Ana içeriğe geç
Sözlük

silah ile cümle

silah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Antlaşma, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) tarafından yönetilir.Organisation pour l'interdiction des armes chimiques (OPCW).
FN F2000, FN Herstal tarafından Belçika'da üretilen bir saldırı silahıdır.Le FN F2000 est un fusil d'assaut de conception belge fabriqué par la FN Herstal.
Kongre, Ocak 1937'de geçirdiği bir yasayla İspanya ile yapılan silah ticaretini yasakladı.En janvier 1937, le Congrès adopta une résolution commune interdisant le commerce des armes avec l'Espagne.
Silah yetenekleri de avlar üzerinde yapılan isabetli atışlarla gelişebilir.Des compétences d’arme peuvent être également améliorées en effectuant des tirs avec succès sur les animaux.
Owen, Avustralya yapımı bir hafif makineli silahtır.Fusil Owen, un pistolet mitrailleur australien.
Kızgınlıkla silahı bir kenara fırlatır.Nerveux, il jette son couteau dans une rue.
Silahlarını yok eder.Je vais les faire d’Armes.
1964-günümüz: Kolombiya Silahlı Çatışma.1964-présent : guerre civile colombienne.
Üç veya daha fazla silahlı keşif operasyonlarında yer almış olanlar.Avoir pris part à trois ou plusieurs opérations de reconnaissance armés.
Güçlü bir Orta Çağ silahı idi.C'est une arme classique du Moyen Âge.
Hindistan'ın 1998 nükleer silah denemesi bildirildiğine göre ABD'yi şaşırttı.De plus, les essais nucléaires indiens de 1998 entraînèrent des sanctions américaines.
Savaş esnasında kimyasal silahlar her iki tarafça da yoğun bir şekilde kullanıldı.Même les armes chimiques ont été utilisées à un certain moment.
Bu genişleme paketinde yeni silahlar, yeni araçlar ve yeni haritalar bulunmaktadır.Cette extension comprendra de nouvelles armes ainsi que de nouvelles cartes.
Alınan bir bilgiye göre Crowe, Krieger'le birlikte adada taktik nükleer silahları varmış.D'après les informations que ce dernier portait sur lui, Krieger posséderait une bombe nucléaire sur l'île.
Ana modelin bir veya iki adet MG34 Makineli tüfekten oluşan silahı bulunuyordu.Sur la version de base, étaient habituellement montées une ou deux mitrailleuses MG34.
Versay Antlaşması sonucu Alman ordusu silahlarını Müttefiklere teslim etmek zorundaydı.À la suite du traité de Versailles, la flotte allemande est livrée aux Alliés.
Silâhlı çatışmalarda her zaman bir alan belirlemesi vardır.Ici ils ont toujours trouvé un argument contre le désarmement général.
Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması ^Traité sur l'interdiction des essais nucléaires.
1971-1977 yılları arasında Sovyet Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanı olarak görev yaptı.De 1971 jusqu'à 1977, il sert comme chef de l'État-Major général des forces armées soviétiques.
Bu konuda onun en büyük silahi güçtür.Son arme principale est sans nul doute son service.
Silahları var mı?»Hast du eine Zigarre?"
Adamların silahlıdır.L'homme armé.
Silah olarak ise bir adet MG 08 makineli tüfeğine sahiptiler.Ils produisirent entre autres la Maschinengewehr 08.
Silah da kapının yanına savrulur.Leurs armes sont gravées au-dessus de la porte.
Sicili temiz olduğundan silahı kolaylıkla elde edebilmişti.D'après lui, l'arme était facilement visible.
O ne silaha ne de pantolona asla dokunmadığını iddia etmektedir.Il paraît certain qu'il ne portait pas d'armes et n'en fit jamais usage.
Silah özellikle en az 200 m mesafe içerisinde oldukça isabetlidir.Les distances de tirs sont principalement inférieures à 10m.
Profesyonel askerler silahlı kuvvetlerin %5'ini teşkil eder.Les soldats professionnels constituent seulement environ 5 % du personnel militaire.
Parçanın adı Üç Silahşörler'in "Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için" sözünden esinlenmiştir.Elle est aussi équipée de quatre pistolets, appelés « Tous pour Un ».
Ünlü Sovyet silahı AK-47 (Aвтомат Калашникова образца 1947) bu silahtan esinlenerek üretilmiştir.Ce fusil est nommé Avtomat Kalachnikova 1947, le célèbre AK-47 (communément appelé « Kalachnikov »).
Nitekim, Heckler & Koch silahın oluşturulmasından sorumlu iken Nobel mühimmattın tasarımından sorumluydu.HK était responsable du développement de l’arme tandis que Nobel se chargeait de la munition.
O gün elime son kez silah aldım.Il tire une première fois dans sa propre main.
ABD Silahlı Kuvvetleri'nde subaylık yaptı.Il fut officier des forces armées américaines.
Ali - (silahını arkasında gizleyerek) Buyrun, nasıl yardımcı olabilirim? / Anahtar nerede?C’est lui qui fera le carton. - Qu’est-ce que vous avez, comme arme ? - Une Sten. - Méfiez-vous.
Ünlü silahşörlerden Wild Bill Hickok'la dost olurlar.Là, elle rencontre Wild Bill Hickok.
Olayı Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği örgütü üstlendi.Article détaillé : Union de propagande marxiste-léniniste armée.
Bu da Kürt bayrağı ve silahla olacaktı.Il aurait été en possession d'un drapeau et de tracts politiques.
Ancak çözülmesi gereken bir konu daha kalmıştı; silahların uzunluğu.Mais évidemment, il fallait prendre une décision : quelle échelle de temps choisir ?
Bunun üzerine kadınlar silahlanmıştır.La plupart sont armés.
Keskin nişancının ana silahı uzun mesafeler için kullandığı dürbünlü sniper tüfeğidir.Autant dire que sa principale fonction est de sniper à longue distance.
Keller savaşın sonuna doğru Luftwaffe'nin tanksavar silahları bölümünden sorumluydu.À la fin de la guerre, Keller est nommé responsable du département des armes antichars de la Luftwaffe.
1988'de Silahlı Kuvvetler Akademisi'nden mezun oldu.Il est diplômé de l'académie militaire en 1988.
Ayrıca silah çelikten yapılmıştır.L'amour aussi s'arme d'acier.
Simya unvanını, kanındaki demiri çeşitli silahlara dönüştürmesinden almıştır.Son sang a la propriété de transformer n'importe quoi en arme.
Taşı sugulit, silahı sabah yıldızıdır.L'étoile du matin est l'étoile du matin.
Bu silah bütün savaş boyunca serviste kalmasıyla hatırlandı.Ce corps lui resta fidèle tout au long de la guerre.
1990 yılından itibaren Küba Silahlı Kuvvetleri Doğu Ordusu komutanlığını yürütmektedir.À partir de novembre 1990, le gouvernement indien mobilise l'armée indienne.
Silah olarak Bofors 40 mm top kullanıldı.L'artillerie anti-aérienne utilise le Bofors 40 mm.
Askerî branş, bir silahlı kuvvetlerin alt bölümüdür.Les armes sont des subdivisions d'une force armée.
Harry silahı kapıp Ben'e doğrultur, ancak Ben silahı geri alır ve Harry'yi vurur.Ben parvient à arracher l'arme à Harry et lui tire dessus.
Sovyetler Birliği 1949 yılında ilk nükleer silahı test etmeye başladı.L'URSS est ainsi en mesure de faire son premier essai nucléaire en 1949.
Silah daha sonra Albay Everett Young'ın odasında Eli Wallace tarafından bulunur.Cet honneur incombe au Colonel Everett Young.
1 Temmuz 1968'de Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması imzaya açıldı.Le 1er juillet 1968 est signé le Traité de non-prolifération nucléaire.
Kimyasal silahların zehirli etkileri bugün halen Rif bölgesinde hissedilebiliyor.Article détaillé : Armes chimiques dans la guerre du Rif.
Çin Halk Kurtuluş Ordusu: Çin'in silahlı kuvvetleri.Elle est rattachée à l'Armée Populaire de Libération c'est à dire aux forces armées chinoises.
Propaganda savaşta çok güçlü bir silahtır.La radio fut pendant toute la guerre une arme de propagande fondamentale.
Saldırganlar, devrimci öğrencilerin silahsız olmalarına şaşırmışlardır.La nouvelle prit les révolutionnaires au dépourvu.
Ayrıca satın alınan silahların doğruluk ve güvenilirlik özellikleri geliştirilebilir.Des noms peuvent également être donnés aux armes créées et/ou améliorées.
Jordan C. Wilde: Dünya Takımı'nın silahçısı.Jordan Wilde : c'est l'artilleur de l'Arrow.
Buralarda ayrıca cephane ve silah satın alabilirsiniz.Il est possible d'y acheter armes et munitions.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod