Bencil ve cimridir, herkesin sinirini bozmayı başarır.Da er du kold og kan tværtimod frastøde hvem som helst.
Bu nedenle incecik olması gereken sinir kalınlaşır ve büyük acı verir.Det er måske derfor, vi bliver så ligeglade og hårde, fordi vi oplever for meget.
Endotelin-1'in benzer bir etkisi, sıçanlarda çevresel sinir hasarında da gösterilmiştir.Udvikling af type 1-diabetes kræver at man også bliver udsat for en udløser i omgivelserne.
Eğlenceli biridir, komikliği bazı insanları sinir edebilir.En komiker er en person, der underholder med komik.
12 yaşındayken ilk sinirsel rahatsızlığını geçirmiştir.Som 21-årig fik han nervesammenbrud.
Çok titiz ve sinirlenmeye meyilli bir karakterdir.Han er en noget forsigtig og nervøst anlagt person.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Beriberi er en sygdom, som følger af mangel på tiamin (B1-vitamin).
Kumral yapılıdır, sinirli bir mizaca sahiptir.Som karakter er han drevet af vrede og har en meget kort lunte.
Dawn sinirlenir ve Beth'e saldırır.Gin bliver rasende og angriber Moss.
Ayrıca kadının sinirli halini de gösterebilmektedir.Hun gør også rent når hun er nervøs.
Çok fazla kez sinir krizleri geçirirdi.Flere gange kom hun ud i farlige situationer.
Çabuk sinirleniyor.Tørrer hurtigt.
O sinirlendi.Han blev vred.
İnsanın sinir sistemi, yaklaşık 10 milyar sinir hücresi içerir.Nerven inneholder ca. 1,2 millioner nervefibre.
Ülkenin gelirlerinin yaklaşık %97 sini turizm oluşturmaktadır.Rundt 14 % av landets inntekter kommer fra turisme.
Çok sinirli ve gergindir.Den er svært sky og nervøs.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.Jack åpner kisten, bare for å oppdage at den er tom.
Buna sinirlenen kuşlar domuzları yok etmeye çalışırlar.De menneskene som får lus, vil prøve å utrydde lusene.
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.Men i opphetet eller stresset tilstand ble symptomene hans verre.
Ancak Frank buna çok sinirlenir.Selvfølgelig får Frank all skylden.
Beynin bu nörotransmiterleri olmadan, insan vücudundaki sinirler düzgün bir şekilde işlev göremez.Uten dette kan nervene i hjernen ikke fungere optimalt.
Suprascapular sinir tarafından uyarılır.Fortykkelse av nerver.
Somurtkan ve sinirlidir.Hun ble skamfull og sint.
Sinistra Ecologia Libertà'nın genel başkanlık görevini yürütmektedir.Han er leder for partiet Sinistra Ecologia Libertà.
Koku almaçları ve duyu sinirleri burun boşluğunun üst kısmında bulunur.Sansecellene til lukte- og smakssansene ligger øverst i nesehulen.
Bobby bu olaya çok sinirlenir, bu arada Bobby'nin bir oğlu vardır: Sean.Ekteskapet var ikke lykkelig, men de fikk et barn sammen: Sønnen Jakob.
Locke sinirlenerek "Bana ne yapamayacağımı söyleme!" der.Han mente at et lokomotiv sa «I can't do it!
Eric Theodore Cartman, South Park'ın ailesi Alman soylu, antipatik, sinirli, küfürbaz ve ırkçı kahramanı.Eric Theodore Cartman: Han er kanskje det feteste barnet i South Park, rasistisk, vulgær og barnslig.
Ağrısızdır, çünkü bütün sinirler zarar görmüştür.Dette kan forårsake store smerter ved at nerver kommer i klem.
Marty buna çok sinirlenir.Marge er fortsatt sur.
Rejenerasyonlu sinir liflerinin büyüme oranı günde yaklaşık 1 mm ile 2 mm arasındadır.Ved hjelp av hydraulkraft er forskalingen løftet rundt fire meter hver dag.
Bir simgenin doğası ve onun simgeleşme süreci, sinir dizgemiz ile ileri derecede bağıntılıdır.En ting som er sikker er at våre tanker i stor utstrekning avhenger av vår nevrokjemi.
Price sinir krizi geçirir.Han led ogsi i førpuberteten av nervekriser.
Bu sırada patronun kaba tavırlarına sinirlenen işçilerin bir kısmı bir grev başlatır.For å få bedre lønn forsøker noen av kontoristene å gjennomføre en streik.
Nikola, aynı zamanda sinir krizi geçirdi.Nikola mengalami gangguan saraf di waktu yang sama pada saat itu.
Yetişkin bayağı şempanzeler, özellikle erkekler, oldukça sinirli olabilirler.Simpanse dewasa, terutama jantan, dapat sangat agresif.
İsaakios, çabuk sinirlenen zalim bir insan olarak tanımlanır.Isaakius dideskripsikan sebagai orang yang mudah marah dan kasar.
Somurtkan ve sinirlidir.Kecewa dan marah.
Sinir sisteminin asıl işlevi, vücudu kontrol etmesidir.Pada tingkatan lebih terintegrasi, fungsi primer sistem saraf adalah untuk mengontrol tubuh.
Chris sinirlenerek intikam yemini eder ve oradan uzaklaşır.Chris keluar dengan marah dan bersumpah akan membalas dendam.
Sensör ve motor sinirlerin işlevlerinin farkını belirlemiş ve bunları beyne bağlamıştır.Ia kemudian membedakan antara fungsi saraf sensorik dan motorik, dan menghubungkannya ke otak.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Defek anatomi memungkinkan adanya hubungan antara lingkungan eksternal dengan sistem saraf.
Çok sinirlendiği zaman çığlık atar.Ia sering menangis bila sedang kesal.
Nervus accessorius ve C3-C4 spinal sinirler tarafından inerve edilir.Nervus Aksesoris dan C3-C4.
Ama canavar da o an çok sinirlidir.Demikian pula Panembahan Bangkalan juga sangat marah.
Jane ise buna sinirlenmiştir.Jane sangat sedih.
Savaşın sonunda İsrail Arap yerleşim kesimlerinin 12 sini ele geçirdi.Pada akhir peperangan, Israel memegang kendali atas 12 dari 15 kawasan penduduk Arab di Yerusalem.
Bu çekingenliği yüzünden birçok insan onun soğuk ve sinirli olduğunu düşünür.Imel tertarik padanya karena pria ini terkesan dingin dan romantis.
Santi çok sinirlenir.Ayah Santi marah.
Alt tür pallidumun tersine, sinir hastalığına sebep olmazlar.Tidak seperti subtipe pallidum, penyakit-penyakit tersebut tidak menyebabkan penyakit neurologis.
Kana karıştığında sinirleri gevşetir ve keyif verir.Kucing mendengkur ketika dia akan senang dan bahagia.
Arjuna sinirlendi ve hepsini doğradı.Ibu mereka akhirnya menjadi marah dan membunuh mereka semua.
Göring'i puro içerken resmeden bir heykel gördüğünde sinirlenirdi.Dia marah ketika ada sebuah patung yang menampilkan Göring sedang merokok cerutu.
Ruh ve Sinir Hastalıkları mütehassısıdır.Merangsang saraf humor dan saraf estetika.
Hastalığın sinir sistemini etkilemediği durumlarda tedavi gerektirmeyebilir.Pengobatan penyakit yang tidak memengaruhi sistem saraf mungkin tidak diperlukan.
Bu nedenle incecik olması gereken sinir kalınlaşır ve büyük acı verir.Akibatnya, muncul perasaan takut yang begitu besar dan kesulitan bernapas.
Bunun üzerine sinirlenen Musa, 10 Emir tabletlerini kırar.Kedelapan sinus ini bermuara ke meatus medius rongga hidung.
Bu durum Rusları sinirlendirmiştir.Keputusan ini membuat Utara marah.
Çevresel sinir sistemi, somatik sinir sistemi ve otonom sinir sistemine ayrılır.Sistem saraf tepi dibagai menjadi dua cabang yaitu sistem saraf somatik dan sistem saraf otonom.
Kara mamba sadece sinirlenirse anında ısırır.Bila digigit daging buahnya akan langsung berasa cengkih.