Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Durante el descanso un asistente del alguacil se mostró ofendido porque el conserje había entrado en la sala.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Durante o intervalo, um xerife mostrou-se ofendido por o porteiro ter entrado na sala de audiências.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.E durante la pausa un vice-sceriffo si era offeso perché l'usciere era entrato in aula.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.És szünet közben volt egy sheriff helyettes, aki felháborodott, hogy a takarító bejött a tárgyalóterembe.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.In de pauze was er een hulpsherrif beledigd dat de conciërge in de rechtszaal zat.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.휴식중에 보안관대리 한명이 관리인 아저씨가 법정안으로 들어왔다는 것을 기분나쁘게 생각하고
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Och det var under den här pausen som en vicesheriff tog illa upp att vaktmästaren var i rättssalen.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Pendant la pause il y avait un shérif adjoint qui était offensé que le concierge soit venu à la cour.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Podczas przerwy zauważyłem zastępcę szeryfa, który był urażony tym, że woźny wszedł na salę sądową.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Şi în timpul pauzei, era un şerif delegat care s-a simţit jignit că omul de serviciu intrase în tribunal.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Trong lúc giải lao, phó quận trưởng cảnh sát thấy bị xúc phạm vì người canh gác bước vào phòng xử án.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Während der Pause kam ein Polizist herein, den es störte, dass der Hausmeister im Gerichtssaal war.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Во время перерыва зам. шерифа оскорбился приходом уборщика в зал суда.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.И през почивката имаше заместник шериф, който беше засегнат, че портиерът е влязъл в съда.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.ובמהלך ההפסקה סגן השריף שנעלב מזה שהשרת נכנס לאולם.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.و في فترة الإستراحة كان هناك نائب الشريف والذي شعر ببعض الإهانة من أن حاجب المحكمة يجلس بداخل القاعة.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.保安官代理が飛び出してきて 黒人老人に駆けよりこう言いました
Artık gazeteci olarak çalışmıyor. Herkesi, her şeyi sinirlendirmiştim.Estava furioso com toda a gente, com tudo.
Arzularimizi sakatlayan ve bogan bu kültürel sinirlamaya karsi savasmaliyizles gardiens simultanés et les victimes du status quo, ont peur du changement
Arzularimizi sakatlayan ve bogan bu kültürel sinirlamaya karsi savasmaliyizlos simultáneamente aseguradores y victimas del régimen, tengan miedo al cambio.
Ask kendisi icin hazirlanmis sinirlar arasinda büyüyemeyecek vahsi bir cicektir.le vrai amoureux
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.Ale w rzeczywiście ta kula posiada nie ścisłej granicy.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.Allerdings hat die Kugel keine strenge Grenze.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.Dan sebenarnya bola tidak memiliki batas yang ketat.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.En ook deze bol heeft geen strikte grens.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.E realmente a esfera não tem nenhum limite estrito.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.Et en fait la sphère n'a pas de frontière stricte.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.Faktisk så har denne kugle ikke nogen veldefineret grænse.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.그리고 실제로 그 구형의 s궤도는 뚜렷한 경계가 없다.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.Y realmente la esfera no tiene un límite específico.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.Η οποία σφαίρα δέν έχει συγκεκριμένα όρια.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.Але взагалі-то, ця сфера немає чітких границь.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.Въсъщност сфера с доста неясна граница.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.И у этой сферы на самом деле нет четкой границы.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.ובעצם לתנועה הזו אין גבולות נוקשים.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.وبالحقيقه هذا الغلاف ليس له حدود واضحه.
Aslında vücudunuzda acıya tepki veren ve nosiseptörler denilen bir grup sinir hücresi vardır.Er is een groep van gespecialiseerde zenuwcellen in je lichaam, genaamd nociceptoren die reageren op pijn.
Aslında vücudunuzda acıya tepki veren ve nosiseptörler denilen bir grup sinir hücresi vardır.우리 몸에는 수용기라고 불리우는 특성화 된 신경세포의 그룹이 있습니다. 이는 통증에 반응하는 역할을 합니다.
Auden, "dayanılmaz sinirsel kaşıntı" diye ifade etmiş.Auden은 '참을 수 없는 신경계의 가려움'이라고 불렀습니다.
Auden, "dayanılmaz sinirsel kaşıntı" diye ifade etmiş.Χ. Ώντεν το αποκάλεσε μια "ανυπόφορη φαγούρα," και πράγματι, αυτό ακριβώς είναι.
Avrupa'da bir ülkenin enerjisinin yüzde 30 ya da 50 sini tasarruf edebiliriz.여러분도 잘 아시다시피 우리는 현재의 기술로도 유럽에서 소비되는 에너지의 30 ~ 50퍼센트를 아낄 수 있고,
Avrupa'da bir ülkenin enerjisinin yüzde 30 ya da 50 sini tasarruf edebiliriz.30から50パーセント節約可能で 残りのさらに半分を再生可能にできます
Avrupa'da bir ülkenin enerjisinin yüzde 30 ya da 50 sini tasarruf edebiliriz.אנחנו יכולים לחסוך 30 עד 50 אחוז מהאנרגיה במדינה ארופאית,
Avrupa'da bir ülkenin enerjisinin yüzde 30 ya da 50 sini tasarruf edebiliriz.تمكننا من توفير ما يقارب 30 الى 50 بالمئة من الطاقة المستخدمة في اوروبا
Aynı sinir hücresi gibi, kas hücresi de voltaja bağlı olarak çalışan bir sisteme sahiptir. .Komórka mięśniowa także ma naprężenie elektryczne wzdłuż błony, tak samo jak neuron.
Aynı sinir hücresi gibi, kas hücresi de voltaja bağlı olarak çalışan bir sisteme sahiptir. .Takže svalové buňky mají na membráně také napěťový gradient, stejně jako ty nervové.
Aynı sinir hücresi gibi, kas hücresi de voltaja bağlı olarak çalışan bir sisteme sahiptir. .כך שגם לתאי השריר יש מפל גרדיינטים של מתח לאורך הממברנה, בדיוק כמו לתא העצב.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.De asemenea, genetica şi neuroştiinţa demonstrează din ce în ce mai des structura complexă a creierului.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.Genauso zeigen Genetik und Neurologie zunehmend, dass das Gehirn kompliziert aufgebaut ist.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.또한, 유전학과 신경과학은 두뇌가 복잡한 구조로 이루어졌다는 것을 보여주고 있습니다.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.La genética y la neurociencia muestran cada vez más que el cerebro es intrincado.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.Még a genetika és idegtudomány is egyre inkább azt mutatja, hogy az agy bonyolultan strukturált.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.Ngoài ra, di truyền học và khoa học thần kinh đang ngày càng cho thấy rằng não có cấu trúc phức tạp.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.Ook genetica en neurowetenschappen tonen steeds meer aan dat het brein heel ingewikkeld in elkaar zit.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.Rovnako genetika a neuroveda nám čoraz viac odhaľujú, že mozog je zložito štruktúrovaný.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.Επίσης, η γενετική και η νευρολογία ολοένα και περισσότερο δείχνουν ότι ο εγκέφαλος είναι πολύπλοκα δομημένος.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.Също така, генетиката и неврологията все повече показват, че мозъкът е сложно структуриран.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.Также генетика и нейробиология всё чаще показывают, что мозг замысловато устроен.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.גם מדעי המוח והגנטיקה מראים יותר ויותר שהמוח הוא מבנה מורכב.
Ayrıca genetik ve sinirbilim, her geçen gün beynin içiçe geçmiş, çapraşık biçimde yapılandığını gösteriyor.أيضاً، الوراثة و علم دراسة العقل تظُهر لنا بإزدياد مستمر أن العقل له هيكل معقد جداَ .