Ana içeriğe geç
Sözlük

siz ile cümle

siz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Polis, ''Bu araba sizin mi?'' diye sordu kızlara.The policeman said to the girls, "Is this car yours?"
Sonuç halka açılır açılmaz size bildiririm.I'll let you know the result as soon as it is made public.
Kararı vermek size kalmış.It's up to you to make the decision.
İyiyim, teşekkürler. Ya siz?Fine, thank you. And you?
Umarım sizin için işler yolunda gidiyordur.I hope things have been going well for you.
Size kişisel bir soru sorabilir miyim?Might I ask you a personal question?
Kapıda sizi bekleyen bir adam var.There is a man waiting for you at the door.
Saat beşte sizi evinizden alırım.I'll pick you up at your home at five.
Akşam saat on'da sizi istasyonda karşılayacağım.I will meet you at the station at 10 p.m.
Akşam saat 5'te gelsem sizin için uygun olur mu?Is it convenient for you if I come at 5 p.m.?
Öğleden sonra 6'da gelsem sizin için uygun mu?Is it convenient for you if I come at 6 p.m.?
Durumu daha sonra size açıklayacağım.I will explain the situation to you later on.
Daha sonra size yetişirim.I'll catch up with you later.
Gerisi size kaldı!The rest is left to you!
Sizden kiraladığım arabanın bir sorunu var.The car I rented from you has a problem.
Ben size yardımcı olabilir mi?Could I help you?
İsterseniz gidebilirsiniz, size kalmış.You may go if you wish, it's up to you.
Gitmek isteyip istemediğinize karar vermek size kalmış.It's up to you to decide whether or not to go.
Olup olmadığına karar vermek size kalmış.It is up to you to decide whether or not.
Gitmek sizin çıkarınızadır.It's in your interest to go.
Size söylediğim gibi yapın.Do as I told you.
Parola "Dağ" dır. Birisi "dağ" diyorsa, siz "nehir" diye yanıt verin.The password is "Mountain". If someone says "Mountain", you reply "River".
Şimdi çok çalışmak sizin yararınıza olacaktır.It will be to your advantage to study hard now.
Yakında hiç kimsenin sizinle yapacak işi kalmayacak.Soon no one will have anything to do with you.
Şimdi gelip sizi görebilir miyim.May I come and see you now?
Eğer şimdi elinizden gelenin en iyisini yaparsanız, mutluluk size gelecektir.If you try your best now, happiness will come to you.
Bu sabah biri sizi görmeye geldi.Somebody came to see you this morning.
Gelecek Pazar size nasıl kayılacağını öğreteceğim.I will teach you how to skate next Sunday.
Bugün veya yarın öğleden sonra size gelebilir miyim?Can I come to you this afternoon or tomorrow afternoon?
Bugün her zamanki siz değilsiniz.You aren't yourself today.
Bay Sato'yu sizinle tanıştırayım.Let me introduce Mr Sato to you.
Sizi işe almaya karar verirsek, bizden haber alırsınız.If we decide to hire you, you will hear from us.
Dün Bay Tanaka diye biri sizi görmeye geldi.A Mr. Tanaka came to see you yesterday.
Eğer bir şemsiyeniz varsa, onun altında size katılmama izin verin.If you have an umbrella, let me join you under it.
Size katılamadığım için pişmanım.I regret not being able to join you.
Üzgünüm, o konuda sizinle aynı düşüncede değilim.I'm sorry I don't agree with you on that matter.
Ben sizin için bir kılavuz olarak hareket edeceğim.I'll act as a guide for you.
Size yardım etmemi ister misiniz?Would you like me to help you?
Yaşadığım sürece size yardımcı olacağım.I'll help you as long as I live.
Pencereyi açmamın sizce bir sakıncası var mı?Would you mind if I open the window?
Sizin için alışveriş yapacağım.I'll do the shopping for you.
Alışverişi sizin için yapacağım.I'll do the shopping for you.
Bizim okulumuz sizinkiyle aynı büyüklükte değildir.Our school was not the same size as yours.
Arabamız sizinkinden üç yıl daha eski.Our car is three years older than yours.
Başarımız sizin çabalarınıza bağlı.Our success depend on your efforts.
Sizi ziyaret etmek için geldik.We have come to pay you a visit.
Sizi tekrar gördüğümüz için mutluyuz.We are happy to see you again.
İyiliğiniz için size minnettarız.We are grateful to you for your kindness.
Bütün gün sizi bekledik.We waited for you all day long.
Biz size yardım etmek için istekliyiz.We're willing to help you.
Sizin gibi aynı sorunları yaşıyoruz.We have the same problems as you.
Sizin önerinizi destekleyeceğiz.We'll go along with your suggestion.
Yarın sizi ziyaret edeceğiz.We'll visit you tomorrow.
Biz öğretmenler siz öğrenciler gibi insanız.We teachers are human just like you students.
Sizin için yapabileceğim bir şey varsa, bana bildirmekten çekinmeyin.If there's anything I can do for you, don't hesitate to let me know.
Size yardım etmek için yapabileceğim bir şey var mı?Is there anything that I can do to help you?
İşinizde size yardım edecek zamanım yok.I have no time to help you with the work.
Sizinki gibi öyle iyi bir kamera alamam.I can't afford such a good camera as yours.
Sizinkinin şeklinde bir ceket istiyorum.I want a jacket shaped like yours.
Benim düşüncem sizinkinden farklı.My opinion is different from yours.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod