Onlar sinir oluyorlar.They become nervous.
Onun yüzüne bakarak onun sinirlenmiş olduğunu söyleyebilirsin.Looking at his face, you could tell that he was annoyed.
Eğer Katsumi kendi bildiğini okumazsa derhal sinirlenir.If Katsumi doesn't get his own way, he gets angry right away.
Onlar sinirleniyorlar.They get nervous.
Çocuk soruları ile onu sinirlendirmişti.The child annoyed her with questions.
O bana çok sinirlendi.She lost her temper along with me.
Merkezî sinir sistemi dört organdan oluşur.The central nervous system consists of four organs.
Merkezî sinir sistemi beyin, beyincik, omurilik soğanı ve omurilikten oluşur.Central nervous system consists of brain, cerebellum, medulla oblongata and spinal cord.
Tom hakime bağıracak kadar sinirliydi.Tom had the nerve to yell at the judge.
Tom'un sinirlenmesini gerektirecek bir sebep yok.Tom had no reason to be angry.
Sessizlik bazı insanları sinirli yapar.Silence makes some people nervous.
Kız arkadaşının başka bir erkeği öptüğünü gördüğünde onun yüzü daha sinirli oldu.His face grew angrier when he saw his girlfriend kiss another guy.
Onlar sinirlendiler.They became nervous.
O, o kadar sinirlendi ki onun yüzüne elinin tersiyle şiddetle vurdu.She got so angry that she belted him in the face with the back of her hand.
O, çok sinirlendi.He lost his rag.
Edward Bernays beni sinirlendirir.Edward Bernays gives me the willies.
Bu durum onu sinirlendirir.This makes her angry.
Dudakları mavileştikçe, ambulansı sinirli sinirli bekledim.As his lips got bluer, I nervously waited for the ambulance.
Neden sinirliler?Why are they angry?
Kapıyı sinirli bir şekilde kapattı.He angrily closed the door.
O, ona baktı ve o onu çok sinirlendirdi.She stared at him and that made him very nervous.
3 yaşındaki çocuğum harbiden sinirlerimi hoplatıyor.My 3-year-old is really getting on my nerves.
Dürüst olmak zorundayım. Ben bir MRI taraması ilk yaptırdığım zaman biraz sinirliydim.I have to be honest. I was a little bit nervous the first time I had an MRI scan.
Benimle ilgili olarak, sinirlenince sessizliğe büründüğümü bilmelisin.Something you should know about me is that when I get angry, I get quiet.
Onun konuşma tarzı benim sinirimi bozuyor.The way she talks gets on my nerves.
Tom'un konuşma şekli sinirlerime dokunuyor.Tom's way of talking gets on my nerves.
Tom gerçekten sinirlerimi bozuyor.Tom really gets on my nerves.
Tom kolaylıkla sinirleniyor.Tom loses his temper easily.
Tom sinirlidir.Tom is nervous.
Tom bir tartışmada her zaman son söze sahip olduğu için sinir bozucudur.Tom is irritating because he always has to have the last word in any argument.
Tom her zaman kendi metoduna sahip olduğu için sinir bozucudur.Tom is irritating because he always has to have his own way.
Tom bir sinir demeti.Tom is a bundle of nerves.
Tom sinirlendi.Tom got nervous.
Kapıyı kilitli bulduğunda Tom sinirlendi.Tom got angry when he found the door locked.
Tom kolayca sinirlenen insanlardan hoşlanmaz.Tom doesn't like people who get angry easily.
Tom herkesin önünde konuşmak zorunda olduğunda sinirlenir.Tom becomes nervous whenever he has to speak in public.
Tam sahneye gitmeden önce, Tom her zaman sinirlenir.Tom always gets nervous just before he goes on stage.
Tom hakkında beni sinirlendiren bir şey var.There's something about Tom that gets on my nerves.
Tom sinirlendi ve Mary'ye bağırdı.Tom lost his temper and shouted at Mary.
Tom suyu açık bıraktı ve Mary sinirlendi.Tom left the water running and Mary got angry.
Tom Mary'nin söylediklerinden dolayı sinirlendi.Tom got angry because of what Mary said.
Tom, Mary çevresinde iken her zaman sinirlenir.Tom always gets nervous when Mary is around.
Tom, Mary'yi çok sinirlendirdi.Tom drives Mary up the wall.
Süpermarketlerdeki yaşlı insanlar beni sinirlendiriyorlar.Old people in supermarkets piss me off.
Tom çok sinirli gibi görünüyor.Tom looks like a nervous wreck.
Tom oldukça sinirli.Tom is a nervous wreck.
Tom benim sinirime dokunuyor.Tom gets on my nerves.
Tom kolayca sinirlenir.Tom gets angry easily.
Tom onu gerçekten sinir bozucu buluyor.Tom finds it really frustrating.
Tom Mary'nin çok sinirlendiğini görebiliyordu.Tom could see Mary was getting very nervous.
Tom sinirli oldu.Tom became nervous.
Onun züppe tavrı sinirimi bozuyor.His snobbish attitude gets on my nerves.
O, küçük şeylere çabuk sinirlenen birisi.He's a drama queen.
Sinirlenmemek için dikkatli olmalısın.You must be careful not to get angry.
Onu çok beğeniyorum ama bazen o beni sinirlendiriyor.I like him a lot, but sometimes he gets on my nerves.
Bu hastalık esas olarak merkezi sinir sistemini etkiler.This disease affects mainly on the central nervous system.
Kayınbiraderim önemsiz konulardan kolayca sinirlenir.My brother-in-law easily loses his temper from trivial matters.
Çalışma bugün çok sinir bozucu.Work is so frustrating today.
Babam Nimrod Nick'le çıktığımı öğrendiğinde çok sinirlendi.When my father found out that I've been going out with Nimrod Nick, he got very angry.
Çok sinirliyim. Biri arabamı çizmiş.I'm absolutely livid. Somebody's keyed my car.