Tom içinde bulunduğu sinirli hâlden biraz çıkmıştı bile.Том уже немного остыл от гнева.
Genellikle sinirlidir.Часто нервничает.
Somurtkan ve sinirlidir.Трогательная и раздражающая.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.Злиться начинает лейтенант.
Bu sırada Sun, Jin'i bulamadığı için sinirlidir ve bahçesine gider.Сун грустит о том, что никак не может найти Джина.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.تصبح غاضبة أحيانًا عندما يأتي الأعداء.
Tu jaudinaisi, vos tik pamatei tą moterį. : Şu kadını görene kadar sinirliydin."هل رأيت كيف أصبحت واعياً عندما رأيتني؟ حتى أنك أوقفت تلك الصلاة.
Somurtkan ve sinirlidir.إنها خطيرة ومزعجة.
Bu gece neden bu kadar sinirlisin?لماذا أنت غاضب إلى هذا الحد هذه الليلة؟
Bu nevrotik ve sinirli Chihuahua köpek olduğunu.É um chihuahua neurótico e nervoso.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.O autor Edmund White, que estava passando, lembrou: "Todo mundo está inquieto, irritado e animado.
Genellikle sinirlidir.Normalmente é agitado.
Sinirli ve çok çabuk ısıran bir yilan türüdür, ancak zehirli değildir.Tem caráter feroz e agressivo, mas não é venenosa.
Michael soğuk ve sinirli bir bakışla ona bakar.Rihanna está lançando um olhar atento e frio para o presente.
Çok sinirli ve gergindir.É muito ciumenta e ansiosa.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.Ze schrikt wanneer de werkster binnenkomt.
Michael soğuk ve sinirli bir bakışla ona bakar.Weegee staat vooral bekend om zijn koude en starre blik.
Neden sinirliler?Waarom zijn ze boos?
Sinirli mi? Ben mi? Hayır!Nerveus? Ik? Nee!
Klasik müzik, sinirli kimseler için en iyi terapidir.Klassieke muziek is de beste terapie voor zenuwachtige personen.
Çok sinirli bir insandır.Jest osobą nerwową.
Bu olayın ardından, Weber artarak uyku problemine ve sinirliliğe düçar oldu.Po tym wydarzeniu Weber zaczął miewać nastroje depresyjne, stał się nerwowy i cierpiał na bezsenność.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Głupiec będzie się z was śmiał, ale mądry człowiek zrozumie.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Jest bezwzględny nawet dla starych przyjaciół.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.När hon kom blev hövdingen mycket upprörd.
Ama her zaman sinirli kalır.Han är alltid arg.
İngilizler her nedense bu gece pek sinirliydiler.Tyskarna var särskilt flitiga med detta.
Beth babasını da kaybetmesinden dolayı çok sinirlidir ve ilk kez içki içmek istemektedir.Барт злиться, що вона псує навіть його день народження.
Sinirli bir şekilde Lily'ye karşı koyar ve ona sabah neden uyandırmadığını sorar.Вона пробігає повз матір, запитуючи, чому вона не розбудила її вранці, і поспішає на роботу.
Neden Tom çok sinirli?Чому Том такий злий?
Somurtkan ve sinirlidir.Vypadá ztrhaně a omšele.
İngilizler her nedense bu gece pek sinirliydiler.Indiáni byli s touto britskou politikou krajně nespokojeni.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Cu un ochi râde și cu altul plânge.
Çok tehlikeli ve çok sinirli bir balıktır.Este un pește răpitor foarte lacom și hrăpăreț.
Carl ise Rick'e sinirlidir ve ona bağırır.Ea îl recunoaște pe Kane și îl strigă.
Çok sinirli bir insandır.Egy ideges ember.
Somurtkan ve sinirlidir.Nagyon félénk és ideges.
Darcy kırgın ve sinirli bir şekilde gider.Chase koszos és ideges volt.
Sinirli, titiz ama rahatına da düşkün.Kicsit ügyetlen, de szeretik.
Tu jaudinaisi, vos tik pamatei tą moterį. : Şu kadını görene kadar sinirliydin.A férfi nyugodt marad, mire a nő megjegyzi, még sosem látta idegesnek.
Doğal âfetler ve hastalıklar sinirli ilâhi ba'ların işi olarak görülürdü.A neurok és az emberevőknek nevezettek balti-szlávok ősei lehettek.
Genellikle sinirlidir.Gyakran vannak dührohamai.
Orta sinirlidir.Az állcsonti ideg.
Sinirli bir şekilde Lily'ye karşı koyar ve ona sabah neden uyandırmadığını sorar.Raivostunut Nina menee Lilyn luokse ja kysyy tältä, miksei tämä herättänyt häntä aamulla.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.Ohikulkumatkalla ollut kirjailija Edmund White muisti, että ”Kaikki ovat levottomia, vihaisia ja uskaliaita.
Cüceler huysuz, sinirli ve sabırsızdır.Olen pingottunut, vihainen, kärsimätön.
Michael soğuk ve sinirli bir bakışla ona bakar.Jody pitää äitiään kylmänä ja kohtuuttomana.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Yksi pieraisee ja kaikki nauravat.
Darcy kırgın ve sinirli bir şekilde gider.Beerus on luonteeltaan äreä ja hermostuu herkästi.
Doğal âfetler ve hastalıklar sinirli ilâhi ba'ların işi olarak görülürdü.Οι φυσικές καταστροφές και οι ανθρώπινες αρρώστιες λεγόταν ότι ήταν το έργο θυμωμένων θεϊκών μπα.
Orta sinirlidir.Η διοίκηση φαίνεται νευρική.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Παρ' όλα αυτά, λέει ότι δεν είναι θυμωμένη με τον γιο της.
En sinirli ve en güçlü halidir.Είναι η πιο βασική και πιο ενεργή.
Genellikle sinirlidir.Han er tit nervøs.
Somurtkan ve sinirlidir.Hidsig og irriterende.
Kumral yapılıdır, sinirli bir mizaca sahiptir.Som karakter er han drevet af vrede og har en meget kort lunte.
Ayrıca kadının sinirli halini de gösterebilmektedir.Hun gør også rent når hun er nervøs.
Çok sinirli ve gergindir.Den er svært sky og nervøs.
Somurtkan ve sinirlidir.Hun ble skamfull og sint.
Eric Theodore Cartman, South Park'ın ailesi Alman soylu, antipatik, sinirli, küfürbaz ve ırkçı kahramanı.Eric Theodore Cartman: Han er kanskje det feteste barnet i South Park, rasistisk, vulgær og barnslig.