Tom'un silahı var.Tom has a gun.
Müzede eski silahların bir sergisi var.There's an exhibition of ancient weapons at the museum.
Tom silahını temizlerken çok zaman harcıyor.Tom spends a lot of time cleaning his gun.
Silahsız olarak buraya gelecek kadar aptal olacağımı düşünüyor musun?Do you think I'd be stupid enough to come here without a weapon?
Silahsız buraya gelecek kadar aptal olacağımı düşünüyor musun?Do you think I'd be stupid enough to come here without a weapon?
Silahı onu bulduğum yere bırakmalıydım.I should've left the gun where I found it.
Yaşlı adam araba penceresini açtı ve silahıyla kuşa nişan aldı.The old man opened the car window and aimed his gun at the bird.
Yerliler bir silah sesi duydular ve işgalcilerin ormanda olduklarını düşündüler.The natives heard a gunshot and thought that the invaders were in the forest.
Bir polis savaşa gitmek için çok kötü silahlanmıştır.A policeman is too poorly armed to go to war.
Tom silahı Mary'nin kafasına nişan aldı.Tom leveled the gun at Mary's head.
Silahlarını yere koy!Put your weapons on the ground!
Silahları yere koyun!Weapons on the ground!
Tom silahı çekmecedeki bazı çorapların altına sakladı.Tom hid the gun under some socks in the drawer.
Tom parmağını tetikten çekti ve silahını indirdi.Tom took his finger off the trigger and lowered his gun.
Uyuşturucu ve silahın karaborsası çok geniştir.The black market of drugs and weapons is very wide.
Tek tük silah sesleri uzaktan duyuldu.Sporadic gunfire was heard in the distance.
Silahları bilirim.I know guns.
Sen silahları biliyorsun, değil mi?You know guns, don't you?
O, silahları bilir.He knows guns.
Mary silahları bilir.Mary knows guns.
Meryem silahtan anlar.Mary knows guns.
Biz silahları biliriz.We know guns.
Onlar silahları bilir.They know guns.
Tom'un bir silahı var mıydı?Did Tom have a gun?
Silahı Tom'a ver.Give Tom the gun.
Silahı bir kenara koydu.She put the rifle away.
Silahını dışarıya at.Throw out your weapon.
Silahı al.Pick up the gun.
Tom'un izleri silahtaydı.Tom's prints were on the gun.
Tom silahla ne yaptı?What did Tom do with the gun?
Tom silahını kılıfından çıkardı ve onu masaya bıraktı.Tom removed his pistol from his shoulder holster and laid it on the table.
Silah ihracatına izin verilmedi.The export of arms was not allowed.
Bir silaha ihtiyacın olmayacak.You won't need a gun.
Tom silahı Mary'ye doğrulttu ve onu ateşledi.Tom aimed the gun at Mary and fired it.
Tom ve Mary kendilerini bıçaklarla silahlandırdılar.Tom and Mary armed themselves with knives.
Tom sakince silahını yeniden doldurdu.Tom calmly reloaded his pistol.
Tom Mary öldürülmeden önceki hafta silahının çalındığını iddia etti.Tom claimed that his gun was stolen the week before Mary was murdered.
Tom cinayet silahını hendeğe attı.Tom ditched the murder weapon.
Tom o kendini öldürmeden önce silahı Mary'den aldı.Tom grabbed the gun away from Mary before she could kill herself.
Tom masa çekmecesini açtı bir silah çıkarttı ve onu Mary'ye doğrulttu.Tom opened his desk drawer, pulled a gun out, and aimed it at Mary.
Tom silahını çıkardı ve Mary'ye doğrulttu.Tom pulled out his gun and aimed it at Mary.
Tom silahını çıkardı ve merdivenlerden aşağıya sessizce indi.Tom pulled out his gun and walked quietly down the stairs.
Tom silahını kılıfına koydu.Tom put his gun in its holster.
Tom hızla çekmeceyi açtı ve bir silah çıkardı.Tom quickly opened the drawer and pulled out a gun.
Tom silahına uzandı.Tom reached for his gun.
Silahını almak için elini uzattı.Tom reached for his gun.
Silahını almak üzere uzandı.Tom reached for his gun.
Tom silahına sarıldı.Tom reached for his gun.
Tom silahına davranmayı düşündü fakat yapmamaya karar verdi.Tom thought about reaching for his gun, but decided not to.
Tom bir silahla Mary'yi tehdit etti.Tom threatened Mary with a gun.
Tom silahıyla Mary'yi tehdit etti.Tom threatened Mary with his gun.
Tom silahını kılıfından çıkardı ve onu kaldırdı.Tom unholstered his gun and raised it.
Tom terörist bir gruba silahlar satmakla suçlandı.Tom was accused of selling weapons to a terrorist group.
Mary ona ateş ettiğinde Tom silahına uzanıp almaya çalışıyordu.Tom was reaching for his gun when Mary shot him.
O, kafasına bir silah dayadı ve tetiği çekti.He put a gun to his head and pulled the trigger.
Tom silahı Mary'nin kafasına dayadı ve tetiği çekti.Tom put a gun to Mary's head and pulled the trigger.
Tom bir silahı kafasına dayadı ve tetiği çekti.Tom put a gun to his head and pulled the trigger.
Silahları alacağım.I'll get the guns.
Polis silahla yaralamayı soruşturuyor.The police are investigating the shooting.
Dayanışma bir silahtır.Solidarity is a weapon.