Ana içeriğe geç
Sözlük

silah ile cümle

silah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bunların hepsini tanıyacak ve bertaraf edecek bir silah bulabilmek işimizi çok daha zorlaştırıyor.Finding a weapon that recognizes and sinks all of them makes the job that much harder.
Hiçbir sızıntı olduğunu ve hava silah düzgün çalıştığını denetleyin.Check that there are no leaks and that the Air Gun works correctly
Tek sorun şu ki, ilk keskin silahlar ancak 200,000 yıl kadar önce ortaya çıktı.The only problem is, the first edged weapons only appeared about 200,000 years ago.
Yani silah yok, hız yok, kuvvet yok, sivri diş yok, pençe yok.(Laughter) So no weapons, no speed, no strength, no fangs, no claws.
Evet, Lego için silah yaparız, sorun değil.Oh, we'll make some guns for Lego, no problem.
(Silah sesi)(Gunshot)
Silahları var !They have gun!
2 kişiler ve silahlılarThere are two of them, one.38.
Güvenlik görevlisi yaralanmış, onunda silahını almışlarThe guard is wounded, his gun left inside.
Silahını yere bırak !Put down your gun!
3 silahım, yüzlerce mermim ve bir çok rehinem var3 pistols, hundreds of bullets a dozen of hostage.
Polis vardığında silahlı çatışma olduAnd there's a gunfire when police arrived.
Silah taşıma!Carry a gun!
Silahlı soygun !Armed rubbery!
Hong Kong'da gerçekten o kadar çok silah var mı?Are there really so many guns in H. K?
Ve silahlı çatışmalar falan !So many gunfire.
Silahlar patlayınca, sokaktaki herkes donup kalmıştıIt Banged, a lot of people stooped down on the street.
Silah kiraladığın doğru mu ?I heard that you can rent a gun, is it true?
Silahı bulunca mı, işinden ayrıldın ?When you found the pistol, you quit your job to rob?
Silahınız vardı, Kurşunla ödeme yapsaydınız ya !You have a gun, return him with a bullet!
Silah bana ait değildi Neden bana yardım etmedin ?The gun didn't belong to me. Why didn't you help me?
Ne zaman ekmek almaya çıksam Silahınla birlikte geliyorsunEvery time I went to buy bread with you, you brought a gun with me!
(Kepenk açýlma sesi) (Silah sesi). .
Bu planın bir kısmı, saldırı silahlarının yasaklanmasını sağlayıp sağlayamayacağımıza bakmak.Part of it is seeing if we can get an assault weapons ban reintroduced.
Ucuz el silahları kullanıyorlar.They\'92re using cheap hand guns.\
Vali Romney, Soru, saldırı silahlarıyla, AK-47'lerle ilgiliydi.Governor Romney, the question is about assault weapons, AK-47s.\
Bu silahları kendi vatandaşlarına karşı kullandılar ve Amerikalılar'ı da öldürdüler.They used those weapons against -- against their own citizens and killed Americans with them.
Yani, eğer insanlar kabul ederlerse, siz de bu silahların kullanımını desteklerdiniz? Romney:So I could -- if you could get people to agree to it, you would be for it?\
Sayın Başkan, sorunun konusu silahlar idi, bu yüzden ilerlememiz gerekiyor. Obama:The question, Mr. President, was guns here, so I need to move us along.\
Biliyorsunuz, soru silahlar üzerineydi.You know, the question was guns.
Silahlandırmaya devam ediyor.He keeps mobilizing.
Çin'den gönderdiğiniz silah ve cephaneler... ... depolarımıza stoklandı.The weapons and ammunition you sent from China have been stored in our warehouses.
Ve gördüğü de elinde silahı olan bir hırsızdır.And what does he see but a burglar with a gun in his hand.
"Genler silahı doldurur, çevre ise tetiği çeker."And that saying is that genetics loads the gun, but the environment pulls the trigger.
Silahımız, sanat.Art is our weapon.
Amerika, onlara silah ve para verdi, destek ve cesaret verdi.America gave them weapons, gave them money, gave them support, encouragement.
Sonra dedi ki, "Silahım şeker saçıyordu."And he said, "My gunner was throwing candy."
Silah şeker atıyordu.The gunner was throwing candy.
Hamid öldürüldüğünde silah seslerini duyduk ve saklanmaya çalıştık.We heard live fire at the time Hamid was killed and ran to cover.
Bir an silah ve bombardıman sesi duyduk ve Hamid pas atarken yere düştü.Suddenly, we heard shooting and shelling and Hamid fell down as he passed the ball.
Kullandıkları silahlar inanılmaz.The weapons they use are unbelievable.
Fakat burada, bu araçları doğaçlama yapıyoruz, misal silah atışları.But here, we improvise these items, like the gunshots.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.My only weapon was my notebook and my Leica.
Onların nükleer silah geliştirmeklerinin ana aracı Natanz uranyum zenginleştirme tesisi.Their major asset for developing nuclear weapons is the Natanz uranium enrichment facility.
Ve bunu yaparsanız, sonunda siber bir kitle imha silahı elde edersiniz.And if you do that, what you end up with is a cyber weapon of mass destruction.
Terörizmle olan bu savaşta, öldürücü olmayan silahlarla dolu bir cephane inşa etmeliyiz.We need to build an arsenal of noncombative weapons in this war on terrorism.
Toulon Kuşatması'nda isyanı bastırabilmek için ağır silahları etkileyici biçimde kullanabilmişti.In the Siege of Toulon he was able to use artillery effectively to suppress a rebellion.
Pemulroy siyaseti reddedecek ve ateşli silahlar tarafından öldürülemeyeceğine inanarak,Pemulroy will reject diplomacy and will declare the first war on Australian soil
Garip şapkaları, silahları var.Funny hats, they have guns.
Onları görünce, silahlarını indirip saklanırdı Yankiler.When the Yankees saw them coming, they'd lay down their guns and hide.
Kaç yaşında olduğunu soramıyordunuz bile çünkü elinde silahı vardı.You can't ask him how old he is because he has guns.
Şu an ona nasıl bir başlık verebileceğimi buldum:Silahların DiliBut now I think that I would have titled it, "The Language of Guns."
Peki silah endüstrisi yeniden inşa için bir gereç midir? Veya bir oyun mudur?But is gun industries a tool to rebuild, or is it a game?
Bunlar silahların dili yüzündenThat's because of the language of guns.
Ama silah endüstrisi için ne yapıyor?But what is doing with gun industries?
(Silah sesleri)(Gunshots)
Tek bir uzak gök clap geldi sıkıntı bir silah gibi deniz.A single distant clap of thunder came from the sea like a gun of distress.
Vioxx, kitle imha silahları, hileli oy pusulaları.Vioxx, weapons of mass destruction, hanging chads.
Herhangi bir yerde kamuya açık bir konuşma yapması gerektiğinde silahlı korumalar olmadan yapamıyor.When Paul speaks in a public hearing, he can't testify without armed guards.
Oyunda dünya bankası var, silah tüccarları var, birleşmiş milletler var.There's a World Bank, arms dealers and a United Nations.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod