkmak size çok iyi gelecektir.To keep early hours will do you much good.
Bu masayı sizinle paylaşabilir miyim?May I share this table with you?
Oğlumun adına size teşekkür ederim.I thank you on behalf of my son.
Oğlunun sefil durumunu görünce kalbi sızladı.His heart ached when he saw his son's miserable state.
Şimdi sizin için yapabileceğim bir şey var mı?Is there anything I can do for you now?
Birçok insan sizi örnek alıyor. Onları hayal kırıklığına uğratmayın.A lot of people look up to you. Don't let them down.
O sizin için sağlıklı değil.It's not healthy for you.
Vücudumun her tarafında ağrılarım ve sızılarım var.I have aches and pains all over my body.
Sizi beklettiğim için üzgünüm.Sorry to have kept you waiting.
Siz beklerken kaydedilmiş bazı müziklerin tadını çıkarabilirsiniz.You can enjoy some recorded music while you wait.
Sizi bu kadar rahatsız ettiğim için özür dilerim.I am sorry to trouble you so much.
Birisi düşmana sırrı sızdırdı.Someone leaked the secret to the enemy.
Haberi size kim söyledi?Who told you the news?
Haber kim tarafından size söylendi.By whom was the news told you?
Sizin yerinizi kim alacak?Who is going to sit in for you?
Biri sizi gözlüyor.Someone is watching you.
Birisi sizi izliyor.Someone is watching you.
Sizin için bir harita çizeyim mi?Shall I draw a map for you?
Geç kalmayacağıma dair sizi temin ederim.I assure you that I won't be late.
O size nasıl uyuyor?How does it fit you?
Siz hiç günlük turlar sunuyor musunuz?Do you offer any day tours?
Sizinle birlikte kahvaltı yapmak istiyorum.I'd like to have breakfast with you.
Sizi çok beklettim mi?Have I kept you waiting long?
Sizi incittim mi?Did I hurt you?
Çantanızı sizin için erkek kardeşime taşıtacağım.I will get my brother to carry your bag for you.
Ölçülü egzersiz yapmak size iyi gelecektir.Taking moderate exercise will do you good.
Ilımlı egzersiz yapmak sizi sağlıklı tutacaktır.Taking moderate exercise will keep you healthy.
Uygun bir fırsat varsa, sizi onunla tanıştıracağım.If there is a suitable occasion, I'll introduce you to him.
Katip "Sizin için ne yapabilirim, efendim?" dedi.The clerk said, "What can I do for you, sir?"
Bir hava değişikliği size çok iyi gelecektir.A change of air will do you a lot of good.
Size Bay Tanaka'yı tanıtabilir miyim?May I introduce Mr. Tanaka to you?
Siz yanlış trendesiniz.You are on the wrong train.
Lütfen telefonu kapatın ve operatör sizi arayacaktır.Please hang up and the operator will call you back.
Sizin için her ne zaman uygun olursa gelin.Come whenever it is convenient to you.
Size beklenen gelirlerin istatistiksel tahminlerini sağlayabilirim.I can provide you with some statistical predictions of expected revenues.
Sizce hayvanların ruhu var mıdır?Do you think animals have souls?
Size katılmamın bir sakıncası var mı?You mind if I join you?
Ben size yolu göstereceğim.I'll show you the way.
Sizin için özel bir şeyimiz var, efendim.We have something special for you, sir.
Siz ikiniz ne yapıyorsunuz?What are you two doing?
Hioka Park'tan sizin ofise nasıl giderim?How do I get to your office from Hioka Park?
Himayeniz için size gerçekten teşekkür ederiz.We really thank you for your patronage.
Makul egzersiz sizin için iyidir.Moderate exercise is good for you.
Sizi bir Japon restoranına götüreyim.Let me take you to a Japanese restaurant.
Siz yaşlı bir köpeğe yeni numaralar öğretemezsiniz.You can't teach an old dog new tricks.
Alıp almamak size kalmış.It is up to you whether to buy it or not.
Onun güvenirliği konusunda sizi temin ederim.I can assure you of his reliability.
Sizi onunla tanıştırayım.Let me introduce you to him.
Ona rica ederseniz, size yardımcı olacaktır.If you ask him, he will help you.
Onun öğüdü size çok yararlı olacaktır.His advice would be very useful to you.
Onun sekreteri, gizli bilgiyi sızdırmayı kesinlikle reddetti.His secretary flatly denied leaking any confidential information.
O'sizden sekiz yaş daha yaşlıdır.He is older than you by eight years.
O size bir şey söyledi mi?Did he tell you anything?
O sizinle karşılaşmak için hevesliydi.He was anxious to meet you.
O size evlenme teklif etti mi?Did he propose marriage to you?
O sizinle doğrudan temas kuracak.He will be contacting you directly.
O, size gerçeği söyledi mi?Did he tell you the truth?
O sizi anlamıyor.He doesn't understand you.

İlgili Sayfalar