Tom odadan sinsice çıkarken yakalandı.Tom was caught sneaking out of the room.
Katiller ona sinsice yaklaştı.The killers stole up on him.
O ondan daha sinsi.She's slier than he is.
O gecenin ortasında ona sinsice yaklaştı.He snuck up on him in the middle of the night.
Ne kadar sinsi olursan ol, asla kendine sürpriz yapamazsın.No matter how sneaky you are, you can never surprise yourself.
Ajan bekçiden anahtarları çalarken çok sinsiydi.The spy was very furtive as he stole the keys from the guard.
Tom sinsice sevindi.Tom gloated.
Biz sinsiyiz.We're sneaky.
Sen sinsisin.You're sneaky.
Tom sinsi.Tom is sneaky.
Ben sinsiyim.I'm sneaky.
Tom beni sinsice izliyor.Tom is stalking me.
Kedi masum kuş üzerine sinsice yaklaştı.The cat sneaked up on the unsuspecting bird.
Bu çok sinsi bir hastalık. Çok geç olana kadar onu fark etmezsiniz.That's a very insidious disease. You don't notice it until it's too late.
Tom farkedilmeden sinsice Mary'nin arkasına yaklaştı.Tom sneaked up behind Mary without being noticed.
Tom korumanın arkasına sinsice yaklaştı ve onu İngiliz anahtarıyla dövdü.Tom sneaked up behind the guard and clobbered him with a monkey wrench.
Tom sinsiydi.Tom was sneaky.
İnsanlar seni hiç sinsi olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being sneaky?
Sanırım Tom sinsi.I think Tom is sneaky.
Tom sinsi değil.Tom isn't sneaky.
Tom beni sinsi sinsi izliyor.Tom is stalking me! Help!
Tom çok sinsi.Tom is very sneaky.
Tom oldukça sinsi, değil mi?Tom is quite sneaky, isn't he?
Tom sinsi, değil mi?Tom is sneaky, isn't he?
O, yüzünde sinsi bir gülümsemeyle bana baktı.She looked at me with a sly smile on her face.
Linda Dan'i onu sinsice izlemekle suçladı.Linda accused Dan of stalking her.
O sinsi yaşlı bir köpek.He is a sly old dog.
Hancı sinsice sırıttı.The innkeeper grinned slyly.
Tom sinsice sırıttı.Tom grinned slyly.
Ne kadar sinsi bir varsayım.What an insidious assumption.
Tom çok sinsiydi.Tom was very sneaky.
Tom'un sinsi olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is devious.
Sami aslında Leyla'yı sinsice takip ediyordu.Sami was actually stalking Layla.
Tom çok sinsi, değil mi?Tom is very sneaky, isn't he?
(Abdurrahman ve Sivas halayı gibi) ayrıca kadınlar sinsin denilen türkü söyleyerek oynarlar.The fingle women wear only a ribband round their head, which they call a fnood.
Yahudiler saldırgan, sinsi ve kinci ama bununla birlikte de zayıf ve etkisiz görülmüşlerdir.Jews were seen as hostile, cunning, and vindictive, but nevertheless weak and ineffectual.
Propaganda çok sinsi yollarla uygulanabilir.Propaganda may be administered in insidious ways.
Sinsin oyunu en çok oynanan oyunlardandır.Here are the zombies of gaming doing what they do worst.
Tipik virüsler arasında respiratuvar sinsitiyal virüs, rinovirüs, grip ve diğerleri bulunur.Typical viruses include respiratory syncytial virus, rhinovirus, influenza, and others.
Kızı gibi sinsi biridir.She is very clumsy, like her daughter.
Lyla: Üç deniz kızının lideri olarak görülen sinsi ve akıllı kızdır.She is the smart, serious girl who is considered the leader among the girls of the class.
Beni yalnız ölmeye terk etmek "tartışılmıştır sinsi köpek!"The cussed sneaking dog, to leave me to die alone!
Sinsidir ve asla gerçekten göremezsiniz.It was insidious and it was really happening.
Herkes anladı ki birilerini kaybettiğimizde, kazananlar sinsi değildir.Everybody understood that when we lose somebody, the winners are not gloating.
Seni sinsi kurt!You sneaky wolf!
Burada gördüğümüz zil sesi korsanlığının sinsi kaybı.What we're looking at here is the insidious cost of ringtone piracy.
Sonra solunum yolunun sinsityal virüsünü denedik.And then we did respiratory syncytial virus.
Ama zamanda dokuzunca bloğa geldiğinizde, şu solunum yolunun sinsityal virüsünü görüyorsunuz.But by the time you get to block nine, you see that respiratory syncytial virus.
Kısacası herüf hafif, sinsi, utangaç bir tür,.A mild, furtive, sheepish sort of blighter, in short.
Sinsi Bir saldırı.A sneak attack.
Bu sinsi hareketler.The slinky moves.
Li Gu sinsi biridir.Li Gu is cunning
Sinsi çabucak birtane?Fancy a sneaky quick one?
Hayır, hayır, hayır, bence sen bana yeterince sinsi çabucak birtane verdin bugün için.No. No, no, I think you've given me enough sneaky quick ones for the day.
Ben utanarak, dolaylı bir şekilde, sinsi olmamaya çalışarak.Me shyly, obliquely, trying not to be furtive.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.They return at evening, howling like dogs, and prowl around the city.
Derken kadın onu karşıladı, Fahişe kılığıyla sinsice.Behold, there a woman met him with the attire of a prostitute, and with crafty intent.
Göz kırpmak düzenbazlığa, Sinsi gülücükler kötülüğe işarettir.One who winks his eyes to plot perversities, one who compresses his lips, is bent on evil.
O sinsi vesvesecinin şerrinden.From the evil of him who breathes temptations into the minds of men,
Şüphesiz Allah, (müşriklerin saldırı ve sinsi tuzaklarını) iman edenlerden uzaklaştırmaktadır.God will certainly defend the believers.