siz ile cümle
siz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Size bir örnek vereyim.Let me give you an example.
Bana işi vermeniz için size güvenebilir miyim?May I count on you to get me the job?
Sizi soran bir hanımefendi var.There's a lady asking for you.
Size annemi tanıtayım.Let me introduce my mother to you.
Ben size mi yoksa kasiyere mi ödeme yapayım.Do I pay you or the cashier?
Birçok insan sizinle aynı fikirde olurdu.Many people would agree with you.
Sizin için yeni olan birçok şeyi göstermeme izin verin.Let me show you many things which will be novel to you.
Ben, sizin için alışveriş yapacağım, evi temizleyeceğim, ve akşam yemeği pişireceğim.I'll do your shopping, clean up the house, and cook your dinner for you.
Benim sizinle konuşacak bir şeyim var.I have something to talk over with you.
Kapıda her ne pahasına olursa olsun sizi görmek isteyen bir adam var.There's a man at the door who wants to see you at all costs.
Sizi besleyen eli ısırmayın.Don't bite the hand that feeds you.
Ben sizden özür dilemeliyim.I must beg your pardon.
Size babamdan bahsedeceğim.I'll tell you about my father.
Kapıda sizi görmek isteyen bir adam var.There is a man at the door who wants to see you.
Size biraz tavsiye verirsem umursamayacağınızı ümit ediyorum.I hope you won't mind if I give you some advice.
Sizin iki erkek kardeşiniz var.You have two brothers.
Sizin için ne zaman uygun olur?When will it be convenient for you?
Sizinle tanışmak bir zevkti, Bay Tamori.It was a pleasure meeting you, Mr Tamori.
Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum.I'm very glad to meet you.
Sizinle tanışmak hoştu. Sizden dört gözle haber bekliyorum.It was nice to meet you, and I look forward to hearing from you.
Sizi misafirimiz olarak ağırlamaktan zevk aldık.We enjoyed having you as our guest.
Size ne kadar ödeme yapacağımız, yeteneğinize bağlıdır.How much we pay you depends on your skill.
Sizin şirketten hoşlandım.I enjoyed your company.
Sizinle olmak çok eğlenceli.It's a lot of fun to be with you.
Sizinle konuşmak güzeldi.Nice talking with you.
Sizinle geleceğim.I will come with you.
Siz geç insanların mizah duygusu yok.You young people have no sense of humor at all.
Siz öğrenci misiniz?Are you students?
Sizin için bir sakıncası yoksa, benim için de yok.It's OK with me if it's OK with you.
Ben sizin meşgul olduğunuzu biliyorum.I know that you are busy.
O, sizin anlaşmanız.It's your deal.
Siz uyurken bir kadın bizi ziyaret etti.A woman visited us while you were sleeping.
Aileme yaptıklarınız için size çok minnettarım.I am very grateful to you for what you've done for my family.
Ya siz ya da ben onu yapmak zorunda kalacağım.Either you or I will have to do it.
Beni izlerken sizinle çalışamam.I can't study with you watching me.
Size öğretilen yanlıştır.What you were taught is wrong.
Yakında sizden haber almayı sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to hearing from you soon.
Siz işi bitirinceye kadar bekleyeceğim.I'll wait until you finish the work.
Sizi çok özlüyoruz.We miss you very much.
Sizi sabah 11:00 bekliyordum.I was expecting you at 11:00 a.m.
Sizi sabah 11'de bekliyordum.I was expecting you at 11:00 a.m.
Atlanta ziyaretim sırasında harcadığın zaman için size teşekkür ederim.Thank you for the time you spent with me during my visit to Atlanta.
Yarın sabah 8'de sizi arayacağım.I'll call for you at 8 tomorrow morning.
8:30 sizin için uygun olur mu?Would 8:30 be convenient for you?
Saat altı size uyar mı?Will six o'clock suit you?
Yedi haziranda sizin için hangi saat uygun?What time is convenient for you on June seventh?
Doktor sizi yedi Mayıs saat onda görebilir.The doctor can see you at ten on May seventh.
Saat üçte sizi arayacağım.I'll call for you at three.
İki beyefendi sizi görmek için bekliyor.Two gentlemen have been waiting to see you.
Siz ikiniz gitmeye hazır mısınız?Are both of you ready to go?
Saat ikiden beri sizi bekliyorum.I've been waiting for you since two o'clock.
Bir hafta içinde sizi arayacağım.I'll call you within a week.
"Sizin kaleminizi kullanabilir miyim?" "Tabii, buyurun.""May I use your pencil?" "Sure go ahead."
"Size yardım edebilir miyim?" "Hayır, teşekkürler. Sadece bakıyorum.""May I help you?" "No, thank you. I'm just looking."
"Size yardım edebilir miyim?" Hayır teşekkür ederim. Ben sadece etrafımı seyrediyorum.""Can I help you?" "No, thank you. I'm just looking around."
"Size yardım edebilir miyim?" "Evet, bir elbise arıyorum.""May I help you?" "Yes, I'm looking for a dress."
"Kim size İngilizce öğretiyor?""Bayan Yamada.""Who teaches you English?" "Miss Yamada does."
"Sigara içmemin sizce bir sakıncası var mı?" "Hiç de değil.""Do you mind if I smoke?" "Not at all."
"Sue size çok kızgın," yeni garson kız söyledi."Sue's very angry with you," my new waitress said.
"Sizce burada sigara içmemin sakıncası var mı?" "Hayır, hiç değil.""Do you mind my smoking here?" "No, not at all."