"İnsanlar sinirli."We've seen already a lot of violence.
İnsanların şu anda daha sinirli olduğunu düşünebilirsiniz.But you could imagine, now people are even angrier.
Şimdi sinirli misin?And now are you angry ?
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.In this photograph a hostile crowd in a slum surrounds him.
Basın konferansı iptal edilse de olur, değil mi? Basın mensupları sinirli.At this rate, isn't this abandoning the conference?
Ona sinirli bir bakış atayım dedim.Now, I decided to show her the angry look.
Açgözlü ve sinirli olmaya, ya da sevgi dolu ve kibar olmaya.Be towards greed and anger or be it towards love and kindness.
Karım biraz sinirli.My wife is a little nervous.
Senin sinirli mizacının farkında olduğu halde.Even though she was well aware of your temper.
Hala sinirli misin?Are you still angry?
Annesi ölmüş, babası sinirli, çirkin bir kadınla yeniden evlenmişHer mother has died. Her father has remarried a vile-tempered ugly woman with two nasty daughters.
Bilirsiniz. çünkü sinirlisinizdir.You know, because you're pissed off.
Sanırım en sinirli yılım buydu.I think I was the angriest last year.
O niçin sana sinirli?Why was he upset with you?
Babam öldüğü güne kadar o askerleri vuramadığı için sinirliydi.Until the day my father died, he was frustrated about missing these shots.
Bu yüzden hepsi sinirli ve her an patlamaya hazırlar.This is why they are all angry and ready to explode at any moment.
Eskiden aldıkları paraları alamadıkları için sinirliler ve kendilerini kısıtlanmış hissediyorlar."They are nervous and feel restricted because they can no longer obtain the money they are used to."
Hikaye, İvan İvanoviç adlı sinirli bir yazarın günlüğünden bir alıntı olarak çerçevelenmiştir.The story is framed as an excerpt from the diary of a frustrated writer named Ivan Ivanovitch.
Dikkatleri dağılmış, sinirli ve sabırsız hale gelirler.They become distracted, irritable, and impatient.
Mefenamik asidin bilinen hafif yan etkileri baş ağrısı, sinirlilik ve kusmadır.Known mild side effects of mefenamic acid include headaches, nervousness, and vomiting.
Türkiye'nin şu anki Birleşmiş Milletler daimi temsilcisi Feridun Sinirlioğlu'dur.[1]The current Turkish Permanent Representative to the United Nations is Feridun Sinirlioğlu.[1]
O ilk ders ile ilgili sinirli gibi görünüyor.Sie scheint nervös zu sein wegen ihrer ersten Schulstunde.
Ama her zaman sinirli kalır.Wirst du jemals nervös?
Cinsel açıdan en sinirli olan o.Sie ist die sexuell Frustrierteste.
Sinirlidir Sivri: Genelde arkadaşı Kara ile balık tutmaya gider.Hans Fricke: Der Fisch der aus der Urzeit kam.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.Bei seiner Ankunft war er verarmt.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Sie machen sich Freunde, aber keine Feinde.
Bu çekingenliği yüzünden birçok insan onun soğuk ve sinirli olduğunu düşünür.Und viele Menschen empfinden unsere rationale Kultur als kalt und anstrengend.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Tut mir leid, du hast 'n Schatten und ich lache dich aus.
Çok sinirli ve gergindir.Sie sind völlig verstört und nervös.
Darcy kırgın ve sinirli bir şekilde gider.Jo reagiert enttäuscht und wütend.
Vali, sinirli bir şekilde elindeki kitabı bir köşeye fırlatır.Wütend wirft der Mann sein Buch kurz darauf weg.
Ayrıca kadının sinirli halini de gösterebilmektedir.Auch er übt auf die Frau eine starke Anziehungskraft aus.
Sigara içen insanların sigara içmesi önlenirse, sinirli ve öfkelenmiş olurlar.Si les gens qui fument sont privés de leurs cigarettes, ils deviennent nerveux et irritables.
Neden çok sinirli olduğunu bilmiyorum.Je ne sais pas pourquoi il est tellement irritable.
Dan oldukça sinirli bir şekilde konuşuyor.Dan parle d'une manière extrêmement agressive.
Neden bu akşam bu kadar sinirlisin?Pourquoi es-tu aussi nerveux ce soir?
Teğmen geldiğinde sinirlidir.Il tombe en dépression quand l'armée arrive.
Ama her zaman sinirli kalır.Il est aussi tout le temps nerveux.
Darcy kırgın ve sinirli bir şekilde gider.Carly est dégoutée et énervée.
İngilizler her nedense bu gece pek sinirliydiler.Les Anglais sont cette fois apeurés.
Sinirli ve disiplinli.Rigueur et discipline.
Ama canavar da o an çok sinirlidir.Mais la bête revient furieuse.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Il est assez violent mais pas bien méchant avec ses amis.
Raphael: Grubun en sinirlisidir.Mathieu est le plus nerveux.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.El escritor Edmund White, que paseaba por el barrio, declaró: "Todos están inquietos, enfadados y decididos.
Bu sırada Sun, Jin'i bulamadığı için sinirlidir ve bahçesine gider.Sun está molesta porque no buscan a Jin y se va furiosa a trabajar en su huerto.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Unos que ríen, otros que lloran.
Çok sinirli bir insandır.Una persona muy nerviosa.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.Angustiada porque viene.
Sinirli, titiz ama rahatına da düşkün.Lei sembra innervosita ma forse anche attratta.
Ama her zaman sinirli kalır.Tuttavia, fanno questo solamente quando sono nervosi.
Somurtkan ve sinirlidir.Ero delusa e irritata.
Ayaz ise bu duruma sinirlidir.La sua decisione innervosisce Horo Horo.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Uno di questi è confuso dalla domanda, mentre l'altro ride ai suoi piedi.
Bayağı şempanzeler, bonobolara göre daha fazla sinirlidir.I bonobo hanno tendenze più arboree rispetto agli scimpanzé.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Può sembrare fastidioso, ma vuole bene ai suoi amici.
Yumuşak karakteri olmasına karşın, çabuk kızar ve sinirli hareket ederdi.Nel suo lato negativo, M può essere frettolosa e facile nell'arrabbiarsi.
O sinirli sinirli güldü.Она нервно засмеялась.
Tom benden daha sinirli görünüyor.Кажется, Том нервничает ещё больше меня.