Ana içeriğe geç
Sözlük

siyahi ile cümle

siyahi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ama bir asır sonra, Siyahiler hala özgür değildi.Aber hundert Jahre später ist der Schwarze immer noch nicht frei
Ama bir asır sonra, Siyahiler hala özgür değildi.Mas 100 anos depois, o negro ainda não é livre.
Ama bir asır sonra, Siyahiler hala özgür değildi.Αλλά 100 χρόνια μετά, οι Νέγροι δεν είναι ακόμα ελεύθεροι.
Ama siyahi kardeşlerin bazıların, "Olmaz, sizin mezarı kazmanıza izin veremeyiz.자신의 삽 전문 gravediggers 거기 서 있었다만 흑인 형제 들 중 일부는 말했다 "아니, uh-uh.
Amerika'nın her yerindeki polis kuvvetleri, Siyahi Müslüman'ları cezaevine sokmaya kararlıydı.In Städten in ganz Amerika waren polizeiliche Behörden entschlossen die schwarzen Muslime in Zaum zu halten.
Amerika'nın her yerindeki polis kuvvetleri, Siyahi Müslüman'ları cezaevine sokmaya kararlıydı.미국 전역 도시에 경찰 기관 흑인 이슬람교도 포함 하기로 결정 했다.
Amerika Siyahi vatandaşlara kötü bir çek verdi.A America deu ao povo negro um cheque ruim.
Amerika Siyahi vatandaşlara kötü bir çek verdi.미국은 흑인들에게 부도수표를 주었습니다
Amerika Siyahi vatandaşlara kötü bir çek verdi.l'America ha dato al popolo Negro un assegno falso.
Amerika Siyahi vatandaşlara kötü bir çek verdi.l'Amérique a donné au peuple Noir un mauvais chèque.
Ancak Malcolm, siyahi insanların kendi problemlerini beyazların yardımı olmadan çözmelerini öğütlüyordu.하지만 말 콤 그 흑인 설 교 백색의 도움 없이 자신의 문제를 해결할 수 있었다.
Ancak Malcolm, siyahi insanların kendi problemlerini beyazların yardımı olmadan çözmelerini öğütlüyordu.Malcolm jedoch predigte, dass die Schwarzen ihre Probleme alleine lösen könnten. Ohne HIlfe der Weißen.
Aşk yazıydı eğer bir beyazdıysanızsanız. Eğer bir siyahiydiyseniz, nefret yazıydı.Para um negro, foi um verão de ódio.
Avrupa'da siyahi biri olmaktan, hepimizin bildiği ve bahsettiği cam tavan, ve onun gerçekleri.El techo de cristal del que todos sabemos, del que todos hablamos, saben. Y entonces -- saben, y su realidad.
Avrupa'da siyahi biri olmaktan, hepimizin bildiği ve bahsettiği cam tavan, ve onun gerçekleri.Het glazen plafond dat we allemaal kennen, waarover we praten, en zijn werkelijkheid.
Avrupa'da siyahi biri olmaktan, hepimizin bildiği ve bahsettiği cam tavan, ve onun gerçekleri.유럽에 사는 흑인에게는 충분한 기회가 주어지지 않는 현실을 얘기하죠. 다들 아시다시피, 말 그대로 눈에 보이지 않는 장벽같은 거죠. 그리고 되돌아오는 건, 아시다시피, 그의 현실이죠.
Avrupa'da siyahi biri olmaktan, hepimizin bildiği ve bahsettiği cam tavan, ve onun gerçekleri.Szklany sufit, o którym wszyscy wiemy i rozmawiamy - jego rzeczywistość.
Avrupa'da siyahi biri olmaktan, hepimizin bildiği ve bahsettiği cam tavan, ve onun gerçekleri.Стъкления таван, за който всички знаят, и за който всички говорят. И предстои -- знаете, и неговата реалност.
Avrupa'da siyahi biri olmaktan, hepimizin bildiği ve bahsettiği cam tavan, ve onun gerçekleri.מדבר על חוסר ההזדמנויות, כאדם שחור באירופה, על תקרת הזכוכית שכולנו מכירים ומדברים עליה, ועל המציאות שלו.
Avrupa'da siyahi biri olmaktan, hepimizin bildiği ve bahsettiği cam tavan, ve onun gerçekleri.いわゆるガラスの天井によって 活躍の場がないと思っている これも私の気持ちです
Beni bu olayda en çok üzen şey, iki siyahi gurubun savaşıp, birbirlerini öldürüyor olması.모든이의 후회 하는 유일한 것 두 흑인 그룹 싸움 하 고 서로 죽 일 것입니다.
Bir dakika bile düşünmezdim, çünkü polis, Siyahi Müslüman hareketinin bu suç operasyonlarından haberdar.난 기다릴 하지 것입니다, 왜 냐 면에... 그리고이 때문에 그것을 했다. 경찰은 알고 블랙 이슬람 운동의 범죄 작업
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiEstuve una vez hablando con un hombre negro sobre género y me dijo:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiIch habe einmal mit einem schwarzen Mann über Geschlechterrollen geredet und er sagte mir:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiJag pratade vid ett tillfälle med en svart man om genus och han sa till mig:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi ki저는 어느날 흑인 남성과 성별에 대해 말했습니다. 그리고 그가 말하길
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiVorbeam odată cu un bărbat african despre gen și mi-a zis:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiОднажды чернокожий в разговоре о гендерных проблемах сказал мне:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiأحد المرات،تكلمت مع رجل أسود البشرة عن التفرقة بين الجنسين فقال لي
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi ki彼は言いました 「なぜ『女としての経験から』って言うんだ?
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Byly časy, kdy, já nevím, lidé, kteří byli černí, nemohli mít stejná práva.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.C'era un tempo in cui, non so, le persone di colore non potevano avere gli stessi diritti.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Đã có thời, tôi không biết, những người da đen không thể có quyền lợi tương đương người khác.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Det fanns en tid då människor som var svarta inte hade samma rättigheter.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Era o vreme când negrii nu aveau aceleași drepturi.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Er was een tijd waarin zwarte mensen niet dezelfde rechten mochten hebben.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Hubo un tiempo en el que, no sé, la gente negra no podía tener los mismos derechos.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Il fut un temps où les personnes de couleur ne pouvaient pas avoir les mêmes droits.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.예전에는, 글쎄요 흑인이라는 이유로 같은 권리를 가질 수 없었고
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Υπήρχε μια εποχή που, ας πούμε, οι άνθρωποι που ήταν μαύροι δεν είχαν τα ίδια δικαιώματα.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Было время, когда, например, чёрные люди не имели равных со всеми прав.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.Имаше време, когато негрите нямаха равни права.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.פעם היה זמן שבו, לא יודע, בני-אדם שחורים לא יכלו ליהנות מאותן הזכויות.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.كان هناك وقتٌ عندما ، لا أدري ، الأشخاص السود لم يستطيعوا الحصول على حقوق متساوية.
Bir zamanlar, bilemiyorum , siyahi insanların siyahi insanların aynı haklara sahip olamadığı bir dönem vardı.黒人に平等な権利が認められない 時代がありました 女性に平等な権利が与えられず 投票できない時代がありました
Biz, Amerika'daki siyahi insanlar olduğumuz için saldırıya uğradık. [alkışlar]우리는 짐승 때문에 우리는 미국에서 흑인. "
Biz, Amerika'daki siyahi insanlar olduğumuz için saldırıya uğradık. [alkışlar] Size söylüyorum..¡Cuéntale cómo te sientes!
Biz, Amerika'daki siyahi insanlar olduğumuz için saldırıya uğradık.Wir werden brutal behandelt, weil wir schwarze Menschen in Amerika sind.
Bizler ilk insanlarız. İlk insanlar siyahi insanlardır.Der ursprüngliche Mensch ist der asiatische, schwarze Mensch.
Biz, mahalledeki tek siyahi çocuklardık. [En büyük abisi]> Wir waren die einzigen schwarzen Kinder in der Nachbarschaft.
Biz, mahalledeki tek siyahi çocuklardık. [En büyük abisi]우리 동네에서 유일한 흑인 어린이 했다
Biz, mahalledeki tek siyahi çocuklardık. [En büyük abisi]كنا الأطفال السود الوحيدون في الحي
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.Delle donnone del Bronx venivano da me e dicevano: "Ehi, è proprio così!"
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.Große, dicke, schwarze "Mamas" aus der Bronx kammen zu mir und sagten: "Hey Mädel, das is' es!"
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.Grote zwarte mama's uit de Bronx kwamen naar me toe en zeiden: "Hé meid, dat zie je goed!"
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.브롱스에서는 덩치 큰 흑인 아줌마가 이런 말을 했었죠. " 이봐 아가씨, 바로 그거야!"
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.Las "mamás" grandes y gordas del Bronx solían venir y decirme: "¡Oye, niña, eso es!
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.Magas, molett, bronxi fekete csajok jöttek hozzám és azt mondták, "Hé te lány, ez az!",
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.Mame negre, mari şi grase din Bronx veneau şi spuneau: "Hei fato, asta e!"
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.Những người phụ nữ da đen to béo ở Bronx từng tới và nói, "Này cô gái, đó là nó!"
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod