Asla, asla, asla sinir bozucu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyemem.俺は弱いものいじめなんかじゃないさ、俺は自分の人生で決して黒ん坊なんか痛めつけた事はないぜ。
Bunlardan başka, vücutta binlerce ortak sinir vardır.わずかな時日で降伏する者は数千人に及んだ。
İnsan vücudunda 43 sinir segmenti vardır.ヒトの核内受容体は48種。
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.ジャックは棺を開けるが、中は空であった。
Beni kimse sinirlendiremez.誰も怒らせてはならない。
Çok sinirlenen Cal tabancayla onları içerisine su dolmakta olan birinci sınıf yemek salonuna kadar kovalar.調理用ナイフ カフェに放置されていたキッチンナイフで、ハリーが最初に入手する打撃武器。
Sinirlenince kafasından lavlar patlamaktadır.勉強すると頭が爆発する。
Çok sinirlendiği zaman çığlık atar.本気で怒ると何故か泣き出す。
Bunu duyan Bamsı sinirlenir.それを立ち聞きした父は激怒。
Çok kolay sinirlenebilen bir yapısı vardır.かかりにくい技とかかり易い技がある。
Alt tür pallidumun tersine, sinir hastalığına sebep olmazlar.強がりではなく、どうも私にはそうした神経がないらしい。
Ama Teddy'yi sinir etmekte üstüne yoktur.ジェイクの中にもはや迷いはなかった。
Somatik sinir sistemi motor ve duyu sinirlerinden oluşur.体性神経系は、感覚神経と運動神経とがある。
Çok sinirlendiği için ülkeyi lanetlemiştir.人間を懲らしめすぎて閻魔に怒られている。
Buna sinirlenen kraliçe ateş açar.火炎を喰らった敵は発火する。
Bu "Çay ninesi"ni sinirlendirir ve insanlara zarar verir.その尖ったクチバシには毒があり、突かれた者を錯乱させる。
Lateral darlıkta sinir kökü bulguları verir.副作用に末梢神経障害がある。
Galaud karısının parmağına bu evlilik yüzüğünü takmamasına gayet çok sinirlenir.だが、アラゴルンは指輪の魔力に屈することなくフロドに指輪を収めさせる。
İnsanlara atlar gönderiyor fakat eğer sinirlenirse onları geri alabiliyor.後に乗馬になるが、癖馬で見捨てられそうになる。
Adeta bir sinir küpüdür.プライドが高く神経質。
Bir gün sinir krizi benzeri bir şey yaşayıp bayıldım.苛立ちとともに一抹の淋しさも感じる有生。
Ama her zaman sinirli kalır.常に怒っている。
Çünkü omurilikleri ve hatta bazılarında merkezî sinir sistemi de yoktur.すなわち、眼神経及び上顎神経には体性運動性の神経線維は存在しない。
Mitsuki evde şarkı söylediğinde de çok sinirleniyordu.当番組でも石川が歌唱した。
Çok çabuk sinirlenir.短気ですぐキレる。
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.怒られることに慣れておらず、たびたび泣き出す。
(Kayıtların dördüncü günü sinir geçirmek üzereydi.)(BA9便、第4エンジンが止まったのですか?)」と聞き返してくるような状態であった。
Önceleri çeyizlerde mutlaka bir sini olması gerekirdi.当初は府立四中に間借り。
Çin'de konuşulan Sinitik diller hakkında bilgi almak için bu maddeye bakınız.中国語をならう傍ら雑技を学ぶ。
Diğer yassı solucanlardan, 4 sinir kordlarının varlığı ile ayrılırlar.末梢の有髄神経線維の4つの部位から構成されている。
Büyük Ortaklar bu duruma çok sinir olup L.A.'e cehennem yaşatmışlardır.巨大原子力発電所が事故を起こしロサンゼルスを死の灰が襲う。
Sinirlenince yüksek sesle bağırır.あまりの苦しさに大声で泣き叫ぶ。
Resmi açıklamaya göre (18 aralık) sinir bozukluğundan dolayı intihar etti.根据官方的声明(12月18日),他由于神经崩溃而自杀。
Sinirlidir Sivri: Genelde arkadaşı Kara ile balık tutmaya gider.因為自身的魚種特性,他能將自己的體色與週遭環境合而為一。
Forrest, müfreze komutanı teğmen Dan Taylor(Gary Sinise) ile birlikte dört kişiyi kurtarır; fakat Bubba ölür.阿甘救下排长丹·泰勒(加里·辛尼斯饰)在内四名战友,但布巴遇害。
Bir başka test yöntemi de sinir iletim hızının (NCV) ölçülmesidir.另一项常见的测试测量神经传导速度(NCV)。
Bağ dokunun kılıfı epinöryum sinir ile çevrilmiştir.而我受的卻是切割不休的刀鋒。
Ve bunu başaramayınca sinirlendi.如果得不到的话,他就会发怒。
Beni kimse sinirlendiremez.不会有人不会为之动容。
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.我身上亦有兩位小丑,一位是微笑的,另一位則是哭泣的。
Jane ise buna sinirlenmiştir.儼峻拒之,瑾怒。
Eklembacaklıların ve kafadanbacaklıların beyni, birbirine paralel ikiz sinirden meydana gelmektedir.节肢动物和头足纲的脑从贯穿身体的两条平行神经索中产生。
(Kayıtların dördüncü günü sinir geçirmek üzereydi.)第4週常規演出、報章學會會長)。
Getiren sinir ya da Golgi tendon organı çalıştırır.1b 傳入之訊息或 Golgi tendon organ 可啟動之。
Çok sinirlendiği zaman çığlık atar.如果她心情不好就大吼大叫,這真令人苦惱。
Aralarında bol miktarda kan damarları ve sinirleri yer alır.骨髓裡面有丰富的血管和神经组织。
Duyu organları ve sinir sistemleri iyi gelişmiştir.神经系统集中,感官发达。
Bu sinirleri dimağ, murdar ilik yardımiyle besler."及迷者弗顾,以生疾而陨性命”。
Her zaman sinirlendiği zaman bağırarak Bruce Lee benzer hareketler yapar.当害怕或愤怒时,他通常像李小龙一样大喊大叫。
Bu durum da, çeşitli sinir sistemi belirtilerini ortaya çıkarır.有些还可能会出现神经系统症状。
Araştırmalarında, sinir sistemindeki nöronlar ve glial hücreler arasındaki etkileşime odaklandı.他的研究集中在神经系统中神经元和神经胶质细胞之间的相互作用。
Price sinir krizi geçirir.凱夫有痛風的痼疾。
Optik siniri hasarı genellikle kalıcı görme kaybına yol açar.链霉素可导致永久性听力丧失。
Kimyasal Savaş Sinir Ajanları Kimyasal Silahlar Siklosarin Tabun Sarin神經毒素 沙林 化學武器公約
Buna sinirlenen kraliçe ateş açar.王后用一口氣便將大火吹熄。
İlerki dönemde Rabin, sinir bozukluğu nedeniyle zor günler geçirdiği oldu.很長時間裡,爺爺都怒火難消。
Beth babasını da kaybetmesinden dolayı çok sinirlidir ve ilk kez içki içmek istemektedir.她不敢回家,因为她爸又在酗酒。
Çay içindeki Theanine maddesi, çayı içenin sinirlerini rahatlatır ve tansiyonu dengeler.且重視茶的功效,喝下的茶要能調理精神,消除疲勞。
Sinirlendiği zaman çarpıntısı tutar ve kekeyerek konuşur.一直不聽她說話她會生氣而大聲斥罵。
Yalancı olarak anılmaya sinirlenen Poe, English'i yumruk yumruğa bir kavgaya zorladı.被当成骗子让爱伦·坡感到愤怒,他跟英格里希打了一架。