Şimdiye kadar hiçbir sistematik kazı yapılmamıştır.Hasta la fecha no se ha realizado ninguna excavación sistemática del lugar.
Bu yüzden sistematikte önemleri çok büyüktür.Su importancia es sistemática.
Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi göz ardı eden bütüncüllüğünü de reddetti.Por tanto, puso todo su empeño en sistematizar esta olvidada parte de la filosofía del derecho.
Liyazlar için sistematik adlar "substrat grubu liyaz" biçiminde oluşturulur.El nombre sistemático se forma de acuerdo con el "sustrato grupo-liasa”.
Armutlu'da kadınlar sistematik bir biçimde tecavüz edildi.Durante la guerra de Guatemala las mujeres indígenas fueron violadas sistemáticamente.
Hipparkos (M.Ö. 190 - c.120) ilk sistematik yıldız kataloğunu üretmiştir.Eratóstenes (284 a. C.-192 a. C.) estableció las primeras medidas de la Tierra.
1905 yılında, Rus İmparatorluğu'nda sistematik olarak kullanılan yeni teknolojik gelişmeleri yarattı.En 1905, las autoridades imperiales rusas decidieron restaurarlo parcialmente.
A–B + H2O → A–OH + B–H Hidrolazların sistematik isimleri "substrat hidrolaz" biçiminde oluşturulur.A–B + H2O → A–OH + B–H Il nome sistematico di ogni idrolasi è composto nel modo seguente: " idrolasi".
1944 - Nazi katliamı: 800 Çingene çocuk sistematik bir şekilde Auschwitz kampında öldürüldü.10 ottobre - 800 bambini rom vengono sistematicamente uccisi ad Auschwitz.
Sınıflandırmayı inceleyen bilim dalına sistematik (taksonomi) denir.La scienza che definisce i taxa si chiama tassonomia.
Anket sistematik ve planlı çalışmayı gerektirir.Bisogna fare opera d'agitazione sistematica e programmata nelle campagne.
Öğreti açısından İslam'daki en zengin, sistematik ve felsefî mezhep olarak görülür.Si presenta come la somma più completa e sistematica dell'esoterismo islamico.
Ardından 1995 yılında sistematik olarak yüzey toplaması yapılmıştır.Nel 1995 venne rivisto leggermente il montante posteriore.
Bu yüzden sistematikte önemleri çok büyüktür.Il suo aspetto spesso ha una notevole importanza sistematica.
Çin, Afganistan'ın Budist mirasını sistematik olarak yok etmesini kınamıştır.Китай осудил систематическое разрушение буддийского наследия Афганистана.
Fransız ordusu sivil şehir halkından çok kişiyi öldürüp şehri sistematik olarak yağma etti.Англичане в отместку казнили ряд гражданских лиц города.
Endüstriyel verimliliği artırmak için sistematik bir şekilde çalışan ilk kişi olarak bilinmektedir.Мы — первое поколение, которое действительно знает, как построить устойчивую энергетическую систему.
Taksonlar belirli sistematik kurallara göre sıralanmışlardır.Игроки делают ходы в определённой последовательности, заданной правилами.
1944 - Nazi katliamı: 800 Çingene çocuk sistematik bir şekilde Auschwitz kampında öldürüldü.1944 - إبادة 800 من الأطفال الغجر في «معسكر اعتقال إشويتز» النازي.
Sıkı bir anlamda edebiyat doğasının ve edebiyat analiz yöntemlerinin sistematik çalışmasıdır.نظرية أدبية وتعني، بالمعنى الدقيق للكلمة، الدراسة المنهجية لطبيعة الأدب وطرق تحليل الأدب.
Türklere yapılan zorlamalar bazen sistematik bir şekilde devam etmiştir.حيث استمرت بعض الضغوطات المفروضة على الأتراك بشكل ممنهج .
Taksonlar belirli sistematik kurallara göre sıralanmışlardır.وينظم القروض الشخصية من قبل قواعد محددة.
"Şiiri Özlüyorum Dergisi İnceleme - Sistematik İndeks (30-61 Sayıları Arası)" (PDF)."مجلة الكتاب الإسلامي -العدد الثالث، ص 30-31" (PDF).
Tolcapone - sistematik bir çalışmada sözlü ve episodik hafızayı güçlendirdiğine dair kanıtlar bulunmuştur.تولكابون -أشارت مراجعة منهجية أنه يحسن الذاكرة العرضية اللفظية والذاكرة العرضية الرمزية.
Bu dönemde Avrupalılar sistematik olarak insan davranışlarını inceleme girişimlerinde bulundular.الناجين في هذه المرحلة يبدو أنهم استرجعوا أسلوب حياتهم العادية.
NKVD sistematik olarak genelde ölümle sonuçlanan işkence uyguladı.A NKVD praticava torturas sistematicamente, que muitas vezes resultavam em morte.
Goethe, 1780 yılında, sistematik olarak bilimsel doğa sorunlarını araştırmaya başlamıştır.Por volta de 1780, Goethe passa a ocupar-se sistematicamente com pesquisas na área das ciências naturais.
Sistematik hata bulunabilir ama bunların ele alınması regresyon analizi içeriğinde bulunmaz.O erro sistemático pode estar presente, mas seu tratamento está fora do escopo da análise de regressão.
Çift yıldızlar, onların konumlarını ölçme ve yörüngeleri hesaplamak üzerine sistematik çalışmalar yaptı.Estudou sistematicamente estrelas binárias, calculando suas posições e suas órbitas.
Bilimsel sınıflandırma bir bilim olarak taksonomi veya sistematik ile ilişkilidir.A classificação científica pertence à ciência da taxonomia ou sistemática biológica.
Yine farklı gruplarda, diğer yüzgeçlerde görülen yapısal değişiklikler, sistematik açıdan önem taşır.Para a generalização a outros projetos, variam-se esses mesmos fatores sistematicamente.
Sistematik bibliyografyalar: Bu bibliyografyalarda eserler konularına göre tanzim edilmişlerdir.A opinião está dividida sobre quais as partes da Bíblia são confiáveis, à luz destas considerações.
Lakin bu sınıflandırma her zaman tutarlı veya sistematik bir yol izlememiştir.Apesar disso, seu poema nunca ficou numa forma completa ou definida.
Şimdiye kadar hiçbir sistematik kazı yapılmamıştır.Geen enkele Sjkval is ooit operationeel ingezet.
İlk g-bloğu elementinin atom numarası büyük ihtimalle 121 ve sistematik ismi unbiyunyum]].Het eerste element van het g-blok zal atoomnummer 121 (unbiunium) zijn.
Bu terim aynı zamanda, bir veya birkaç yöntemin teorik veya sistematik yönünü vurgulamakta kullanılır.Daarna herhalen ze dat één of twee keer in een bepaalde stijl of emotie.
Mantık, yanlış sonuca inançla ulaşmanın sistematik bir metodudur.Logica is een systematische methode om betrouwbaar uit te komen op de verkeerde conclusie.
O yıllarca sistematik kötü muamele edildikten sonra böyle oldu.Zo is hij geworden na jaren systematisch te zijn mishandeld.
Çift yıldızlar, onların konumlarını ölçme ve yörüngeleri hesaplamak üzerine sistematik çalışmalar yaptı.Systematycznie studiował gwiazdy podwójne, mierząc ich położenie i obliczając ich orbity.
Taksonlar belirli sistematik kurallara göre sıralanmışlardır.Sympozjon przebiegał według określonych zasad.
İç sistematik tamamen açıklığa kavuşmuş değildir.Systematyka rodzaju nie została jednoznacznie ustalona.
Jon Paulien ilkeyi yalnızca harfiyen Kitabı Mukaddes’e göre değil, sistematik teoloji açısından savunmuştur.Zebrani pytają d’Hervilly'ego dlaczego nie pisze sztuk współczesnych, a jedynie historyczne.
Birçok eski uygarlık sistematik olarak astronomik gözlemler yapıp bilgi toplamıştır.Många urtida civilisationer samlade astronomisk information på ett systematiskt vis genom enkel observation.
Bilimsel kurallara dayalı sistematik bir öğrenmeyi amaçlar.En systematisk översikt av vetenskapliga studier.
Taksonlar belirli sistematik kurallara göre sıralanmışlardır.Streckordningen är bestämd enligt några grundregler.
Çin, Afganistan'ın Budist mirasını sistematik olarak yok etmesini kınamıştır.Китай засудив систематичне руйнування буддійської спадщини Афганістану.
1976 yılından beri alan, sistematik araştırmalara konu olmuştur.Втім, лише з 1976 року тут стали проводитися систематичні наукові дослідження.
Sistematik ve taksonominin ilgi alanı olan sınıflandırma, birbirinden farklı yöntemler izler.Таксономічний ранг та склад родини Довгохвостосиницеві відрізняється за різними системами.
Uzun bir süre komünistler sistematik şekilde yalnızlaştırılmıştır.Під час періоду залицяння самці, як правило, годували самок .
Wilson & Reeder 1993 yılında bu türleri beş sistematik gruba ayırmaya çalışmıştır.Між 1993 та 2001 роками ODMG опублікувала п'ять ревізій своїх специфікацій.
Çift yıldızlar, onların konumlarını ölçme ve yörüngeleri hesaplamak üzerine sistematik çalışmalar yaptı.Začal systematicky studovat dvojité hvězdy, měřit jejich polohy a počítat jejich vzájemné oběžné dráhy.
Bu dönemde Avrupalılar sistematik olarak insan davranışlarını inceleme girişimlerinde bulundular.Nicméně alespoň někteří vědci se snažili provádět výzkum těchto jevů odpovědně systematicky.
Akışkan dinamiği sistematik bir yapı sunar.Cvičení ze systémové dynamiky.
NKVD sistematik olarak genelde ölümle sonuçlanan işkence uyguladı.SPK páchala většinou náhodné násilné činy.
(2) Sistematik olmayan risk piyasa ile bağlantılı olmayan herhangi bir risktir.(2) riscul nesistematic este orice risc care nu este legată de piață.
Bu süre içinde, verilerin istatistiksel hataları ihmal edilebilir çünkü sistematik hatalar hakim olacaktır.Această procedură neglijează erorile sistematice, cu toate acestea.
Taksonlar belirli sistematik kurallara göre sıralanmışlardır.Pachetele de date sunt trimise după anumite reguli.
Temmuz ayı boyunca polis sistematik olarak onu arar.1903 októberében a rendőrség nyílt megfigyelés alá helyezte.
Birçok eski uygarlık sistematik olarak astronomik gözlemler yapıp bilgi toplamıştır.Sok ősi civilizáció komoly csillagászati ismeretekre tett szert csupán egyszerű megfigyelések révén.
İlk g-bloğu elementinin atom numarası büyük ihtimalle 121 ve sistematik ismi unbiyunyum]].Ensimmäisen g-lohkon alkuaineen järjestysluku on luultavasti 121, ja sen systemaattinen nimi on unbiunium.